﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kişisel Blog Sitesi &#187; Politika</title>
	<atom:link href="http://yusufguleryuz.com/category/politika/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yusufguleryuz.com</link>
	<description>Yusuf Güleryüz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 21:18:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sovyetler Birliğinin Yıkılma Süreci</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2012/01/sovyetler-birliginin-yikilma-sureci/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2012/01/sovyetler-birliginin-yikilma-sureci/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 15:19:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[sovyet sosyalist cumhuriyet birliği]]></category>
		<category><![CDATA[sscb]]></category>
		<category><![CDATA[sscb çöküş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufguleryuz.com/?p=845</guid>
		<description><![CDATA[Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), Rus Çarlığı&#8217;nın 1917&#8242;deki Büyük Ekim Devrimi&#8217;yle yıkılmasından sonra aynı topraklar üzerinde kurulan ve 1991&#8242;e kadar varlığını koruyan bir devlet olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. Rusya’da 1917 Bolşevik ihtilali ile uygulamaya konan Sovyet sosyalist sistem ise özellikle II.Dünya Savaşından sonra etkisini arttırdığı tüm Doğu Blok ülkelerinde ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel yapılarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), Rus Çarlığı&#8217;nın 1917&#8242;deki Büyük Ekim Devrimi&#8217;yle yıkılmasından sonra aynı topraklar üzerinde kurulan ve 1991&#8242;e kadar varlığını koruyan bir devlet olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. Rusya’da 1917 Bolşevik ihtilali ile uygulamaya konan Sovyet sosyalist sistem ise özellikle II.Dünya Savaşından sonra etkisini arttırdığı tüm Doğu Blok ülkelerinde ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel yapılarında köklü değişiklikler getirmiş ve 1991 yılında çökmüştür.</p>
<p>Soğuk Savaş döneminin çift kutuplu dünyasında Doğu Bloğunun lideri olan SSCB’nin ABD ile giriştiği üstünlük mücadelesinde değişen dünya şartlarına ayak uyduramaması, iki kutuplu dünyada bir tarafta ekonomide özel mülkiyet ve özel sektör ile liberalizmi savunan hür dünya ülkeleri yer alırken; diğer tarafta, kamu mülkiyeti ve merkezî planlamaya dayanan sosyalizmi savunan Doğu Blok ülkeleri arasındaki rekabette Sovyetler Birliği özellikle 80’li yılların sonlarında yenik düşerek dağılma sürecine girmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sosyalist devlet sistemini benimseyen Sovyetler Birliği, ekonomik faaliyetlerin en güçlü kaynağı olan özel mülkiyet, özel sektör, miras ve kâr sistemini reddetmiştir Dışa kapalı ve rekabetten yoksun bir yapı içinde oluşan  Sovyet ekonomisi, rekabet gücünü kaybetmiştir ve bu sebeplerden dolayı yıkılış sürecini hızlandırmıştır.Sovyetler Birliği’nde ağır şartlarda uygulama imkânı bulan sosyalist sistem, çok ağır insanî ve iktisadî bedellere karşılık yalnızca ağır sanayide ve sosyal güvenlik sisteminde başarılı olabilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ekonominin merkezî planlamayla yönlendirilmesi başarılı olmamıştır. ABD ile girişilen silahlanma yarışı ekonomik yatırımları olumsuz etkilemiş, tarım sektöründe ve tüketim malları üretiminde yetersiz kalmıştır. Sosyalizm, sanayi toplumu aşamasında iken, verimliliğin ön plana çıktığı dünya şartlarında tıkanıp kalmış; uzay yarışına katılan bir devletin insanları, dünya standartların altında bir yaşam seviyesine mahrum kalmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Totaliter yönetimi benimseyen Sovyetler Birliği’nde, ferdî düşünme ve inisiyatif ile temel insan hak ve hürriyetleri ise tamamen ortadan kaldırılmış ve değişen dünya şartlarına ayak uyduramamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sosyalist sistemin en büyük zaafı ise liberalizmin aksine insanı sadece maddî bir varlık ve sıradan bir üretim faktörü olarak ele almıştır. Uygulamış olduğu politikaları ise zor ve baskı yöntemi ile uygulaması Sovyetler Birliği’ne ve rejime olan tepkiyi arttırmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu tepkilere karşı koymak için Kruşçev zamanında totaliter kontrol sisteminden idarî tedbirlere geçilmesi, böylece zora başvurma imkânının ortadan kalkmasıyla birlikte dayandığı iki temeli de kaybeden sistem yıkılmış ve geride bıraktığı büyük bir enkaz, boşa çıkan ümitler, karşılığı elde edilemeyen maddî ve manevî fedakârlıklar ve hayal kırıklığı ile tarihin derinliklerine gömülmüştür. <a title="" href="#_ftn1">[1]</a>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sosyalist sistemin en somut örneği, büyük ekonomik, sosyal ve siyasî problemlerle boğuşmakta olan Rusya’da, bu ortamdan beslenen Bolşeviklerin  gerçekleştirdiği 1917 Sovyet Devrimi’nden sonra görülmüştür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Lenin&#8217;in başında bulunduğu yeni hükümet derhal iki kararname çıkardı. Bunlardan birisi toprak mülkiyetinin kaldırıldığına, diğeri de sulh görüşmelerine başlamak lâzım geldiğine mütedair idi. Hükümet siyasî ve iktisadî işlerini yoluna koyabilmek için serbest kalmak istiyordu.<a title="" href="#_ftn2">[2]</a>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sovyet yönetimi işe başlar başlamaz kamulaştırma yöntemini uygulamış ve tüm toprakları köylülere dağıtmıştır. Ticaretteki gizlilik ortadan kalkmış ve devletleştirme sistemi özel bankalar nezdinde uygulanarak tüm özel bankalar devleştirilmiştir. Devlet içinde muhalif hareketlerin önü kesilmeye çalışılmış ve tüm muhalifler özel birlikler sayesinde etkisiz hale getirilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1921 yılında ise tüm bu baskı ve kontrole rağmen Sovyet yönetimi Mart 1921’de stratejik bir geri adım olarak Yeni Ekonomi Politikası (NEP: Novaya Ekonomiçeskaya Politika: New Economic Policy) kabul edilmiştir. <a title="" href="#_ftn3">[3]</a> Bu politika ile Rus ekonomisini çöküşten kurtarmak amacıyla <a title="Lenin" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Lenin">Lenin</a> tarafından ortaya koyulmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1924 yılında iktidara geçen Stalin ise Yeni Ekonomi Politikasından vazgeçerek, yeniden sola dönüş hareketi başlatmış ve köklü ve baskıcı rejim uygulamalarına devam etmiştir. İktisadi büyümenin diktatörlükle yürütüleceği bir döneme girilmiş ve baskı yönetiminin etkisi artmaya başlamıştır. Sadece iktisadi anlamda değil toplumsal yaşamın her kademesinde devletin baskısı hissedilmeye başlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uygulanan Beş Yıllık Planlar genellikle öngördükleri hedeflerin gerisinde kalmakla birlikte, SSCB’yi bir sanayi ülkesine dönüştürmek suretiyle amacına ulaşmıştır. Toprakların kamulaştırılması, ürünü düşük fiyatla alıp tüketiciye yüksek fiyatla satarak ağır sanayinin finansmanını sağlamak gibi pragmatik bir amaçla gerçekleştirilmiştir. Tarım kesiminde hızla gerçekleştirilen bu kamu mülkiyeti, sosyalist sistemin kuruluşu yolunda atılmış en önemli adımlardan birini teşkil etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Stalin döneminde hayatın her alanında totaliter bir yapı hâkim olmuş, bireylerin hak ve özgürlükleri devamlı surette devletin sınırlamaları içinde kalmıştır. Bu dönemde uygulanan sola dönüş, diplomatik sahada da dışa kapanmayı getirmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı devlet sistemlerinde büyük bir değişikliğe sebep olmuş ve SSCB savaştan ABD’ye rakip ikinci büyük güç olarak çıkmıştır. Sanayi’de yapılan çalışmalar ve yatırımlar ile SSCB’nin süper güç olmasını sağlamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sovyetler Birliği sanayide kazanmış olduğu bu başarıyı diğer sektörlere yansıtamamıştır. Dünyanın ikinci büyük askerî gücüne sahip olduğu halde, Adolf Hitler’in deyişiyle, “Makine ve top yağı üreten, ancak tereyağı üretemeyen” bir harp devleti haline gelmiştir.<a title="" href="#_ftn4">[4]</a>
<p>&nbsp;</p>
<p>Stalin’in ölümü üzerine 1953’te iktidarı ele geçiren Kruşçev, uygulamış olduğu tarım projeleriyle iktidarını güçlendirmiş, şiddet yöntemlerini eleştirerek Stalin’in geçmiş dönem politikalarından kurtulma yollarına başvurmuştur. Savaşların kaçınılmazlığı görüşünü terk ederek ‘Barış İçinde Bir Arada Yaşama’ tezini ortaya koymuştur.<a title="" href="#_ftn5">[5]</a>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uygulanan tüm bu politikalar ise ekonomideki başarısızlığa çare olamamış ve  Kruşçev’in iktidarını sona erdirmiştir.Ekim 1964’te Kruşçev’in yerine geçen Brejnev döneminde tarımda olumlu gelişmeler sağlanmış, sanayide teknolojileri yenilemeye yönelik programlar uygulanmaya başlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1971’den sonra Batıya karşı sistemli bir yumuşama (detant) politikası uygulamaya başlamıştır. Bu politikayla birlikte Batıyla ticarî ilişkiler gelişirken, teknoloji ithalatı hız kazanmış, ekonomik büyüme hızı yükselmiştir. Bu gelişmeler ülkede refah artışını getirmiş, SSCB’nin dış itibarı da yükselmiştir. Fakat bu dönemde  Sovyetler Birliği, istihdam fazlalığı, bütçe açıkları, piyasada durgunluk, gibi sorunlarla mücadele etmeye devam etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Brejnev’den sonra Andropov ve Çernenko başkanlığa geçmiş fakat uyguladıkları politika yetersiz kalmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çernenko’nun da Mart 1985’te ölmesiyle yönetime geçen son SSCB lideri Mihail Gorbaçov, ekonominin temel probleminin merkezî ve katı bir planlamadan kaynaklandığını tesbit etmiştir.<a title="" href="#_ftn6">[6]</a> Siyasi reformlarla sovyetlerin (yerel ve ulusal meclisler) yetkisi arttırılırken, daha önce izlenen liberalleşme politikası ile artan ulusal ve toplumsal canlanmanın bu yolla sistemle bütünleştirileceği ve sovyetlerin partiden boşalan denetleme işlevini üstlenerek bürokrasiyi dengeleyecek bir güç merkezi haline geleceği düşünülmüştür. <a title="" href="#_ftn7">[7]</a>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünyaya kapalı kalmasının bir sonucu olarak çağ dışı kalan ve hantallaşan sistemin ve toplum hayatında yaşanan durgunluğun ancak köklü hamlelerle çözülebileceği kanaatini taşıyan Gorbaçov, Şubat 1986’da Perestroika (Yeniden Yapılanma) ve Glastnost (Açıklık) politikalarının kabul edilmesini sağlamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gorbaçov’un siyasal reformlar ve açıklık (glasnost) politikasıyla yeniden yapılandırmanın (perestroyka) önündeki bürokratik direnci kırıp reformlar için halk desteği sağlama düşüncesi, neticede kontrolü kaybetmesine, devlet otoritesinin çözülmesine ve sistemin çöküşüne yol açmıştır. <a title="" href="#_ftn8">[8]</a>
<p>&nbsp;</p>
<p>Devlet işletmelerinin merkezî sisteme bağlılığına son verilmiştir. Bundan böyle kâra geçmeleri amaçlanan bu kuruluşların söz konusu politikalar sayesinde artık yatırımlarını kendi kaynakları ile finanse etmeleri, borçlarını zamanında ödemeleri, işsizliğe yol açacağı gerekçesiyle o zamana kadar hep engellenmiş olan ileri teknolojiyi kullanmaları, reklam yapabilmeleri, kısmen de olsa fiyatları kendilerinin ayarlayabilmeleri, ithalat ve ihracat faaliyetlerinde bulunabilmeleri beklenmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mart 1990’da Gorbaçov’un gücünü arttıracak ve Rus hâkimiyetini devam ettirecek olan Başkanlık sistemi kabul edilmiştir. 5 Şubat 1991’de partinin iktidar tekeline de son verilmesinden sonra, 19 Ağustos 1991’deki Komünist darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasıyla Komünist Parti Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin tarafından kapatılmıştır. SSCB’yi oluşturan cumhuriyetlerin 21 Aralık 1991 tarihinde Alma-Ata’da yapılan zirve toplantısında Bağımsız Devletler Topluluğu’nu (BDT) resmen ilân etmeleriyle bu imparatorluk resmen dağılmıştır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>3. Sistemin Çöküş Sebepleri</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sovyet sosyalist sistemi, hem kendi içinden kaynaklanan hem sistem dışından kaynaklanan çok sayıda sebeplerin bir araya gelmesiyle çökmüştür. Bu sebepler ekonomik, sosyal, kültürel, siyasî ve askerî olmak üzere hayatın bütün yönlerini ilgilendirmektedir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kapitalizme tepki olarak ortaya çıkan sosyalizm insanlara umut ışığı olmuş ve kapitalizmin bireyler arasındaki eşitsizliğine çare olarak görülmüştür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Piyasa kurallarının tanınmaması, fertlerin teşebbüs hürriyetinin ortadan kaldırılması dağılmanın ekonomik nedenleri arasında ilk sıralarda yer alır. Ayrıca sosyalist ekonominin merkezî planlamaya dayanması ve  devletin dışa kapanma politikası dağılmayı hızlandıran en önemli nedenlerdendir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yer altı ve yerüstü zenginlikleri, eğitilmiş işgücü ve sermayeye sahip olmasına rağmen, bu ülkede bu kaynakları bir araya getirecek olan müteşebbislere hayat hakkının tanınmaması sebebiyle toplumun ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetler arzu edilen miktar ve kalitede üretilememiş, yeni ürün ve üretim teknikleri geliştirilememiş, elde edilecek kâr ile yeni yatırımlara gidilememiş; sonunda, bunları başaran hür dünya ülkeleri karşısında yıkılıp gitmekten kurtulamamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özellikle bireyler, devlet mekanizması tarafından sindirilmiş ve tamamen devlete bağımlı hale getirilmiştir. Bu durum ise bireylerin devletin köle olmasına neden olmuş ve hak ve özgürlüklerinden yararlanması kısıtlanmıştır. Rekabetin olmayışı ise , fiyatların düşük ve düşük kalitede mal üretimine yol açmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kamu mülkiyetinin önemini her fırsatta vurgulan Sovyet yönetimi, ekonomik faaliyetleri merkezî otoritenin kontrolü altına alarak, planlı uygulamaya geçmiştir. Bu durum dengeli bir iktisadî gelişmenin sağlanması için değil, sanayileşme faaliyetlerini en iyi biçimde örgütlemek amacıyla getirilmiştir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SSCB’nin iktisadî büyümesindeki düşüşünün en önemli sebeplerinden birini, bu dev ülkenin merkezî planlama ile yönetilmesi teşkil etmiştir. Malın kalitesinden ziyade miktarı önemli olduğu için rekabet koşullarına ayak uyduramamıştır. Kararların merkezi ekonomi niteliğinde alınması sebebiyle özel sektör gelişme imkanı bulamamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sovyetler Birliği, sosyalist sistemi yerleştirebilmek için baskı yolunu tercih etmiştir. Bu durum ise  politik hayatta Totaliter bir yönetim şeklini ve ekonomide de tekelciliği getirmiştir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rekabet bulunmadığından devletin 1970’te ürettiği mal ‘80’lere kadar aynı teknoloji ve aynı üretim modeliyle üretilmiş, ilerleyen ve sürekli yenilenen teknoloji takip edilememiştir.5 Bütün üretim araçlarının ve işyerlerinin devlete ait olduğu ve yönetimin merkezî olduğu bu sistemde insanların ekonomiye katkısı sadece bir üretim faktörü olmaktan ibaret kalmıştır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SSCB dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip bir ülkedir. Rekabetin de olmaması sebebiyle bu zengin kaynaklar ekonomik kullanılmamıştır. Önemli hatalardan biri de, aşırı istihdam politikası olmuştur. Dışa kapalı olduğundan dünyadaki gelişmeleri yakından izleme imkanına sahip olamamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1980’lerin sonlarında artık devlet uyguladığı politikaların geçersizliğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Askerî harcamaların  Sovyetler Birliği’nin çöküşünde önemli rol oynamıştır.SSCB’nin bütün gücünü ve imkanlarını askerî sahada kullanması, halkın gerçek refahını sağlayacak ekonomik yatırımların geri planda kalmasına yol açmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sovyet sisteminde basın-yayın devlet tekelinde tutulmuş, radyo ve televizyon yayınları parti ve devlet yönetimine verilmiştir. Sovyet kültür politikası, siyasî, ideolojik ve bilimsel yayınların geniş kitlelere ulaştırma ilkesine dayanmıştır. dünya ile sosyalist ülkeler arasına demir bir perde çekilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>SONUÇ</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Uygulanan politikalar arasındaki kopukluk, ekonomik ve toplumsal hayatta belirsizliğe sebep olurken ihmal edilen sorunlar, doğru işlemeyen siyaset mühendisliği geleceğe yönelik yapısal zıtlıklar devrettirmiştir. İşte bu yüzden sistemin rehabilitasyonu amacıyla yola çıkan P<em>erestroyka, </em>sadece cari dönemin sorunlarıyla değil sistemin özünde barınan sorunlarla da mücadele etme gerçekliğiyle yüz yüze kalarak başarısızlıkla sonuçlanmıştır.<a title="" href="#_ftn9">[9]</a>
<div><br clear="all">
<hr align="left" size="1" width="33%">
<div>
<a title="" href="#_ftnref1">[1]</a> İsmail Özsoy, &#8221; Sovyet Sisteminin Çöküşünden Tarihî ve Evrensel Dersler &#8221; , <em>&#8220;Bilig <strong>/  </strong><strong>Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi&#8221; </strong></em><strong>, 2006 , S.39, s.165.</strong>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref2">[2]</a> Ülker Gürkan, &#8220;S.S.C.B. Siyasi Rejiminin Ana Hatları&#8221;, <em>&#8221; Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi &#8220;</em> , 1964,  C.21, S.1,  s.161.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref3">[3]</a> Özsoy, s.166.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref4">[4]</a> Özsoy, s.168.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref5">[5]</a> Özsoy, s. 168 .</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref6">[6]</a> Özsoy, s. 170.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref7">[7]</a> Natig Abdullayev &#8211; Fikret Elma, &#8220;Sovyetler Birliğinde Reform Sürecinin Başlangıcı ve Gorbaçov Dönemi&#8221;, <em>&#8220;Journal of Qafqaz University&#8221;</em>, 2009, S.26 , s. 84</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref8">[8]</a> Abdullayev- Elma, S.71.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref9">[9]</a> <strong>Natig ABDULLAYEV, &#8220;</strong>Rusya’da Sosyalizmin Kurulma Sorunsalı veya Sonun Başlangıcına Bakış&#8221;, Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi (UHP), Cilt: 3, Sayı: 11, 2007, ss. 53-70.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2012/01/sovyetler-birliginin-yikilma-sureci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KANADA’DA UYGULANAN HÜKÜMET SİSTEMİ</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2012/01/kanadada-uygulanan-hukumet-sistemi/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2012/01/kanadada-uygulanan-hukumet-sistemi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 14:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz parlamenter hükümet sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[kanada]]></category>
		<category><![CDATA[kanada anayasal monarşi]]></category>
		<category><![CDATA[kanada federasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kanada hükümet sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter hükümet sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yusufguleryuz.com/?p=842</guid>
		<description><![CDATA[GİRİŞ   Hükümet sistemi kavramı gerek siyaset bilimi için gerekse de anayasa hukuku için önemli araştırma konularının başında gelmektedir. Siyasal sistemin yapısını oluşturan hükümet sistemi bugün siyasal planda en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Bu çalışmada Kanada’da parlamenter sistemin tarihsel gelişimi, parlamenter sistemin ne olduğu ve Kanada’da nasıl uygulandığına dair bilgilere yer verilmektedir.   I.Hükümet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<strong>GİRİŞ</strong>
<strong> </strong>
<p>Hükümet sistemi kavramı gerek siyaset bilimi için gerekse de anayasa hukuku için önemli araştırma konularının başında gelmektedir. Siyasal sistemin yapısını oluşturan hükümet sistemi bugün siyasal planda en çok tartışılan konuların başında gelmektedir.</p>
<p>Bu çalışmada Kanada’da parlamenter sistemin tarihsel gelişimi, parlamenter sistemin ne olduğu ve Kanada’da nasıl uygulandığına dair bilgilere yer verilmektedir.</p>
<strong> </strong>
<strong>I.Hükümet Sistemi Kavramının Tanımı ve Önemi</strong>
<strong> </strong>
<p>Devlet içinde egemenlik yetkisinin nasıl ve kimler tarafından kullanılacağı sorusu, halen önemli bir konudur.  Siyasal sistemin yapısını oluşturan hükümet sistemleri, bugün siyasal sistemde en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Hükümet sistemi kavramı ile, devlet organlarının oluşumu, görevleri, yetkileri ve birbirleri ile ilişkileri kastedilmektedir ve ülkeden ülkeye değişiklik arz etmektedir.</p>
<p>Güncelliğini her surette koruyan hükümet sistemi kavramı ile ilgili olarak devlet içindeki kuvvetlerin dağılımı ve düzenlenişi bakımından anayasal demokrasilerde veya demokratik olmayan rejimlerde uygulanan kural ve kurumlar dizgesinin bütünü olarak tanımlanabilir.<a title="" href="#_ftn1">[1]</a> Hükümet sistemi devletin 3 temel erki olan yasama, yürütme ve yargı erklerinin görev ve yetkilerini içermekle beraber ayrıca bu görevlerin ve yetkilerin hangi organlar tarafından yürütüleceğini de içermektedir.</p>
<p>Hükümet sisteminin tanımlanmasında devlet içerisindeki kuvvetlerin dağılımı ve düzenlenişi yer almaktadır. Hükümet sistemlerinin sınıflandırılmasının temelinde kuvvetler birliği veya ayrılığı ile bunların kendi içerisindeki alt türleri bulunmaktadır.<a title="" href="#_ftn2">[2]</a>   Demokratik rejimlerde kuvvetler ayrılığı ilkesinin uygulanması iki şekilde olmaktadır: Bunlardan birisi sert kuvvetler ayrılığı, diğeri ise parlamenter rejimdir. Her iki sistemin esaslarında ve uygulamalarında zamanla farklılıklar ortaya çıkmıştır. Siyasi partilerin sahneye çıkışı ile birlikte kuvvetler ayrılığı prensibinin uygulanması teoriden farklı olarak gelişmiş; yasama, yürütme ve yargı erklerinin işlevleri uygulama ile değişmiştir.<a title="" href="#_ftn3">[3]</a>
<p>Her ülkede yasama, yürütme ve yargı erklerinin çalışma sistemleri farklıdır ve bu durum benzer hükümet sistemlerinde farklı uygulamalara neden olmaktadır. Çalışmamızın konusu olan Kanada’da hükümet sistemleri ile ilgili olarak Kanada’da parlamenter hükümet sisteminin uygulandığı ve İngiliz parlamenter hükümet sisteminden etkilenildiğini belirtebiliriz. Kanada’da uygulanan hükümet sisteminin daha iyi anlaşılabilmesi adına parlamenter hükümet sistemini incelemekte büyük fayda vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<strong>II.Parlamenter Hükümet Sistemi Kavramı ve Kanada</strong>
<strong> </strong>
<p>Parlamenter hükümet sistemi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin yumuşak olarak uygulandığı ve egemenliği kullanan organlar arasında işbirliğinin egemen olduğu bir demokratik yönetim çeşididir. Siyasal partilerin bu sistem içinde etkinlik kazanması ile birlikte güçler ayrılığı ilkesinin parlamenter sistemde anlaşılması ve uygulanmasında farklılıklar ortaya çıkmış, yasama ve yürütme arasındaki ayrım zamanla belirsizleşmeye başlamıştır.</p>
<p>Çalışmamızın konusu olan Kanada parlamenter hükümet sisteminin temelini oluşturan kuvvetler ayrılığı kavramlarının alt türleri özelinde açıklamak yeterli olacaktır.</p>
<p>Kanada 10 eyalet ve 3 bölgeden oluşan, merkezi olmayan, anayasal monarşi ile yönetilmektedir. Eyaletler Kanada’nın sosyal programlarından sorumludur ve federal hükümetten daha fazla gelir toplarlar. Ceza kanunları kesinlikle federal hükümetin sorumluluğu altındadır ve tek elden yürütülür. Kanada parlamenter demokrasi ve anayasal monarşi ile yönetilen ve 1867’de Konfederasyon yasası ile kurulan bir federasyondur.<a title="" href="#_ftn4">[4]</a>
<p>Parlamenter hükümet sistemine sahip Kanada’ya ait incelemeye geçmeden önce genel anlamda parlamenter hükümet sistemini incelemek yerinde olacaktır.</p>
<p>Parlamenter hükümet sistemi kuvvetlerin yumuşak ayrılığına veya işbirliğine dayanan hükümet sistemi olarak tanımlanabilir.<a title="" href="#_ftn5">[5]</a>
<p>Modern parlamenter hükümet sisteminin anavatanı İngiltere’dir; öyle ki parlamento kelimesinin türediği Consilium, 13. ve 14. yüzyıllarda krala danışmanlık hizmeti veren ve aynı zamanda vergilerin onay ve toplanması konularında yetkili, baron ve piskoposlardan oluşan kurulun adıdır. <a title="" href="#_ftn6">[6]</a> Parlamentarizmin başlangıcı, aynı zamanda, liberal fikirlerin egemenliği ile karakterize olmuştur ve parlamenter sistem monarkın daha çok, sözde mevki sahibi konumunda olduğu 19.yy Britanya Modeli üzerine bina edilmiştir.<a title="" href="#_ftn7">[7]</a> Bu bakımdan parlamenter hükümet sisteminin klasik örneği İngiliz Devlet Sistemi olarak kabul edilmekte ve bu demokrasi tipi İngiliz Parlamentosu ve kurumlarını kapsayacak şekilde “Westminster modeli” olarak anılmaktadır. Kanada’da Britanya tipi hükümet sistemi İngiltere ve Fransa arasındaki siyasi mücadele sonucu belirlenmiş olup Britanya Kanada’da dominant hükümet olmuş ve kendi ülkelerinde uyguladıkları hükümet sisteminin benzerini Kanada’da uygulamıştır.  <a title="" href="#_ftn8">[8]</a>
<p>Parlamentarizm, geniş ölçüde, Avrupa ile Hindistan, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada örneklerinde görüldüğü üzere, Avrupa’nın dışındaki Britanya koloni mirasının var olduğu ülkelerde kullanılmaktadır.<a title="" href="#_ftn9">[9]</a>
<p>Parlamenter sistemde yürütme organının birinci kanadı olan devlet başkanı monarşik parlamenter sistemde seçimle değil ırsi olarak belirlenir. Britanya tipi monarşik versiyonuyla; parlamenter hükümet sistemi Avustralya, Belçika, Kanada, Danimarka, Japonya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, İspanya, İsveç’te uygulanmaktadır. Cumhuriyetçi versiyonuyla ise ; Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Estonya , Finlandiya, Almanya, Yunanistan, Macaristan , Hindistan, İrlanda, İtalya, Letonya, Slovakya, Slovenya, Güney Afrika ve İsviçre’de uygulanmaktadır. <a title="" href="#_ftn10">[10]</a> Yasama organı tarafından belirli bir süre için seçilmektedir.</p>
<p>Kanada’nın da benimsediği İngiltere’deki parlamenter rejimin bir cumhuriyet değil, bir parlamenter monarşi olduğunun önemle ifade edilmesi gerekmektedir. <a title="" href="#_ftn11">[11]</a>Bu parlamenter hükümet sistemi ile ilgili olarak Taç’ın yetkilerinin yalnızca sembolik ve geleneksel bir anlam taşıdığı görülmektedir. Parlamenter hükümet sisteminin, seçilmiş meclisin rolünün arttığı ve monarkın yürütme yetkilerinin sınırlandırıldığı bir sürecin sonucu olduğu bilinmektedir. Bu nedenle parlamenter demokrasi anlayışının monarkın mutlak yetkileri üzerinde halk denetiminin olduğunu göstermektedir.</p>
<p>İşte parlamenter hükümetin belirgin özelliği, yasama ve yürütmenin füzyonunda bulunmakta ve Kanada’da da tatbik edilen parlamenter sistemin bu özelliği, ABD’deki güçler ayrılığı ile tezat oluşturmaktadır. Çünkü başkanlık sistemi devlet güçlerinin sıkı kurumsal ayrımı ile betimlenirken parlamenter sistem, parlamento çoğunluğu ile hükümeti yakinen kaynaştırma yoluyla ondan farklılaşmaktadır.<a title="" href="#_ftn12">[12]</a> Parlamenter sistemdeki devlet başkanın sembolik güce sahip olması da sistem içindeki aktörler arasındaki anlaşmazlıklarda tarafsızlığından dolayı sorunların çözülmesinde fayda sağlamaktadır.</p>
<p>Tüm bu bilgilerden sonra Kanada’da uygulanan parlamenter hükümet sistemini inceleyebiliriz. Kanada’da uygulanan parlamenter hükümet sistemi İngiliz hükümet sisteminden etkilenmiş olup yürütmenin başında Kanada kraliçesi sıfatıyla Kraliçe Devlet Başkanlığı görevini yürütür. Mevcutta ise Kanada kraliçesi aynı zamanda İngiltere kraliçesi olan II. Elizabeth’dir. Kraliçenin yetki ve sorumluluğu sembolik olup Kanada’daki temsilcisi ise genel validir. Genel vali genellikle emekli olmuş eski politikacılar ve diğer seçkin yurttaşlar arasından Başbakanın önerisiyle Kraliçe tarafından atanmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şekil : 1 Kanada Hükümet Sistemi <a title="" href="#_ftn13">[13]</a>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Genel vali siyaset dışı bir figür olup, Avam Kamarası ve Senato’nun çıkardığı kararnamelere kraliyet onayını sağlamak, devlet belgelerini imzalamak, parlamento toplantılarını resmen açıp, kapatmak ve seçimler öncesi parlamentoyu feshetmek gibi görevleri vardır. <a title="" href="#_ftn14">[14]</a> Hem kraliçenin hem de genel valinin sembolik yetkileri vardır. Hükümet başbakanın kararları doğrultusunda hareket eder. Siyasi sorumluluğu olmayan devlet başkanın yetkileri şekli ve sembolik yetkilerdir. Kanada hükümet sistemi hem İngiliz hem de Amerikan hükümet sistemlerinden oluşmaktadır. Genel vali başbakanı atar, federal Kanada hükümetinin başı ise Avam Kamarasında en fazla oyu olan seçilir. Eğer hiçbir parti çoğunluğu elde edemezse, en fazla üyeye sahip partiden seçilir.</p>
<p>Devletin yasama kolu seçilmiş Avam Kamarası ve Başbakanın önerisiyle Genel Vali tarafından atanmış Senatörlerin oluşturduğu Senato’dan oluşur. Senato’da 105 senatör vardır. Başbakan Avam kamarası için seçimlerin yenilmesine kendi takdiri ile karar verir ancak bu bir önceki seçimlerden 5 yıldan daha geç olamaz. Genel vali Başbakan’a biçimsel olarak atar ve atanan kişi genellikle Avam Kamarası’nda en fazla sandalyeye sahip partinin başkanıdır. Avam Kamarasında ise 308 üye bulunmakta olup halk tarafından seçilirler. Başbakan Avam Kamarası ve senatodaki partiler arasında uzlaşmayla belirlenmiş olan üyelerin Bakanlar Kurulu’na atamasını yapar. Kabinede 38 bakanlık yer almakta olup başbakan tarafından seçilmektedir. Bakanlar başbakana, başbakan ise Avam Kamarasına karşı sorumludur.</p>
<p>Kanada&#8217;da üç büyük ulusal parti vardır: merkezci Liberal Parti, sağ-kanat Muhafazakar Parti ve demokratik sosyalist Yeni Demokrasi Partisi. Bölgesel parti Bloc Québécois Quebec&#8217;de birçok sandalyeyi elinde tutar, ayrılıkçı amaçlı ve temelde sosyal demokrat bir partidir. Başka küçük partiler de mevcuttur, fakat Avam Kamarası&#8217;nda nadiren sandalye kazanırlar. Benzer şekilde bağımsız adaylar da nadiren seçilirler. Muhafazakâr Parti, şu anki başbakan Stephen Harper&#8217;ın partisidir ve şu anda azınlık hükümeti olarak görev yapmaktadır.</p>
<p>Kanada’da yürütme erki hem atanan hem de seçilenlerden oluşmaktadır. Senato ve Avam Kamarası yasama görevini yürütmektedir. Senato sadece federal düzeyde yer almakta olup tüm eyaletlere ait yasama işleri seçilmişler tarafından  yürütülmektedir. Yasama faaliyetleri 2 şekilde yerine getirilmektedir. Başbakan ve kabine Avam Kamarasında beraber yasama faaliyetlerini yürütmektedirler. İkinci olarak başbakan ve kabine yasama takvimini Avam Kamarasında yerine getirir. Tüm bu açıklamalardan sonra Kanada’da uygulanan hükümet sistemini anlamak adına eyalet ve bölgesel hükümetleri incelememiz gerekmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<strong>A.Eyalet Hükümetleri</strong>
<p>On eyaletin eyalet başbakanı tarafından yönetilen seçilmiş yasama kolu vardır, eyalet başbakanları federal başbakanla aynı şekilde seçilirler. Ayrıca her eyaletin federal başbakan tarafından atanan ve Kraliçe&#8217;yi temsil eden birer vali yardımcısı vardır. Çoğu eyalette federal düzeydeki partilerin karşılığı olan eyalet duzeyinde partiler vardır.</p>
<h4>B. Bölgesel Hükümetler</h4>
<p>Bölgeler eyaletlerden daha az siyasi güce sahiptirler. Bunun sonucu olarak bölgeler Parlamento&#8217;da eyaletlere eşit temsil edilmezler. Bölgelerin devlet başkanlarına komisyoner denir. Her ne kadar eyaletlerdeki yardımcı valilere eşit düzeydelerse de Kraliçe&#8217;nin temsilcisi değillerdir. Federal hükümet tarafından atanırlar.</p>
<p>Federal hükümet ve bölgesel hükümetler arası ilişkiler her zaman gergin olmuştur. Hükümetler arası uzlaşmazlıkların çoğu kaynakların kullanımı ve finansman hakkında olmuştur. Kişi başına gelire göre bölgeler Kanada&#8217;da en yüksek oranda olsa da, bölgelerdeki yoksulluk oranı sosyal yalıtım, mal sağlamadaki aşırı zorluk ve maliyet, işlerin yıpratıcılığı ve sosyal problemlerden dolayı devamlı yüksek olmuştur.<a title="" href="#_ftn15">[15]</a>
<p>Son olarak yargı erkinden bahsetmek gerekmektedir. Devletin yargı erki ise federal ve eyalet düzeyinde çeşitli mahkemelerden oluşur. Hem federal hem de eyalet mahkemelerinin kararları Yüksek Mahkeme&#8217;de temyiz edilebilir.<a title="" href="#_ftn16">[16]</a>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<strong>SONUÇ</strong>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu çalışmada gerek siyaset biliminin gerekse de anayasa hukukunun en temel konularından biri olan hükümet sistemleri ile ilgili olarak Kanada’nın hükümet sistemi tarihsel süreçten günümüze ele alınmaya çalışıldı. Kanada parlamenter hükümet sistemi İngiliz parlamenter hükümet sisteminden etkilenmiş olup devlet başkanı bile İngiliz Kraliçesi II. Elizabeth’dir. İngiliz parlamenter sisteminden etkilenilen Kanada hükümet sisteminde Başbakan önemli bir güce sahiptir. Avam Kamarası ve Senato Kanada hükümet sisteminin temel yapı taşları olup ülkede Eyalet ve Bölgesel hükümetlerde yer almaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<strong>KAYNAKÇA</strong>
<p>HEKİMOĞLU , Mehmet Merdan; “Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı Demokratik Hükümet Sistemleri ve Türkiye”<em>,</em> Detay Yayıncılık , 2009 , Ankara 2009.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>AKGÜL , Mehmet Emin , “Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Dönüşümü ve Günümüz Demokratik Rejimlerindeki Anlamı”,  <em>Ankara Barosu Dergisi</em> ,  S. 2010 / 4.</p>
<strong> </strong>
<strong>İNTERNET KAYNAKLARI</strong>
<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada">http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada</a> (02.01.2012)</p>
<a href="http://www.northernblue.ca/cpo/index.php/5._The_Structure_of_Government">http://www.northernblue.ca/cpo/index.php/5._The_Structure_of_Government</a> (07.01.2012)</p>
<div><br clear="all">
<hr align="left" size="1" width="33%">
<div>
<a title="" href="#_ftnref1">[1]</a> Mehmet Merdan Hekimoğlu, <em>Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı “ Demokratik Hükümet Sistemleri” ve Türkiye,</em> Ankara 2009, s.5.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref2">[2]</a> Hekimoğlu , <em>Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı “ Demokratik Hükümet Sistemleri” ve Türkiye, </em>s.6</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref3">[3]</a> Mehmet Emin Akgül , “Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Dönüşümü ve Günümüz Demokratik Rejimlerindeki Anlamı”,  <em>Ankara Barosu Dergisi</em> ,  Yıl 68, S. 2010 / 4 , s.79.</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref4">[4]</a> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada">http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada</a> (02.01.2012).</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref5">[5]</a> Akgül , “Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Dönüşümü ve Günümüz Demokratik Rejimlerindeki Anlamı”, s.92.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref6">[6]</a> Hekimoğlu , Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı “ Demokratik Hükümet Sistemleri” ve Türkiye, s.112.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref7">[7]</a> Hekimoğlu , Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı “ Demokratik Hükümet Sistemleri” ve Türkiye, s.111-112.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref8">[8]</a> http://www.northernblue.ca/cpo/index.php/5._The_Structure_of_Government</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref9">[9]</a> Hekimoğlu , Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı “ Demokratik Hükümet Sistemleri” ve Türkiye, s. 114.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref10">[10]</a> Hekimoğlu , Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı “ Demokratik Hükümet Sistemleri” ve Türkiye, s. 113-114.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref11">[11]</a> Hekimoğlu , Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı “ Demokratik Hükümet Sistemleri” ve Türkiye, s. 113.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref12">[12]</a> Hekimoğlu , Anayasa Hukukunda Karşılaştırmalı “ Demokratik Hükümet Sistemleri” ve Türkiye, s. 121.</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref13">[13]</a> <a href="http://www.northernblue.ca/cpo/index.php/5._The_Structure_of_Government">http://www.northernblue.ca/cpo/index.php/5._The_Structure_of_Government</a> (07.01.2012).</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref14">[14]</a> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada">http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada</a> (05.01.2012).</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref15">[15]</a> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada">http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada</a> (05.01.2012).</p>
</div>
<div>
<a title="" href="#_ftnref16">[16]</a> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada">http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanada</a> (05.01.2012).</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2012/01/kanadada-uygulanan-hukumet-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye &#8211; AB İlişkileri Sunumu</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2011/06/turkiye-ab-iliskileri-sunumu/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2011/06/turkiye-ab-iliskileri-sunumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2011 10:47:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye - Avrupa Birliği İlişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=729</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süre oldu buraya yazmayalı. Vaktimin çoğunluğunu bisiklet, basketbol, film ve http://ilovehtc.net için harcadığım için kişisel blog siteme vakit ayıramıyorum. Şu sıralar bu sayfalarda öğrenci arkadaşların işine yarayacak ödev, sunum ve makaleleri paylaşacağım. Bilgisayarı karıştırırken bayağı bir makale, ödev yaptığımı gördüm ve tüm öğrenci arkadaşlara özellikle de Uluslararası İlişkiler ile ilgilenenlere paylaşmak istiyorum. Buyrun ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süre oldu buraya yazmayalı. Vaktimin çoğunluğunu bisiklet,  basketbol, film ve http://ilovehtc.net için harcadığım için kişisel blog  siteme vakit ayıramıyorum. Şu sıralar bu sayfalarda öğrenci  arkadaşların işine yarayacak ödev, sunum ve makaleleri paylaşacağım.  Bilgisayarı karıştırırken bayağı bir makale, ödev yaptığımı gördüm ve  tüm öğrenci arkadaşlara özellikle de Uluslararası İlişkiler ile  ilgilenenlere paylaşmak istiyorum. <a href="../wp-content/uploads/yusuf-ab-sunum.pdf" target="_blank"><strong>Buyrun ilk dokümanımız Türkiye &#8211; AB İlişkileri Sunumunu paylaşıyorum.</strong></a>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2011/06/turkiye-ab-iliskileri-sunumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Thomas Hobbes &#8211; Toplum Sözleşmesi</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/01/thomas-hobbesta-toplum-sozlesmesi/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/01/thomas-hobbesta-toplum-sozlesmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 20:26:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Leviathan]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Hobbes]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Sözleşmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=452</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek lisans dersi için hazırlamış olduğum ödevime bu yazıda yer veriyorum. THOMAS HOBBES&#8217;TA TOPLUM SÖZLEŞMESİ I. GİRİŞ Toplum sözleşmesi, genel olarak toplumu oluşturan bireylerin yükümlülüklerinin ve haklarının kökenini açıklayan sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Hobbes, toplum sözleşmesi kuramlarında doğa durumunda, bu durumun bir savaş durumu olmasına rağmen , bir toplum sözleşmesi yaratmanın nasıl olanaklı olduğu tartışılır.. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek lisans dersi için hazırlamış olduğum ödevime bu yazıda yer veriyorum.</p>
<h2>THOMAS HOBBES&#8217;TA TOPLUM SÖZLEŞMESİ</h2>
<strong>I. GİRİŞ</strong>
<p>Toplum sözleşmesi, genel olarak toplumu oluşturan bireylerin yükümlülüklerinin ve haklarının kökenini açıklayan sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Hobbes, toplum sözleşmesi kuramlarında doğa durumunda, bu durumun bir savaş durumu olmasına rağmen , bir toplum sözleşmesi yaratmanın nasıl olanaklı olduğu tartışılır.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn1"></a>.</p>
<p>Bu çalışmada genel olarak Hobbes&#8217;ta toplum sözlşemesi kavramı anlatılacak olup, öncelikle Hobbes’un hayatına kısaca değinilecek ve fikirlerinin oluşmasında büyük etkisi olan yaşadığı dönemden bahsedilerek konu ile ilişkilendirilecektir. Hobbes&#8217;un düşüncelerinde yaşadığı dönemin özelliklerinin etkisi çok büyüktür ve Hobbes&#8217;un yaşadığı dönem irdelendikten sonra genel olarak Hobbes ve toplum sözleşmesi fikri açıklanmaya çalışılacaktır.</p>
<strong>II. THOMAS HOBBES&#8217;TA TOPLUM SÖZLEŞMESİ KAVRAMI</strong>
<strong>A. Thomas Hobbes Ve Yaşadığı Dönem</strong>
<p>Thomas Hobbes, (5 Nisan 1588 &#8211; 4 Aralık 1679) 1588 Nisan Westport&#8217;ta dünyaya gelmiş ünlü İngiliz siyaset felsefecisidir.</p>
<p>Hobbes, İngiliz Devrimi’ne yol açan gelişmelerin içinde yaşamıştır. Hobbes’un fikirlerini anlamak için öncelikle yaşadığı dönemi incelemek gerekmektedir. Hobbes’un toplumsal düşüncesi İngiltere’nin o dönemde içinde bulunduğu durumdan etkilenmiş, iç savaştan doğmuş ve büyümüştür. Hobbes’un fikirleri böyle bir ortamda olgunlaşmış ve gelişmiştir. Halkın kiliseye ve soylulara duyduğu tepkisini, bunun nedenlerini, merkezi devletin güçsüzlüğünü gözlemleme fırsatı bulmuştur. Hobbes&#8217;a göre her türlü iktidarsızlık ya da birden fazla iktidar kötüdür; önemli olan iktidarın tek ve mutlak olmasıdır.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn2"></a>
<p>17. yüzyıl İngiltere’sinde zayıf, keyfince hüküm süren ve değişken bir iktidar vardır. Ülkede iktidar kavgası ve otorite boşluğu oluşmuştur. Ülke içinde barışı tesis etmek ise mümkün değildir ve ülke bir yandan dışarıdan gelen tehlikelerle karşılaşırken, içeride de insanlar güvenlik ve korunmadan yoksun olarak yaşamaktadırlar.</p>
<p>Temel siyaset felsefinde korku ve devlet iktidarının güçlü olmasının önemine işaret eden Hobbes’un, bu gidişattan hoşnutsuz olduğu açıktır ve İngiltere&#8217;deki iç çatışmaların kaynağını da merkezi yönetimin güçsüzlüğüne bağlamaktadır</p>
<p>.</p>
<p>Hobbes merkezi yönetimin güçsüzlüğüne dair şöyle der: “İngiltere’de önce geniş ölçüde, [egemenin] yetkilerinin Kral, Lordlar ve Avam Kamarası arasında bölünmüş olduğu yolunda bir görüş yayılmış olmasaydı, halk hiçbir zaman bölünmüş ve bu iç savaşa düşülmüş olmazdı.”<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn3"></a> Bu ortam Hobbes’un insanın doğal durumunun herkesin herkese karşı savaşı olarak yorumlamasına neden olmuştur. İnsanların doğa ortamında yani devletin olmadığı bir ortamda özgür olmadıklarını, anarşi içinde olduklarını söylemektedir. Bu durum ise kargaşaya ve çatışmaya neden olmakta ve iktidar zaafiyetine sebebiyet vermektedir. Hobbes’ a göre bu durum yöntemli bir şekilde kurulacak barış ve yüksek otorite ile düzelecektir.</p>
<strong>B. Doğa Durumu Ve Toplum Sözleşmesi Fikrinin Doğuşu</strong>
<p>Hobbes’un siyaset felsefesi düşüncesinin temelinde insanın her şeyden önce kendi varlığını sürdürmeye çalıştığı yer alır. Hobbes toplum sözleşmesi kuramını açıklarken, devletin kurulmasından önceki dönemde insanların yaşadıkları durumu anlatabilmek için doğa durumu kavramını kullanmıştır. Bu kavrama göre doğadaki tüm bireyler doğada eşit yaşarlar ve bu eşitlikten dolayı her şey hakkında her istedikleri hakkı iddia edebilirler. Bu durumun nedeni ise doğa durumunun yasalarla sınırlanmadığından, herkesin her şey üzerinde hakkı olduğu fakat bu durumun aynı zamanda aslında bir savaş durumuna yol açtığıdır. Çünkü böyle bir durumda (doğa durumu) bireylerin ayrıcalıklardan, kişisel mülkiyet hakkından, ahlak ve adalet anlayışından söz edilemez.</p>
<p>İstenildiği takdirde bir bireyin kullandığı bir şeyi başka biri gelip onu alabilir ve sahip olabilir. Buna yol açan durum ise kullanılan o şey üzerinde herkesin hakkı olduğundan doğa durumunda aslında bu bir adaletsizlik değildir. Bu durum insanların birbirlerine düşman olmalarına yol açar ve çatışmaya sevk eder. Böylece kendi varlığını korumak, güvenliğini sağlamak ve amaçlarına ulaşmak uğruna insanlar arasında kargaşa, çatışma ve savaş başlamış olur. Hobbes&#8217;a göre rekabet, güvensizlik, şan ve şeref tutkusu insan doğasındaki savaşın nedenleridir.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn4"></a> Bu sebeple yasa olmadığı için de adalet, adaletsizlik yada hak kavramlarından bahsedilemez. Bu durum mutlak çatışmaya ve korkuya sebep olmaktadır.</p>
<p>Hobbes düşüncelerinde korku vurgusunu çok yapmıştır. İnsanlarda güvenilebilecek tek tutkunun korku olduğunu söyler. Öyleki düşüncelerinin temelini oluşturan korkuyu annesinin vaktinden evvel Hobbes’u dünyaya getirmesiyle bağdaştırır. Hobbes bu durumu &#8220;korku ve ben, ikiz ola­rak dünyaya geldik&#8221;<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn5"></a> şeklinde anlatır</p>
<p>Bu bağlamda Hobbes’a göre doğa durumu kavramı aslında savaş durumu , bir güvensizlik durumudur. Hobbes bu durumu şöyle açıklar:</p>
<p>“İnsanlık durumu herkesin herkese karşı savaş durumudur. Bu durumda herkes kendi aklıyla yönetilir ve kendi yaşamını düşmana karşı korumakta her şeyi kullanır. Bundan, böyle bir durumda, herkesin her şey, hatta bir başkasının bedeni üstünde hakkı olduğu sonucu çıkar. Bu yüzden, herkesin her şey üzerindeki bu doğal hakkı devam ettiği sürece, ne kadar güçlü, akıllı ya da başka ne olursa olsun hiçbir kimse için, doğanın olağan olarak insanların canlı kalmalarına izin verdiği zaman boyunca yaşamak konusunda güvenlik olamaz. Bundan da, aklın genel bir kuralı olan, ‘herkes, barış elde etme umudu oldukça, onu sağlamaya çalışmalıdır; elde edemezse, o zaman savaşın yardım ve yararlarını arayıp kullanabilir,’ sonucuna varılır.”<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn6"></a>
<p>Savaş durumunda sosyal haklar ve güvenceler olmadığı için toplumda bir huzursuzluk meydana gelir. Herkes birbirinin düşmanı olur ve herkesin, herkesle savaş durumu başlar. Genel bir güç yoksa yasa yoktur bu durumda her şey mubahtır. Böyle bir durumda herkes kendini korumak isterken hiç kimse koruyamayacaktır. İç savaşlar bunun bir örneğidir. Bu yolda insanın her şey üzerinde hak ileri sürmekten vazgeçmesi gerekmektedir. Bunun için de toplumsal anlaşma ya da toplumsal barış tek yoldur. Bu anlaşma ile doğa durumundan yurttaşlık durumuna geçilmiş olur.</p>
<p>Hobbes, anlayşamaya giden bu süreci &#8220;İnsan, insanın kurdudur&#8221;<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn7"></a> (Homo homini lupus) sözüyle temellendirmiştir. İşte insan, birbirinin kurdu olduğu tabii halden kurtulmak ve ortak bir güvenlik sağlamak için, kendi kuvvet kullanma hakkını sözleşmeyle bir otoriteye devretmiş ve böylece devletin kurulma zarureti ortaya çıkmıştır. Hobbes siyaset felsefesini tasvir ettiği bu otoriter devlete Leviathan adını vermiş ve fikirlerini de bu adı taşıyan kitabında açıklamıştır.</p>
<strong>C. Toplum Sözleşmesi Ve Genel Özellikleri</strong>
<p>Toplum sözleşmesi ile erkin tek bir elde toplanması sağlanmış olur. Böylece, herkesin temel haklarını koruyarak “her şey üstündeki hakkı”nı krala devretmek üzere sözleşme yapmasını ve kralın da bu sözleşmeyi sözleşme ile sahip olacağı mutlak erkle korumasını sağlar. Hobbes, bir materyalist olarak, ‘Kılıçsız sözleşme olmaz,’ der.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn8"></a>
<p>Yüce, büyük , sınırsız erk Hobbes’un düşüncesinde temeli oluşturur. İnsanlar toplum oluşturmak için sözleşme yaparlar, fakat sonra o toplum üyelerinin üstünde bir şey haline gelir ve bireylerin davranışlarına zorunlu olarak bir takım kısıtlamalar getirir. İşte bu kısıtlamalar toplumdaki korku ve çatışma durumun düzelmesi için bireylerin yararınadır. Birey yaşama hakkını güvence altına almış ve korku ve çatışmadan korunmuştur. Böylelikle , Hobbes mutlak yöneticiye sonsuz yetkiler verirken toplumun da bir toplumsal anlaşma çerçevesinde düzenlenmesini öngörmüştür.</p>
<p>Hobbes&#8217;a göre devleti ortaya çıkaran sözleşmeyle insanlar, hem iç hem de dış tehlikelere karşı, can ve mal güvenliklerini sağlama almışlardır. <a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn9"></a>Devletin asıl amacı, bireysel güvenliktir. Özgürlüğü ve başkalarına egemen olmayı seven insanların, devletler halinde yaşarken kendilerini tâbi kıldıkları kısıtlamanın amacı, kendilerini korumak ve böylece daha mutlu hayat sürmektir. Bu imkanlara kavuşmak ise ancak iyi bir devlet ile mümkün gözükmektedir. İnsanların bir sözleşme ile kendi sınırsız özgürlüklerine son vermeleri, bir üçüncü lehine haklarından vazgeçmeleridir. Hobbes’ a göre, onların sözleşme ile yarattıkları bu yapay insan, bu ejderha, onları temsil edip, yönetecektir. Leviathan&#8217;ın(ejderha) veya daha saygılı konuşursak, ölümsüz tanrının altında, barış ve savunmamızı borçlu olduğumuz, o ölümlü tanrının doğuşudur.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn10"></a> Yapılan bu sözleşme ise ortak akıl ve oybirliği ile olmakta ve toplumu oluşturan bireyler sözleşmeyi imzalayarak hak ve özgürlüklerini devlete devretmektedir.</p>
<p>Hobbes’un, onun için Ölümlü Tanrı (Leviathan) benzetmesini kullandığı, insanların doğal durumdaki sürekli ölüm tehdidini ve korkuyu yok etmek adına toplumsal sözleşme ile var ettikleri egemenin yer yüzündeki kudreti sonsuzdur. Artık uyruk olan bireylerin birbirleri üzerindeki bütün hakları egemene geçmiştir ve her bir bireysel irade, egemende cisimleşmiş olan genel irade içinde erir ve egemenin sınırsız kudretini oluşturur. Egemenin gücünün kaynağı bu bireysel iradelerin ortaklaşmasıdır. <a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn11"></a>
<p>Devletin önemine ve vazgeçilemezliğine devamlı surette vurgu yapan Hobbes, devletin yıkılışı otoriter düzenin ortadan kalkmasına sebep olacağından bahseder. . Hobbes&#8217;a göre, düzen olmadığı sürece hiçbir insan kendini güvende hissetmez. Bu düzenin devamı için ise, insanların gerekli fedakarlıkları sürdürmeleri gerekir. Devletin temel görevinin ahlak ve adalet düzenlerini sağlamak olduğunu savunmuş ve bunları sağlamada erkin sınırsız olduğundan bahsetmiştir. Bu durum ise Atilla Yayla&#8217;ya göre Hobbes, devlete birey karşısında öncelik vererek otoriteryen bir siyasi teori geliştirmiştir ve Hobbes&#8217;un sözleşme teorisi bizi otoriter bir devlete götürmüştür. <a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn12"></a>
<p>Bu durum devletin izin verdiği sürece bireylerin hakkının olduğu bir toplum yapısı oluşturur. Bu yapı devletin ve iktidarının otoriter ve totaliter olmasına neden olmaktadır.</p>
<strong>III.SONUÇ</strong>
<p>Bireylerin çatışma ortamını sona erdirmek için doğal olarak kazanmış oldukları haklarından feragat ederek daha büyük, yüce erke bu haklarını devretmesi toplumu oluşturan bireylerin sözleşme imzalamasıyla gerçekleşmiştir. Hobbes toplum sözleşmesinde devleti sözleşmenin merkezine koymaktadır ve bu özelliğiyle de modern devletinin kurulması bakımından önemli bir paya sahip olmuştur. Bireylerin doğa durumunda ki korku ortamından, haklarını Leviathan&#8217;a yani yüksek erke bırakması hem toplum içinde ki çatışmaları engellemekte hem de insanlar kendilerini güvende hissetmişlerdir. Korku fikrinin düşüncelerini yapılandırdığı Hobbes&#8217;ta devlete üstün vurgu yapılmıştır. Siyasal iktidarın otoriter, güçlü, mutlak ve bölünmez olması gerektiğini savunan Hobbes toplum sözleşmesinde devleti esas alarak fikirlerini ortaya koymuştur.</p>
<p>Bu bakımdan Hobbes toplum sözleşmesi kuramı ile kendini tehlikede hisseden bireylerin oy birliği ile haklarından feragat ederek üstün erke devretmesini ve bireylerin kendilerini çatışma durumundan koruduğuna işaret etmiştir. Bu bakımdan Leviathan sözleşmeden aldığı haklar ile güç kullanma tekeline sahip, güç ilişkilerini tek bir elde toplayan, devamı için ortak bir onayın gerekli olduğu , mutlak, sürekli ve bölünmez özelliklerine sahiptir ve bu durum ise laik modern devletin, başka bir ifadeyle ulus devlet olgusunun kuramsal dayanak noktasını oluşturur.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn13"></a>
<strong>IV. BİBLİYOGRAFYA</strong>
<p>AKDEMİR, Müslim; &#8220;Temel Hak ve Özgürlükler Açısından İnsan Doğası&#8221;<em>, </em><br>
<em>Kaygı / Uludağ Üniversitesi Felsefe Dergisi</em>, 2005, S. 4, s. 77.</p>
<p>BAKIRCI, Fahri; &#8220;Hobbes&#8217;ta Sözleşmenin Kökeni Akıl mıdır?&#8221;,<em> Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</em>, 2008,  C.63, S.3, s.1.</p>
<p>BÜYÜK, Celal; &#8220;Devlet ve Toplumsal Rolü&#8221; , <em>Din bilimleri Akademik Araştırma Dergisi</em>, 2003, S.4, s. 108.</p>
<p>EKİCİ, Ekrem ; &#8220;Hobbes ve Rousseau: Toplumsal Sözleşme Kuramı&#8221;, <em>Kaygı/ Uludağ Üniversitesi Felsefe Dergisi</em>, 2006, S.6, s. 81, 84 , 88.</p>
<p>HAKYEMEZ, Ayşe Deniz ; <em>Tebadan Yurttaşa Geçiş: Hobbes, Locke ve Rousseau&#8217;da Toplum Sözleşmesi Kuramları</em>, (Danışman: Prof. Dr. Necla Arat), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2006 , s.26-27, 29-30.</p>
<p>TÜRKÖNE, Mümtaz&#8217;er; <em>Siyaset</em>, İstanbul 2003 , s. 56, 80, 349.</p>
<p>ZABUNOĞLU, Yahya ; &#8221; Thomas Hobbes Hayatı, eserleri ve Hukukî Fikirleri&#8221; , <em>Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</em>, 1958,  C.15, S.1, s.219.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref1"></a>Fahri Bakırcı, &#8220;Hobbes&#8217;ta Sözleşmenin Kökeni Akıl mıdır?&#8221; , <em>&#8220;Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi&#8221;</em>, 2008,  C.63, S.3, s.1.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref2"></a>Mümtaz&#8217;er Türköne, <em>Siyaset</em>, İstanbul 2003 , s.349.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref3"></a>Ayşe Deniz Hakyemez, <em>Tebadan Yurttaşa Geçiş: Hobbes, Locke ve Rousseau&#8217;da Toplum Sözleşmesi Kuramları</em>, (Danışman: Prof. Dr. Necla Arat), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2006 , s.26-27.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref4"></a>Müslim Akdemir, &#8220;Temel Hak ve Özgürlükler Açısından İnsan Doğası&#8221;<em>, </em><br>
<em>&#8220;Kaygı/ Uludağ Üniversitesi Felsefe Dergisi&#8221;</em>, 2005, S. 4, s. 77.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref5"></a>Yahya Zabunoğlu, &#8221; Thomas Hobbes Hayatı, eserleri ve Hukukî Fikirleri&#8221; , <em>&#8220;Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi&#8221;</em>, 1958, C.15, S.1, s.219.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref6"></a>Ekrem Ekici, &#8220;Hobbes ve Rousseau: Toplumsal Sözleşme Kuramı&#8221;, <em>&#8220;Kaygı/ Uludağ Üniversitesi Felsefe Dergisi&#8221;</em>, 2006, S.6, s. 81.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref7"></a>Akdemir, s.77.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref8"></a>Hakyemez, s. 29 – 30.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref9"></a>Celal Büyük, &#8220;Devlet ve Toplumsal Rolü&#8221; , <em>&#8220;Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi&#8221;</em> , 2003, S.4, s. 108.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref10"></a>Türköne, s.56.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref11"></a>Ekici, s.84</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref12"></a>Türköne, s.80.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref13"></a>Ekici, s. 88.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/01/thomas-hobbesta-toplum-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AB Süreci Bireyin Kalkınmasında Önemli</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/07/ab-sureci-bireyin-kalkinmasinda-onemli/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/07/ab-sureci-bireyin-kalkinmasinda-onemli/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 20:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[AB Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Bireyin Kalkınması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=387</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Avrupa Birliği (AB) süreci, bireyin kalkınması için Türkiye&#8217;de önemli bir süreçtir. Çünkü AB&#8217;de gücü olan devlet değil, bireydir&#8221; diyen Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış çok önemli bir konuya değinmiştir. Aslında süreci ve Avrupa Birliğinden beklentileri kısa ve öz olarak açıklamıştır. Bu süreç her ne kadar çetrefilli ve uzun soluklu bir süreç olsa da bireyin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://blog.yusufguleryuz.com/wp-content/uploads/avrupa-birliği-türkiye.jpg"><br>
</a>
<p style="text-align: justify;"><span class="M1">&#8220;Avrupa Birliği (AB) süreci, bireyin kalkınması için Türkiye&#8217;de önemli bir süreçtir. Çünkü AB&#8217;de gücü olan devlet değil, bireydir&#8221; diyen </span><span class="M1">Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış çok önemli bir konuya değinmiştir. Aslında süreci ve Avrupa Birliğinden beklentileri kısa ve öz olarak açıklamıştır. Bu süreç her ne kadar çetrefilli ve uzun soluklu bir süreç olsa da bireyin kalkınması bakımından çok önemlidir.</span>
<p style="text-align: justify;"><span class="M1"><span id="more-387"></span><br>
</span>
<p style="text-align: justify;"><span class="M1">Bireylerin haklarının farkında olduğu daha bilinçli ve demokratik bir toplum için AB süreci çok önemlidir. Bireyin geliştiği, bilinçlendiği bir toplum daha modern daha demokratik olacaktır. </span>
<p style="text-align: justify;"><span class="M1">Süreç hakkında her ne kadar pürüzler olsa da daha güzel bir ülke için bu sürece dört elle sarılmak gerek&#8230;<br>
</span>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/07/ab-sureci-bireyin-kalkinmasinda-onemli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye AB Müzakerelerinde Hangi Aşamada?</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/07/turkiye-ab-muzakerelerinde-hangi-asamada/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/07/turkiye-ab-muzakerelerinde-hangi-asamada/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2009 18:42:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Fasıllar]]></category>
		<category><![CDATA[Müzakereler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[Açıkçası beklenen ilgi ve alaka gösterilemiyor bu süreç ile ilgili. TR-AB ilişkilerinde yaşanan inişli çıkışlar ilişkileri etkilemekle beraber iki tarafın isteğini de etkilemektedir. Türkiye bu süreçte eskisi kadar azim ve isteğe sahip değil. AB cephesinde ise belli grup devamlı surette imtiyazlı ortaklıktan bahsederken diğer bir grup TR tarafında yer almaktadır. AB üye olma süreçte TR&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://blog.yusufguleryuz.com/wp-content/uploads/avrupa-birliği-türkiye.jpg"><br>
</a>Açıkçası beklenen ilgi ve alaka gösterilemiyor bu süreç ile ilgili. TR-AB ilişkilerinde yaşanan inişli çıkışlar ilişkileri etkilemekle beraber iki tarafın isteğini de etkilemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-359"></span>
<p style="text-align: justify;">Türkiye bu süreçte eskisi kadar azim ve isteğe sahip değil. AB cephesinde ise belli grup devamlı surette imtiyazlı ortaklıktan bahsederken diğer bir grup TR tarafında yer almaktadır. AB üye olma süreçte TR&#8217;nin yapması gereken belli başlı ödevler var. Bu bağlamda süreç içinde çeşitli başlıkların açılıp kapatılması gerekiyor. Ben bu çetrefilli süreçte açıkçası hangi başlığın kapatılıp kapatılmadığınu takip etmekte zorlanıyorum. Konuyla ilgili güzel bir haberi paylaşmak istedim. Hem bana hem konuyla ilgilenenlere.</p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p>Türkiye, Avrupa Birliği müzakere sürecinde hangi aşamada? Hangi fasıllar açıldı, diğer müzakere başlıklarında durum ne?</p>
<strong>Müzakeresi Açılan ve Geçici Olarak Kapatılan Fasıllar:</strong><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=90&amp;l=1">25) Bilim ve Araştırma</a>
<strong>Müzakeresi Açılan Fasıllar:</strong><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=69&amp;l=1">4)Sermayenin Serbest Dolaşımı</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=71&amp;l=1">6) Şirketler Hukuku</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=72&amp;l=1">7) Fikri Mülkiyet Hukuku </a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=75&amp;l=1">10) Bilgi Toplumu ve Medya</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=81&amp;l=1">16) Vergilendirme</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=83&amp;l=1">18) İstatistik</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=85&amp;l=1">20) İşletme ve Sanayi Politikası</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=86&amp;l=1">21) Trans-Avrupa Şebekeleri</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=93&amp;l=1">28) Tüketicinin ve Sağlığın Korunması</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=97&amp;l=1">32) Mali Kontrol</a>
<strong>Müzakere Pozisyonunu Vermeye Davet Edildiğimiz ve Müzakere Pozisyonlarını Sunduğumuz Fasıllar:</strong><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=82&amp;l=1">17) Ekonomik ve Parasal Politika</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=91&amp;l=1">26) Eğitim ve Kültür</a>
<strong>AB Konseyi&#8217;nde Onaylanıp Açılış Kriteri Belirlenen Fasıllar:</strong><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=66&amp;l=1">1) Malların Serbest Dolaşımı</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=68&amp;l=1">3) İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunumu Serbestisi</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=70&amp;l=1">5) Kamu Alımları</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=73&amp;l=1">8) Rekabet Politikası</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=74&amp;l=1">9) Mali Hizmetler</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=76&amp;l=1">11) Tarım ve Kırsal Kalkınma</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=77&amp;l=1">12) Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=84&amp;l=1">19) Sosyal Politika ve İstihdam</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=92&amp;l=1">27) Çevre</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=94&amp;l=1">29) Gümrük Birliği</a>
<strong>Taslak Tarama Sonu Raporlarının Henüz Türkiye&#8217;ye İletilmediği Fasıllar</strong>
<strong><em>AB Konseyi&#8217;nde Görüşülmesi Süren Fasıllar:</em></strong><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=67&amp;l=1">2) İşçilerin Serbest Dolaşımı</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=78&amp;l=1">13) Balıkçılık<br>
</a><a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=79&amp;l=1">14) Taşımacılık Politikası</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=80&amp;l=1">15) Enerji</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=87&amp;l=1">22) Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=88&amp;l=1">23) Yargı ve Temel Haklar</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=89&amp;l=1">24) Adalet, Özgürlük ve Güvenlik</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=95&amp;l=1">30) Dış İlişkiler</a><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=98&amp;l=1">33) Mali ve Bütçesel Hükümler</a>
<strong><em>Avrupa Komisyonunda Görüşülmesi Süren Fasıllar:</em></strong><br>
<a href="http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=96&amp;l=1">31) Dış, Güvenlik ve Savunma Politikaları</a>
<p style="text-align: justify;">Kaynak: AB Genel Sekreterliği</p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/07/turkiye-ab-muzakerelerinde-hangi-asamada/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obama Kurtar Bizi</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/02/obama-kurtar-bizi/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/02/obama-kurtar-bizi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 22:16:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Obama Kurtar Bizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[Değişim sloganıyla seçim kampanyalarını yürüten ve tek kutuplu dünyanın süper gücü olan ABD&#8217;nin yeni seçilen başkanı Barrack OBAMA öyle bir zamanda başkanlık koltuğuna geçti ki tüm dünya Obama&#8217;nın politikalarını çok yakından merak ediyor. Öncelikli olarak dünya barışının sağlanması için adımlar atması beklenen Obama&#8217;nın ortadoğu sorunu ile ilgili yapıcı adımlar atıp konu ile ilgili kalıcı çözümler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3212/3284765451_5890c405db.jpg?v=0" alt="" width="375" height="500">
<p style="text-align: center;"><span id="more-198"></span>
<p style="text-align: left;">Değişim sloganıyla seçim kampanyalarını yürüten ve tek kutuplu dünyanın süper gücü olan ABD&#8217;nin yeni seçilen başkanı Barrack OBAMA öyle bir zamanda başkanlık koltuğuna geçti ki tüm dünya Obama&#8217;nın politikalarını çok yakından merak ediyor. Öncelikli olarak dünya barışının sağlanması için adımlar atması beklenen Obama&#8217;nın ortadoğu sorunu ile ilgili yapıcı adımlar atıp konu ile ilgili kalıcı çözümler getirmesi beklenmekte.</p>
<p style="text-align: left;">Dünyanın bir çok yerinde ABD vatandaşı olsun veya olmasın başkan olması büyük sevinç gösterileri ile karşılanan ve dünyayı kasıp kavuran savaş, ekonomik kriz, açlık vb. temel sorunların kurtarıcısı olarak görülen Obama&#8217;nın ilk adımı ekonomi konusunda oldu.  Geçtiğimiz günlerde yeni bir kurtarma planının kongreden onayı alarak yeni bir zafer kazanan Obama&#8217;nın bundan sonraki adımları ekonomi temelli olmaya devam edecektir. Öyle ki yaşanan ekonomik krizin etkileri yavaş yavaş görülmekte ve Asya -  Avrupadan gelen rakamların gelişmiş ülkelerin gün geçtikçe daralmaya gittiği ve bunun tüm ülkeleri etkileyeceği görülmektedir. Herşeyin temelinin ekonomi olduğu bu dönemde ABD&#8217;nin ekonomi politikaları dünyanın bu krizi ne kadar hafif atlatacağı konusunda ipuçları verecektir. Tabi ki bu arada benzer politikaların AB tarafından uygulanıp desteklenmesi gerekmektedir. Küresel dünyanın ilişkileri de küresel olunca ülkeler birbirlerinden çok çabuk etkilenebilmektedir. ABD&#8217;de yaşanacak olumlu gelişmelerin tüm ülkeleri de olumlu yönde etkileyeceği gözönüne alınırsa OBAMA KURTAR BİZİ!!!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/02/obama-kurtar-bizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belediyelerin Görevleri</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/02/belediyelerin-gorevleri/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/02/belediyelerin-gorevleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 21:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Belediyelerin Görevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Yerel seçimlere az bir süre kala memleketimin her köşesinde seçim heyecanı artıyor. Bu heyecan arttıkça ütopik düşünceler dile getirilirken mantıklı ve uygulanabilir istek ve talepler de dile getiriliyor. Açıkçası iç siyasetin en derin konularından biri olan belediyecilik kavramı hakkında pek bir yazı yazma niyetim yokken bugün şahit olduğum beyin fırtınası bu yazıyı yazmama sebep oldu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yerel seçimlere az bir süre kala memleketimin her köşesinde seçim heyecanı artıyor. Bu heyecan arttıkça ütopik düşünceler dile getirilirken mantıklı ve uygulanabilir istek ve talepler de dile getiriliyor. Açıkçası iç siyasetin en derin konularından biri olan belediyecilik kavramı hakkında pek bir yazı yazma niyetim yokken bugün şahit olduğum beyin fırtınası bu yazıyı yazmama sebep oldu. Masa etrafında dillendirilen ütopik istekleri dinlerken aslında belediyeciliğin ülkemizde ne kadar yanlış anlaşıldığının bir kez daha farkına vardım.</p>
<p>Öncelikle hatırlatmam gerekirse büyükşehir belediyesi bile olsa hiçbir belediyenin istihdam yaratma gibi bir görevi yoktur. Belediyeciliğin asıl amacı belediye sınırları içinde yer alan tüm hizmetleri yerine getirmektir. 1580 sayılı Belediye yasasının 15. maddesinde aslında belediyelerin görevleri tek tek sayılmıştır. Ana başlıkları halinde ele almak gerekirse  belediyelerin görevleri; kent altyapısı ile ilgili görevler,şehircilik hizmetleri ilgili görevler,imarla ilgili hizmetler, ekonomik görevler,eğitim ile ilgili görevler,sosyal nitelikli görevler,ulaştırma ile ilgili görevler,sportif ve kültürel konularla ilgili görevler,tarım ve veterinerlik hizmetleri görevleri,mali ve hukuki görevlerdir.</p>
<p>Yukarıda sayılan tüm görevleri belediyelerin yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır fakat gözden kaçırılan nokta belediyelerin istihdam yaratma gibi bir zorunluluğu olmamasıdır. Siyasi patronaj ve adam kayırmanın en fazla yaşandığı kurumlar olarak görülen belediyelerde istihdam yaratmanın demokratik ilkelerle ne kadar örtüşeceği de bir başka soru olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>İyi belediyeler insanlara istihdam yaratmaktan ziyade yukarıda sayılan görevler çerçevesinde ülkemizde sıklıkla görülen kültürel aktiviteler, çevre düzenlemeleri, imar konularında hizmet götürmektedirler. Açıkçası ülkemizde ki belediyelerden daha fazlasını beklemekte günümüz şartlarıyla pek örtüşmemektedir. Peki kişilerin bu hizmetleri talepleri ne kadar uygulanabilir sorusuna hükümetin yürüteceği plan ve projelere göre belirlenmesi gerektiği kanısındayım. Hükümetler yatırımda öncelikli şehirlere uzun süreli projeler hazırlayarak bölge ve il şartlarına uygun yatırımların teşvikini sağlamalıdırlar. Bu noktada belediyeler ve valiliklerle koordineli çalışılıp yatırımların önü açılabilir.</p>
<p>Son olarak bahsi geçen konuşmada geçen bir başka konudan bahsetmek istiyorum. Üniversitelere yapılan yatırımların istihdam arttırıcı projelere kaydırılması konusunda anlam veremediğim bir tartışmaya şahit oldum. Üniversitelerin giderek lise düzeyine geldiği bir ortamda milyonlarca doların aslında üniversitelerin bilim üretme yönünde kullanılması gerektiğinin altını çizmek gerekiyor. Kalifiye ve donanımlı nesillerin yetişmesinde köklü ve özellikle yeni açılan üniversitelerin rolü giderek önem kazanmaktadır. Bu bakımdan üniversitelere aktarılan kaynakların istihdama aktarılması gereken kaynaklarla karıştırılmaması gerekiyor.</p>
<p>Seçim maratonu boyunca muhtarlık seçimlerinden büyükşehir belediye başkanlığı yarışına kadar her telden vaatler ve isteklere tanık olacağız. İstek ve talepleri belirtirken asıl olanın gerçekleri göz önüne alarak duygusal yaklaşımlardan kaçınmak gerektiğidir. Yoksa yapılan tartışmaların pek bir kalitesi kalmaz ve birbirini pohpohlayan toplulukların fikirleri hakim olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/02/belediyelerin-gorevleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Frankofon Türkler ve Fransız Dış Politikası</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/10/frankofon-turkler-ve-fransiz-dis-politikasi/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/10/frankofon-turkler-ve-fransiz-dis-politikasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 14:11:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Açıktoplum]]></category>
		<category><![CDATA[Frankofon Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Dış Politikası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[Açık toplum enstitüsü şu günlerde güzel bir çalışmayı kaleme almış ve Türkiye’nin Avrupa Birliği macerasını farklı bir gözden, Frankofon(fransızca konuşan, fransız diline ve kültürüne sempati/yakınlık duyan kişi, kurum, oluşum) Türklerin gözüyle ele almış. Fransa’nın son dönemlerde dış politikada kaybetmiş olduğu etkiyi Türkiye üzerinden kazanmaya çalışma çabaları Frankofon Türklerin Fransız Dış Politikasına bakış açıları ile ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açık toplum enstitüsü şu günlerde güzel bir çalışmayı kaleme almış ve Türkiye’nin Avrupa Birliği macerasını farklı bir gözden, Frankofon(fransızca konuşan, fransız diline ve kültürüne sempati/yakınlık duyan kişi, kurum, oluşum) Türklerin gözüyle ele almış. Fransa’nın son dönemlerde dış politikada kaybetmiş olduğu etkiyi Türkiye üzerinden kazanmaya çalışma çabaları Frankofon Türklerin Fransız Dış Politikasına bakış açıları ile ele alınmaya çalışılmış. Bu yazıda çalışmanın içeriğine de atıflarda bulunarak kısa bir analize yer vereceğim.</p>
<p>20. yüzyılın en büyük projesi olarak görülen ve kurulduğundan günümüze büyük bir kurumsallaşma evresi geçiren Avrupa Birliği ülkemizin de 40 yıldır üye olmaya çalıştığı bir topluluk. Süreç içinde birlik ile yaşanan ilişkiler hep inişli-çıkışlı bir durum arz etmiş olmasına rağmen Türkiye’nin bu süreci devam ettirmesi ve bu yolda adımların atılması çok önemli. AB süreci konusunda siyasi yelpazenin farklı kutuplarından farklı tepkiler gelse de sürecin ülkemiz açısından olumlu olduğunu düşünüyorum fakat birlik büyüdükçe karar alma mekanizması zorlaşmakta ve yeni üyelikler için ortak paydaların oluşması zorlaşmaktadır. Ortak birlik politikalarının olmaması da politikaların siyasetçilerin kendi dünya görüşüne göre uygulamasına neden olmakta bundan önce kurulan köprülerin yıkılmasına neden olmaktadır. 2005 yılında aday ülke sıfatını kazan Türkiye’nin ne yazık ki bundan sonra işi daha bir zorlaşmıştır. Dış politikada artık sıradan bir ülke konumuna gelen Fransa, birlik içinde bu yetersizliğini Türkiye üzerinden yapmış olduğu politikalarla kapatmaya çalışmakta ve kendi temellerine aykırı tüm adımları atmaktadır. Türkiye’nin insan hakları, eşitlik, modernleşme konusunda atmış olduğu adımları desteklemek yerine işin siyasi boyutunda yer alıp diğer etkilerini görmemekte ve olumsuz tavrını sergilemektedir. Okumanızı tavsiye ettiğim Frankofon Türkler- Fransız Politikası Hakkında Görüş Bildiriyor adlı çalışma yukarıda bahsettiğim nedenleri yaşayan insanların gözüyle daha ayrıntılı ve samimi bir şekilde yer vermiş. Bu kısa girişten sonra şimdi gelelim çalışmanın içeriğinde gözüme çarpan yerlere.</p>
<p>Çalışmanın giriş kısmında yer alan AB projesinin mahiyeti bu süreçle ilgili olumlu olumsuz fikir yürüten herkesin dikkatli bir şekilde okuması gereken türde bir yazı. “Batı modernitesi, kapsamlı, kapsayıcı, açık, inanç ayrımı gözetmeyen ve övgüye değer nitelikte bir projemidir? Yoksa, dar görüşlü, kapalı, dışlayıcı, ayrımcı ve keyfi midir?”. Evet problemin asıl nedeni aslında sorulan bu soruların cevaplarında gizli. Fransa ve onun arkasına gizlenen diğer devletler her ne kadar 2.sorunun cevabının muhatabı olarak yer alsa da Türkiye’ye olan ihtiyacın ve önemin farkında oldukça zorlaştırıcı politikalarından vazgeçeceklerdir.</p>
<p>Çalışmada en fazla üzerine durulan kısım Türklerin AB üyeliği konusunda takındıkları tavır ve beklenti değişimi. 2005 yılından bu güne ülkede yaşayanların AB ile ilgili beklentileri azalmış ve sempatileri azalmıştır. Tabi ki bunda en büyük nedenin birlik içinde Türkiye aleyhine atılan adımların ülkede yaşayan insanların reflekslerini harekete geçirmeleri. Haklı bir refleks olarak görülen bu süreçte hem birliğin daha iyi anlatılması gerekmekte hem de birliğin daha ılımlı adımlar atmaları gerekmektedir. Fransa’nın kartını çok kötü oynandığının belirtildiği yazıda Fransa’nın Türkiye’nin üyeliğini engelleyen bir düşman olarak kabul edildiğinden haklı bir şekilde belirtilmiş. Düşmanlık olmasa bile ilişkilerin üst düzeyde olduğu söylenemez. Hatta çeşitli büyük ihalelerde Fransız firmalarının ellerinin boş dönmesi işin ekonomik etki yöntemi ile farklı bir boyut kazandırılmasına neden olmaktadır. Potansiyel olarak bir çok AB üye devletinden daha büyük potansiyele sahip olan Türkiye’nin elindeki kozları iyi kullanması ve siyasi kültürel ve ekonomik alanlarda etkilemesi gerekmektedir.</p>
<p>AB ile ilgili tartışmalarda her zaman en büyük tartışma konusu olarak ele alınan kültürel erozyon konusunda çok başarılı tespitlere yer verilmiş ve Fransa’nın olaya kültürel farklılıktan ki din bu konuda önemli bir etkiye sahip oluyor kaynaklanan bir anlaşmazlık olarak gördüğünü ve Avrupalılık ilkeleri çatısında hareket ettiğinden bahsetmektedirler. Tarih boyunca hep öteki olarak görülen Anadolu’nun aslında tüm uygarlıkların beşiği ve kabul edilen değerlerin kaynağı olduğu gözden kaçırılmakta ve açıkça Fransa bu olayı bir bahane olarak kullanmakta hatta ülke topraklarının küçük bir kesiminin Avrupa’da olduğunu ileri sürerken Kıbrıs’ın hangi enlemde olduğunu unutmaktadır. Bir başka konuda aslında Sözde Ermeni Soykırım olayının kabul edilmesi ve diasporanın etkin çalışmaları. Diaspora faaliyetlerinden dolayı ikili ilişkileri bozmakta ve çözümü güçleştirmektedir. Tabi ki bu noktada lobicilik faaliyetlerimizin ne kadar yetersiz olduğunu hatırlatmakta fayda vardır.</p>
<p>Çalışmanın diğer bölümlerinde Fransa ve politikalarına dair analizlere ve görüşlere yer verilmiş ve çeşitli konularda Fransa’nın nasıl çırpındığına dair güzel örneklemelere yer verilmiş. Hatta Fransız politikasında kalitenin düştüğünü ve kısa vadeli çıkarların önem kazandığından bahsedilerek çok önemli bir tespitte bulunulmuştur.</p>
<p>Sonuç olarak çalışma olayı açık bir şekilde ele alarak ilişkilerin aslında ne kadar kötü olduğunu gözler önüne sermektedir. Sarkozy döneminde ilişkilerin böyle devam edeceği düşünülmekte olup Türkiye’nin yılmadan ve usanmadan bu sürece bağlılığını devam ettirmesi gerekiyor. Ülkemiz süreç içinde psikolojik bakımından yıpransa da yolun sonunun aydınlık olacağı muhakkaktır.</p>
<p>Siz de çalışmayı okumak için <a href="http://www.euractiv.com.tr/fileadmin/Documents/Frankofon_Turkler.pdf" target="_self">buraya</a> tıklayabilirsiniz. Görüşlerinizi merak ediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/10/frankofon-turkler-ve-fransiz-dis-politikasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rusya Yola Devam Ediyor</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/04/rusya-yola-devam-ediyor/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/04/rusya-yola-devam-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 12:36:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Medvedev]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Moskova’da gerçekleşen görkemli törenle Modern Çağın Çarı olarak nitelendirilen devlet başkanı Vlademir Putin halefi olarak gösterdiği Dimitri Medvedev’e devlet başkanlığı koltuğunu teslim etti. Rusya’da yeni bir dönemde böylelikle açılmış oldu. Boşuna akademisyenler, köşe yazarları Putin’e Çar demiyor çünkü göreve geldiği 2000 yılından beri ülkede tek hakim güç olarak tüm mekanizmaları elinde tutmuş ve tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Moskova’da gerçekleşen görkemli törenle Modern Çağın Çarı olarak nitelendirilen devlet başkanı Vlademir Putin halefi olarak gösterdiği Dimitri Medvedev’e devlet başkanlığı koltuğunu teslim etti. Rusya’da yeni bir dönemde böylelikle açılmış oldu. Boşuna akademisyenler, köşe yazarları Putin’e Çar demiyor çünkü göreve geldiği 2000 yılından beri ülkede tek hakim güç olarak tüm mekanizmaları elinde tutmuş ve tek elden devleti yönetmeye çalışmıştır. 8 yıl önceki Rusya ile şimdiki Rusya arasında belirgin farkların oluşmasına neden olmuştur. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra ABD dış politikası Rusya’nın dünya politikasındaki etkisini arttırmış, eskilerin düşmanı şimdilerde NATO nezdinde birçok alanda işbirliği yapılan ülke konumuna gelmiştir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">ABD’nin Irak’ı işgali ve petrol fiyatlarının gün geçtikçe artması dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerine sahip olan devletlerden biri olan Rusya’nın işine yaramakta ve sırf enerji fiyatlarındaki artıştan dolayı büyük gelirler kazanmaktadır. Bölgesel bir güç olarak enerji konusunda tüm insiyatifleri elinde bulundurmaya çalışan Rusya bölgedeki konumunu sırf enerjiden dolayı güçlü konuma getirmiştir. Dış politikada enerji temelli bu yaklaşımlarını iç politikada aldığı önemli kararlarla pekiştirmeye çalışmıştır. Özellikle ülke içindeki mekanizmalar üzerinde hakimiyet kurarak tek hakim güç olmuştur. Nüfusu giderek yaşlanan Rusya’da gençlere bol bol çocuk yapmayı öğütlemekle kalmayıp, kamplarda toplanan gençlerle nasihatlerde bulunmuştur. Bu arada tüm bunlara rağmen süreç içinde demokrasi ve insan hakları konusundaki eksiklere dair adımlar atılamamış ve bu konuda Avrupa Birliği’nin konuya ait raporlarında yer almıştır.</p>
<p align="justify">Şimdilerde Rusya için herşey çok iyi gidiyor gibi görünmektedir. İmparatorluk dönemlerindeki Çarlara benzetilen Putin’e sonsuz bağlılıkla destek veren Rusya halkı için umutlu bir bekleyiş söz konusu. Medvedev’in devlet başkanı olup Putin’in başbakanlığa geçmesi aslında hiçbirşey ifade etmiyor. Çünkü herkes biliyorki kısa ve orta vadede ülke içinde tek hakim Putin olmaya devam edecektir. Hatta çeşitli yazarlar Medvedev için Putin’în kuklası benzetmelerini bile yapıyor. 42 yaşında devlet başkanlığı yapacak olan Medvedev bakalım bu eleştirilere icraatlarıyla nasıl yanıt verecek.</p>
<p align="justify">Bu konuyla ilgili olarak <strong><a href="http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=9&amp;cbVideo=4936&amp;cbQuality=1" target="_blank">buradan</a></strong> videosunu izleyebilir, <strong><a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/445431.asp" target="_blank">şuradan</a></strong>, <strong><a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=241319&amp;tarih=11/12/2007" target="_blank">şuradan</a></strong> ve <strong><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dmitry_Medvedev" target="_blank">şuradan</a></strong> yazılmış yazıları okuyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/04/rusya-yola-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

