﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kişisel Blog Sitesi &#187; Erzincan</title>
	<atom:link href="http://yusufguleryuz.com/tag/erzincan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yusufguleryuz.com</link>
	<description>Yusuf Güleryüz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 May 2012 19:03:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bilmediğiniz Çok Şey Var Buraya Dair</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/07/bilmediginiz-cok-sey-var-buraya-dair/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/07/bilmediginiz-cok-sey-var-buraya-dair/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 20:26:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinmeyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Çayırlı]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Keşfet]]></category>
		<category><![CDATA[Refahiye]]></category>
		<category><![CDATA[Tercan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[Bilmediğiniz çok şey var buraya dair. Bilinenleri tamamen unutun. Unutun size anlatılanları. Unutun buraya adım atana kadar. Kendiniz gelip görün. Buranın havasını içinize çekin ciğerleriniz yanarcasına. Bilmediğiniz çok şey var buralara dair. Bildiğiniz gibi farklı değil burası. Aslında burası kurak bozkırların için de şirin bir şehir. Ne iklimi farklı, ne insanları ne de konuştukları. Burası [...]


No related posts.

Related posts brought to you by <a href='http://www.wordpressconnect.net/amazonpress/'>Amazon plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bilmediğiniz çok şey var buraya dair. Bilinenleri tamamen unutun. Unutun size anlatılanları. Unutun buraya adım atana kadar. Kendiniz gelip görün. Buranın havasını içinize çekin ciğerleriniz yanarcasına.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-352"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bilmediğiniz çok şey var buralara dair. Bildiğiniz gibi farklı değil burası. Aslında burası kurak bozkırların için de şirin bir şehir. Ne iklimi farklı, ne insanları ne de konuştukları. Burası yaşadığın şehrin küçük bir parçası. Herkesin farklı ama bir o kadar eşit olduğu bir şehir. Öyle bir şehir ki 17 kez haritadan silinmiş. Her yok oluş yeni bir var oluş bu şehir için. Yepyeni bir başlangıç fırsatı. Hep acılarla dolu olan bu şehir aslında fırsatları kendi kendine yaratmış, var olmaya çalışmış. Evet burası doğuda küçük bir şehir fakat bilmediğiniz çok şey var buraya dair. Ben bile yaşadıkça daha çok seviyorum. Farklı zamanları yaşıyorum. Farklı bir şehrin keyfini sürüyorum. Yerleşik yabancı modunda bu şehri keşfetmeye çalışıyorum. Bu şehir hep kendinden depremlerle andıran , nüfusu gurbet ellerine emanet Erzincan şehri. Bu yazılanlar Erzincan&#8217;a ait. Hep vazgeçilmiş ama hiç unutulmamış.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu şehre dair benim aklımdan geçenler bunlar.  Prof. Dr. Mikdat Hoca ise buraları şöyle anlatmış köşe yazısında.</p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p><strong><span class="haberdevambaslik">Geçiyordum uğradım Refahiye’yi çok sevdim</span></strong></p>
<p><strong>Büyük kentlerin kızgın betonlarından, bunaltıcı neminden kaçıp nefes alabileceğiniz bir rotada yolculuğa çıkmak istiyorsanız Anadolu Platosu sayısız fırsat sunuyor.</strong></p>
<p>Van dönüşü, Erzincan’ın Refahiye ilçesine uğradım. Halkının misafirperverliğine, doğasına, püfür püfür ormanlarına hayran kaldım.</p>
<p>Çok planlı programlı ve ciddi bilinen biri olmama rağmen sürprizi, şaka yapmayı severim. Öğrencilerim, akademisyen arkadaşlarımla Van’daki 10 günlük teknik inceleme gezisinden İstanbul’a dönerken Erzincan’ın Refahiye ilçesinde sınıf arkadaşım Cemalettin Haberdar’ı hatırladım. İstanbul İnşaat Teknik Lisesi’nde yatılı okurken hep hasretle “ah, vah Refahiye” deyip dururdu. Erzincan-Refahiye yolunda aklıma gelince telefon ettim. “Senin memleketten geçiyorum” deyince “illa da benim köye de uğrayın” diye tutturdu.</p>
<p>Otobüsümüzü Refahiye Kayı köy’e döndürüp, köyün misafirhanesinde birkaç saat konakladık. Allah’tan habersiz gittik! Yoğurtlar, ayranlar, çaylar, peynirler, ekmekler hemen önümüze boca edildi. “Neden bir gün önce haber vermedik, neden bir gece kalmadık” diye bir sürü sitem ettiler. Anadolu insanının bu candan yakınlığı her şeyden daha fazla bizi etkiledi. “Tanrı misafirliği” dünyada başka hangi ülkede var? Yurdumun insanına kalacak yerim ya da yiyecek param yok filan demenize gerek yok! Bu gün hâlâ Anadolu’da herhangi bir köye gidip selam verin, sizi başları üzerinde tutarlar.</p>
<p><strong>İSMİNİ ŞEFİK PAŞA VERMİŞ<br />
</strong><br />
Erzincan’ı hep yaşadığı acı depremlerle duymuştum. Refahiye’yi de Cemalettin’den. Araştırınca, her yerde Refahiye’yle ilgili aynı bilgilerle karşılaştım. Özetle, eski adı Gercanis olan Refahiye, 1884 yılında ilçe olmuş. O tarihte Erzincan Mutasarrıfı Şefik Paşa bu bölgeye geldiğinde ormanı, suyu ve havasının güzelliği dikkatini çekmiş. Bunun üzerine buraya “refah yer” manasına gelen “Refahiye” adını vermiş. Atatürk, Milli Mücadele’nin başladığı günlerde, 29 Haziran 1919’da, ilçede bir gece konaklamış.<br />
Kayıköy’üne gelince, Selçuklular zamanında Kayı adında bir kişinin buraya gelip yerleştiği ve köyü kurduğu rivayet edilmekte. Köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlıyor. Köyün ilçe merkezine uzaklığı 17 kilometre. Bu köyden yetişip hizmetleri ile ülkemizde iz bırakanlarının başında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım geliyor.<br />
Refahiye, Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesini birbirinden ayıran ve Yeşilırmak ve Fırat gibi önemli nehirlerin su toplama havzası olması nedeniyle büyük bir önem taşıyor. Bu nedenle tarih boyunca birçok medeniyete de ev sahipliği yapmış. Bunlardan kalan en önemli eserler, Kutlutepe Kalıntıları, Kadıköy Kilisesi, Kutsal Kaya-Roma Antreposu ve Merkez Camii.</p>
<p><strong>ULAŞIMI KOLAY<br />
</strong><br />
Refahiye, Erzincan’a 71 kilometre uzaklıkta ve E-80 devlet karayolunun üzerinde, ulaşımı kolay. İlçe, çam ormanları açısından zengin. Soğukgöze, Karaçam mevkileri arasındaki, iki bin metre irtifadaki Dumanlı Yaylaları, soğuk su kaynakları, göleti, piknik alanları ve güzel kayak tesisleri turizm açısından önem taşıyor.<br />
Yazın şu sıcak günlerinde Köroğlu Mağarası, Bal Kaya, Gölet, Dumanlı Yaylaları ve Refahiye ormanlarını içeren bir turda ferahladığınızı hissedebilirsiniz. Dumanlı Yaylaları’nın, Refahiye Ormanları’nın bitki örtüsü görülmeye değer. Buralar doğal güzelliği, temiz havası, bol soğuksu kaynakları, av hayvanları ve kamp imkânları ile yaz ve kış, tüm yıl boyunca turizme açık. Eğer ağustosta buraya yolunuz düşerse Bal Festivali’yle karşılaşacaksınız. Bana anlatıldığı kadarıyla, görülmeye değer bir şölen. Sakın kaçırmayın derim!</p></blockquote>


<p>No related posts.</p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://www.wordpressconnect.net/amazonpress/'>Amazon plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/07/bilmediginiz-cok-sey-var-buraya-dair/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>13 Mart 1992</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/03/13-mart-1992/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/03/13-mart-1992/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 12:45:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[13 Mart 1992]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan Depremi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[Bu tarihi ömür boyunca unutmayacağıma eminim. Bir insanın hayatı nasıl kendi isteği dışında değiştiğinin örneklerinden biridir herhalde. Akşam tvde haberleri izlerken saat 19:23 olduğunda gözüm duvardaki saati kontrol etti ve  anneme dönüp geçmişi hatırladık. Dün gibi hatırlıyorum çocukluk yıllarımın , belkide hayatımın en önemli olaylarından birini. Çaylarımızı hazırlamış yudumlarken trt kanalını açmış annem, babannem ve [...]


No related posts.

Related posts brought to you by <a href='http://www.wordpressconnect.net/amazonpress/'>Amazon plugin</a>.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu tarihi ömür boyunca unutmayacağıma eminim. Bir insanın hayatı nasıl kendi isteği dışında değiştiğinin örneklerinden biridir herhalde. Akşam tvde haberleri izlerken saat 19:23 olduğunda gözüm duvardaki saati kontrol etti ve  anneme dönüp geçmişi hatırladık. Dün gibi hatırlıyorum çocukluk yıllarımın , belkide hayatımın en önemli olaylarından birini. Çaylarımızı hazırlamış yudumlarken trt kanalını açmış annem, babannem ve kardeşimle televizyon izlerken saatler 19:22de bir dakika sonrasında hayatımızın tamamiyle değişeceğinden habersiz oturuyorduk. Saatler haber bülteninde erzincan depreminin vaktini söylediği vakit benim ve ailemin hayatı tamamiyle değişmişti. Bu yazıyı yazarken bile babannemin beni tutup dışarıya koşması, kardeşimle anneminde aynı şekilde dışarıya çıkmaları gözlerimde canlanıyor. Bahçeli bir evde oturduğumuz için evimizde çok şükür pek bir hasar yoktu fakat ben o gece erzincanı büyük bir felaketin vurduğunu az çok tahmin etmiştim. Dışarı çıkar çıkmaz çam ağacını  halen sallandığını gördükten sonra, dışarıdan gelen çığlık ve bağrışmaları duyduğumda hemen kendimi dışarı, sokağa atmıştım.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Hayatımın her anında örnek aldığım ve alacağıma dair kendime söz verdiğim rahmetli dedem yatsı namazına gitmişti ve aklım onda kalmıştı. Sokağın başındaki lambanın altında arka fonda bizimkilerin “yusuf uzak bir yere gitme” seslenişleri ile dedemi karanlık sokakta gelirken gördüğümde hayatın ne garip olduğuna bir kez daha inanmıştım. Bizim oturduğumuz bölgede çok katlı binalar olmadığı için pek yıkılan binalar yoktu fakat ben dedemin gelişine sevinirken başka canlar, hayatlar beton yığınlarının altında kalmış resmi rakamlara göre 700 den fazla kişi vefat etmişti. Dedeme sıkısıkıya sarılışım, elimden tutup beni eve götürmesi hala hatıralarımda.  O vakitlerde babam gece vardiyasında olduğu için gözümüz hep telefonda babamdan haber bekliyorduk ve şükürler olsunki fabrikada hasar olmasına rağmen kimseye birşey olmamıştı. Şimdi hatırlıyorumda babam daha bir zayıf saçları daha bir fazlaydı. Kolay değil 16 yıl geçmiş bu üzücü olaydan ve sadece babamın değil hepimizin hayatı değişmişti.</p>
<p align="justify">Karanlıkta geçen saatler, soğuk kış günleri, yardım kuyrukları felan bunların hepsi insanın hatıralarında önemli bir yer tutsada değiştirecek ehemmiyette değildir herhalde. Benim hayatımı değiştiren olay birgün babamın gelip tayin listesiyle ilgili görüşlerimizi almasıydı. Ya bursaya gidecektik, ya adanaya ya da manisaya. İnsanın ömründe kırılma noktaları varya bizim için de kırılma noktası o andı herhalde. İlkokul ikiye giden bir velet olarak bursa ve adananın ismini duymuş fakat manisanın ismini hiç duymamıştım hatta haritada yerini bile bilmiyordum. Hayal meyal hatırladığım kadarıyla ders kitabımın arkasındaki haritayı alıp erzincandan manisaya kırmızı bir çizgi çizmiştim. Çizdikçe bitmeyen bir yoldu bu. Önce sivası geçiyorsun sonra ankaraya geliyorsun ve batıya doğru gitmeye devam ediyorsun. Afyonu geçerken ileride afyonun hayatımın bir kısmında çok önemli olacağını bilmeden çizmeye devam ediyorsun. Çizdikçe kaderimizin bize bahşettiği yere doğru iyice yaklaşıyordum. Dosdoğru gidip manisada durmuştum. “Vay be ne uzak” dediğimi hatırlıyorum. Gerçektende uzak çok uzak geliyor insana. Hele gurbete gittiysen uzak kelimesinin yerine daha acıklı eşanlamlı kelimeler bulmaya çalışıyorsun. Hayatımı bundan sonra çizecek olan şehr-i manisaya gitmek, mahalledeki arkadaşlarımdan, abilerimden ayrılmak, yaz vakti topluca daldığımız bahçelerden , mahalle maçlarımızdan, ilkokulumdan, akrabalarımdan yani erzincandaki hayatımdan içkuvvetlerin etkisiyle ayrılmak zorunda kalmıştım.</p>
<p align="justify">Manisa benim için tam bir bilinmezlikti ve doğduğum şehre göre daha büyük ve gelişmiş olan bu şehre ayak uydurmak çokta problem olmamıştı.Eğitim hayatımda bu noktalara gelmemdeki en büyük pay sahibi olan Mukadder Dane hocamı tanımış olmam benim Manisadaki en büyük şansımdı. Onun hakkını inşallah adı bende saklı bir hediye ile ödeyeceğim ileride. Hani derler ya musibette bile hayırlı birşeyler vardır diye hakketende başıma gelenler örnek olarak verilebilir. Çok kral arkadaşlıklar, dostluklar kurdum buralarda. Halen görüştüğüm çok değerli arkadaşlarım, dostlarım ve kardeşlerim oldu. Belki gurbette yaşamak zor geldi bayram vakitleri fakat buralardaki dostlar hep bu boşluğu doldurdu. Manisaya yakın olduğu için İzmir’de okumalar ve oradada çok kral insanlarla tanışmam herhalde bir lütuftur bana.</p>
<p align="justify">Bazen derinlere dalıp düşünüyorumda eğer deprem olmasaydı ben şimdi nerelerde olurdum. Muhtemelen üniversiteye gitmiş olacaktım fakat hangi şehirde hangi bölümde olacağımı pek kestiremiyorum. Zaten biraz daha düşünürsem kafayı yiyeceğimi bildiğim için hemen fikrimden bu düşünceleri siliyorum. Şu anda soluk alıp verirken hayatımı gözümün önüne getiriyorum ve ne olursa olsun mutlu olduğumu düşünüyorum.</p>
<p align="justify">Mevzu depremi anmaktı fakat biraz hayat hikayesi gibi oldu. Ayrıca burada dikkat çekmek istediğim konu ise hala milletçe depreme hazır değiliz. Dün gerçekleşen 4.8 büyüklüğündeki deprem ile memleketteki deprem gerçeği bir kez daha hatırlanmış oldu fakat alınan önlemlerin yeterli olmadığı kanısındayım. Memleketin her tarafı deprem kuşağında olduğu için sadece İstanbul mevzu bahis olmamalı ve topyekün önlemlerin alınması gerekiyor. Biz unutsak bile deprem kendini unutturmuyor maalesef.</p>
<p align="justify">Uzun bir fikriyat oldu herhalde. Herkesin hayatında dönüm noktaları vardır. Yukarıda yazılanlarda hayatımdaki dönüm noktalarından birtanesi fakat en önemlilerinden biri kanımca. Hayat tüm süprizleri ile devam ediyor zaten bakalım daha neler göreceğiz.</p>


<p>No related posts.</p>
<p>Related posts brought to you by <a href='http://www.wordpressconnect.net/amazonpress/'>Amazon plugin</a>.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/03/13-mart-1992/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

