Tarih: Şubat 22, 2008 - Yazan: yusuf
Tarihi Harekat
Türkiye yepyeni bir güne uyanırken yepyeni bir sürece doğru ilerlediğinin de farkında değildi. Gündüz haberlerinde flaş haber olarak bültenlere düşen kara harekatı ülkemiz için çok önemli bir sürecin başlangıcı olmaktadır. Birçok akademisyen, köşe yazarı beklenen kara harekatının bu kadar erken olacağını beklemiyordu. Öncelikle hava bombardımanı ile başlayan harekat muhtemeldir ki MGK toplantısında alınan kara harekatı kararı ile pekiştirilmek istenmiştir. Kış şartlarının zorlu olduğu bir dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerinin nokta hedefler seçilerek operasyon yapacağını tahmin edilmekte. Mühimmat ve lojistik destekleri hava harekatı ile kesilen pkk kamplarına süpürme taktiği ile boşaltılmaya ve imha edilmeye çalışılacaktır. İşin askeri yönünü böyle iken siyasi yönü daha ilgi çekicidir.
Türkiye terörle mücadele konusunda artık son aşamaya gelmiştir. Yapılan bu harekatın son olacağı kanısında olmamakla beraber yapılan bu operasyon geçmişteki emsallerinden farklı olarak uluslararası camiadan da destek almıştır. Bu bağlamda Türkiye’nin eli daha da kuvvetlenmektedir. ABD ve AB’den gelen olumlu mesajlar terör örgütünün yok edilmesi konusunda Türkiye’nin işini kolaylaştırmaktadır. Zaten Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 51. maddesine (Bu Antlaşma’nın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya dek, bu üyenin do al olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez. Üyelerin bu meşru savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler hemen Güvenlik Konseyi’ne bildirilir ve Konsey’in işbu Antlaşma gereğince uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için gerekli göreceği biçimde her an hareket etme yetki ve görevini hiçbir biçimde etkilemez. ) dayanılarak meşru müdafaa hakkı olarak nitelendirilen bu harekât Irak yönetimi tarafından da olumsuz bir şekilde kabul edilmemiş ve sadece sivillerin güvenliği konusuna dikkat çekmişlerdir.
Türkiye kanımca bu süreci uluslararası ilişkiler ve diplomasi bağlamında iyi yönetmeyi başarabilmiştir. Alınan bu dış destek terör örgütünün izole edilmesi için ileride Türkiye’nin işine yarayacaktır. Çünkü terör ile mücadele sadece savaş alanlarında yapılacak bir mücadele değildir. Türk ordusunun bu harekâtta kazanacağı başarı ve psikolojik üstünlük ile hem terör örgütüne olan desteğin azalmasını sağlayacak hem de çeşitli devletlerin terör örgütüne olan desteğini azaltacaktır. Bu bakımdan terör ile mücadele topyekun olarak düşünülmeli ve terör örgütünün hem iç hem de dış destek kanalları kapatılmalıdır. Tabiî ki bu süreçte bölgeye yapılacak atılımlar, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçların ulaştırılması konusunda daha fazla adım atılıp iyileştirme konusunda icraatlara devam edilmelidir.
Sonuç olarak bölgede büyük bir güç olan Türkiye gerektiğinde gereken cevabı verebilme kabiliyetini bir kez daha göstermiştir. Allah Mehmetçiğin yardımcısı olsun.

