Doğu Türkistan ve Etkin Tepkisizlik


Uzak diyarlardan gökyüzüne feryat sesleri yükselirken dünya sanki hiçbir şey yaşanmıyorcasına yaşananları izlemekle yetiniyor. Uzun yıllardır baskı ve zulüm edilen Uygur Türkleri yepyeni bir zulme maruz kalmaktadır. Her tartışmada asimilasyon denilince ilk sunulan örneklerden biri olan bu mevzu yine benzer fakat suni haykırışlarla çözüm aranılmaya çalışılıyor. Ne zaman ölüm haberi gelse bölgeye gözümüzü diker iki üç tepkiden sonra susup hayatımıza kaldığımız yerden devam ederiz.

Olayı ben farklı yönlerden ele almak istiyorum. Evvela bahsi geçen konunun üzerine düşülüp araşıtırılmalı. Sadece asimiliasyon veya zulüm konularında basit bir örneklemeden öteye geçmeli burada yaşananlar. Uzun süreden beri Çin’in bölgeye dair uyguladığı politikalar organize bir o kadar da acımasız bir asimilasyon politikası yürütmekte. Giderek düşen Türk nüfusu diğer taraftan her geçen gün artan hatta bu bölgeye göç edilmesi için teşvik ettirilen çinliler bölgedeki hakimiyeti gün geçtikçe arttırmaktadır.  Nüfus, kültür ve sosyo ekonomik bakımından iplerin çinlilerin eline geçmesi ne yazık ki bölgede ki planların uygulamaya sokulmasının işaretidir. Böyle bir asimilasyona yıllarca maruz kalan Uygur Türkleri ne hikmetse ancak kendileri şiddete maruz kalınca dünyanın! dikkatini çekebiliyorlar. Dünyanın dediğime bakmayın benzer bir olay farklı bir coğrafyada yaşansa BM hemen toplanıp çeşitli kararlar alınabilirdi. İç işlerinden ibaret sayılan olaylar ne yazık ki dünya kamuoyunda çok fazla rağbet gören bir olay değil. Biz de kendi üzerimize düşen görevlerimizi yapmalı bölgedekilere destek vermeli propagandasını yapmalı orada yaşananları herkese anlatmalıyız. Olayı iç mesele boyutundan insan hakları boyutuna çektiğimiz an kazanmaya başladığımız andır.

Mevzuya bir başka yönden bakmak gerekirse açık yüreklilikle söylemek gerekirse ne yazık ki yaşanılanlar bir avuç insan haricinde kimsenin umrunda değil. Öyle ki üç beş eften püften boykottan başka bir şey yapılmadı. Dünya medyasında tam bir propaganda yapılamadı. Saman alevi misali bir gün için de bu tepkiler yanıp söndü. Olaya başta devletimiz sonra da sivil toplum örgütleri eğilmeli ve ilgilenmelidir. Bu tarz bayat tepkilerle kimse ne kılını kımıldar ne de parmağını kaldırır.

Son olarak konuyla ilgili değinmek istediğim nokta dünyanın olaya etkin tepkisiz yaklaşımıdır. Çin’in gün geçtikçe büyümesi, dünya ekonomisinde söz sahibi olması, yatırımlar açısından çok uygun bir ülke olması etkin bir tepkinin önüne geçmiştir. Kimse basit ! bir krizden dolayı Çin’i karşısına almak istemediğinden ne yaptırım ortaya çıktı ne de insan hakları ihlallerinden dolayı bir uyarı geldi. Açıkçası ülkemizin de bu konuda pek yapacağı bir şey yok. Diplomatik yollardan her hangi bir çözüm bulunamayacı aşikar önemli olan olayı gündemde tutarak yaşanılanları tüm dünyaya göstermek. Bunu da ancak uluslararası örgütlerin gündemine getirterek gündem yaratabiliriz.

Bir haftadır ülkemizde yaşanılanları, yazılanları dikkatle takip ediyorum. Beni tatmin eden, olaya akılcıl bir çözüm getiren yazı okumak nasip olmadı. Herkes Çin’i lanetliyordu başka da birşey kimsenin elinden gelmiyordu. Krizi Çi’in iç işleri olarak görmek etkin tepkisizlik politikasına devam etmemiz beni pek şaşırtmadı. Politikalarımız hep yapmacık hep içi boş olduğundan varsın soydaşlarımız zulüm görsün ne çıkar. Üç beş çin malı yakıldığında tatmin olunan bir milletiz ama bilmiyoruz ki uygur türklerinden daha fazla kuşatılmışız…

Etiketler:

Benzer Yazılar

Yazar:
Önceki Yazılar Sonraki Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0 paylaşım