﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kişisel Blog Sitesi &#187; Karalama</title>
	<atom:link href="http://yusufguleryuz.com/category/karalama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yusufguleryuz.com</link>
	<description>Yusuf Güleryüz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Feb 2012 21:18:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yine Sen!!!</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2011/11/yine-sen/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2011/11/yine-sen/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 19:12:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[dede özlemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nusret Güleryüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=760</guid>
		<description><![CDATA[Yine senden bahsediyoruz!!! Nenem, cici ve ben seni yad ediyoruz&#8230; Gözlerimi açtığımda adam gibi adamla tanıştım&#8230; Seni son görüşümden, senin için 1600 km yol tepmemden, küçüklüğümden bahsediyoruz&#8230; Uzun yıllar geçmesine rağmen seni hep yad ediyoruz.. Seni hep özlüyoruz&#8230; Sana hep dualar ellerimiz semaya kalktıkça&#8230; Mekanın cennet olsun, rahatça uyuyorsundur inşallah onca sene&#8230; Seni hep özledim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yine senden bahsediyoruz!!! Nenem, cici ve ben seni yad ediyoruz&#8230; Gözlerimi açtığımda adam gibi adamla tanıştım&#8230; Seni son görüşümden, senin için 1600 km yol tepmemden, küçüklüğümden bahsediyoruz&#8230; Uzun yıllar geçmesine rağmen seni hep yad ediyoruz.. Seni hep özlüyoruz&#8230; Sana hep dualar ellerimiz semaya kalktıkça&#8230; Mekanın cennet olsun, rahatça uyuyorsundur inşallah onca sene&#8230; Seni hep özledim hep özleyeceğim.. Kendime örnek aldığım biricik dedem&#8230; Koca Nusret Ağa, Nusret Dedem&#8230; Sensiz geçen bir bayram daha&#8230; Dualar sana&#8230; Özlemler hep sana&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2011/11/yine-sen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pasifize Zamanlar</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/12/pasifize-zamanlar/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/12/pasifize-zamanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Dec 2010 10:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[kısa dönem er]]></category>
		<category><![CDATA[pasifize zamanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=694</guid>
		<description><![CDATA[Kısa dönem olarak askere gidiyorum ve bugün yola çıkıyorum. Web sitemle kısa bir süreliğine de olsa gereken ilgi ve alakayı gösteremeyeceğim. Web sitelerim için pasifize zamanlar başlıyor. Bu yazıyı okuyan herkesten tek isteğin hakkınızı helal edin ve dularınızı eksik etmeyin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa dönem olarak askere gidiyorum ve bugün yola çıkıyorum. Web sitemle kısa bir süreliğine de olsa gereken ilgi ve alakayı gösteremeyeceğim. Web sitelerim için pasifize zamanlar başlıyor. Bu yazıyı okuyan herkesten tek isteğin hakkınızı helal edin ve dularınızı eksik etmeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/12/pasifize-zamanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fikrihayat 3 yaşında</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/12/fikrihayat-3-yasinda/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/12/fikrihayat-3-yasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 16:58:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Fikrihayat 3 yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[http://blog.yusufguleryuz.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=691</guid>
		<description><![CDATA[Hala hatırlıyorum bu web sitesinin alan adını satın aldığım dönemdeki heyecanı. Ne büyük heyecan ve mutluluk blog.yusufguleryuz.com sitesini satın alarak ismimi tescil ettirmek. Çeşitli bedava sağlayıcılarda yaklaşık 1 senelik maceradan sonra artık bana ait bir alana geçmenin ne kadar doğru karar olduğunu hala anlayabiliyorum. İyi ki satın almışım bu siteyi ve iyi ki bilfiil 3 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hala hatırlıyorum bu web sitesinin alan adını satın aldığım dönemdeki heyecanı. Ne büyük heyecan ve mutluluk blog.yusufguleryuz.com sitesini satın alarak ismimi tescil ettirmek. Çeşitli bedava sağlayıcılarda yaklaşık 1 senelik maceradan sonra artık bana ait bir alana geçmenin ne kadar doğru karar olduğunu hala anlayabiliyorum. İyi ki satın almışım bu siteyi ve iyi ki bilfiil 3 senedir yazılarımı devam ettiriyorum. Bana ait en büyük servetim olarak gördüğüm http://blog.yusufguleryuz.com sitesi bugün kuruluşunun 3. yılını askere gitme telaşı içinde kutluyor. Kışla zamanlarında hakketiği hassasiyeti gösteremiyeceğim biliyorum ama her fırsatta buralara bir şeyler karalıyacağım. Web sitemin 3. yaşı kutlu olsun. Nice senelere fikrihayat.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/12/fikrihayat-3-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yani</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/11/yani/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/11/yani/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 2010 14:28:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Muzziiikaaa]]></category>
		<category><![CDATA[Peki Şimdi...]]></category>
		<category><![CDATA[akustikhane]]></category>
		<category><![CDATA[fırat tanı]]></category>
		<category><![CDATA[yani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=689</guid>
		<description><![CDATA[kısa bir süre için de olsa sivildeki son günümdür&#8230;arz ederim&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kısa bir süre için de olsa sivildeki son günümdür&#8230;arz ederim&#8230;</p>
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="478" height="288" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="allowscriptaccess" value="always"><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/5uYkjWOstmE?fs=1&amp;hl=en_US"><param name="allowfullscreen" value="true"><embed type="application/x-shockwave-flash" width="478" height="288" src="http://www.youtube.com/v/5uYkjWOstmE?fs=1&amp;hl=en_US" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/11/yani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/11/ilk/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/11/ilk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Nov 2010 21:29:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[3030 otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[ilk öğretmenim]]></category>
		<category><![CDATA[platonik sevda]]></category>
		<category><![CDATA[tezek kokulu sevdalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=679</guid>
		<description><![CDATA[Çok uzak diyarlarda aslında memleket sınırlarında yaşanan yaşatan yaşatılan bir sevda türküsü ne zaman kulağına çalınsa için hüzün dolar. Tezek kokulu yolların sardığı o ilçede kahverengi evler taştan yapılan umutlar içleri soba borusu sıcaklığıyla ısınan hayatlarla kaplıyken sen çıka geldin kocaman bir umut oldun. Sessiz sedasız seni izlemeler sana bakışlar sana haykırışlar sessizliğin içinde kocaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çok uzak diyarlarda aslında memleket sınırlarında yaşanan yaşatan yaşatılan bir sevda türküsü ne zaman kulağına çalınsa için hüzün dolar. Tezek kokulu yolların sardığı o ilçede kahverengi evler taştan yapılan umutlar içleri soba borusu sıcaklığıyla ısınan hayatlarla kaplıyken sen çıka geldin kocaman bir umut oldun. Sessiz sedasız seni izlemeler sana bakışlar sana haykırışlar sessizliğin içinde kocaman bağırışılar arasında sana hayran olmak. Hayran heyran seyran günler geçerken sen büyüdün büyüttün içimdeki sevda ateşini. Tezek kokulu sevdalar içimde büyürken sen kokunla bana beni yeniden bahşettin. Bir tek sen vardın konuşmadan anlaşabildiğim bir tek sen vardın bu coğrafyada beni önemseyen. Konuşmasakta görüşmesekte ben seni ne zaman kapının önünde görsem içim sen olur küçücük bedenim kocaman sevdalara liman yapar. Sen büyük şehirlerin güzel kızı sen bu coğrafyanın en güzel kadını seni ilk gördüğümde o puslu soğuk eylül akşamında 303 otobüsten inerken hayatımda ilk kez yüreğim sızladı. Korkulu bakışlarla elinde kocaman bavulunla sanki hiç gitmeyecek sanki hep burada kalacakmış gibi sanki bir sürgün yemiş gibi etrafa bakarken yüzüm ilk defa kızardı seni görünce. Seni görmek Eylül akşamlarını daha bir anlamlı kıldı. Eylül akşamları okul mevsimleri beni sana daha çok bağladı. Seninle aynı odayı aynı havayı ilk solduğumuz o gün büyümüş yüreğimin ilk öğrenmek istediği için cin aliden kalan topu attan ziyade seni ne kadar çok sevdiğimdir. İlk aşk ilk haykırış ilk beğenme ilk sesin titremesi ilk yüz kızarıklığı. İlk öğretmenim ilk platonik sevdam.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/11/ilk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ah Keşkem Vah Keşkem</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/10/ah-keskem-vah-keskem/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/10/ah-keskem-vah-keskem/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Oct 2010 20:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[ah keşkem vah keşkem]]></category>
		<category><![CDATA[keşke]]></category>
		<category><![CDATA[yalın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=676</guid>
		<description><![CDATA[Issız bucaksız dumansız ama sevda kokulu bir o kadar da soğuk yolculuk zamanları hala sevgili olunan düşlerin hatrı beynime kazanmış. Hala mutluyken hala sevgiliyken hala aşk dolu sözcükler dillerden dökülürken hala en fazla aranan kişiler arasındayken hala tüm mesajlar sana gelirken hala hatıralardayken tüm yaşanılanlar cümleler bitirilmez oldu. Noktası olmayan fakat gırtlağa kadar dolan isyanlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Issız bucaksız dumansız ama sevda kokulu bir o kadar da soğuk yolculuk zamanları hala sevgili olunan düşlerin hatrı beynime kazanmış. Hala mutluyken hala sevgiliyken hala aşk dolu sözcükler dillerden dökülürken hala en fazla aranan kişiler arasındayken hala tüm mesajlar sana gelirken hala hatıralardayken tüm yaşanılanlar cümleler bitirilmez oldu. Noktası olmayan fakat gırtlağa kadar dolan isyanlar , acılar, uykusuz geceler ızdıraplar keşke tanımamışlığı getirseydi. İsminin geçtiği her yazı her söz her lakırdı sana dair her anımsatıcı mesaj keşkeleri sana sıralıyor. Keşkeleri biriktirip yerine umudu almaktansa puslu günler geliyor aklıma tüm kasvetiyle. Kasvetin merhametle birleştiği halet-i ruhiyede  Keşke o şarkıyı dinlememiş olsaydım ki bu yazıyı da yazmazdım.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<div style="width: 450px; background-color: white; padding: 0pt 0pt 5px;">
<div style="clear: both; width: 450px; height: 405px;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="450" height="405" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="WMode" value="Transparent"><param name="allowFullscreen" value="true"><param name="scale" value="exactfit"><param name="allowScriptAccess" value="always"><param name="src" value="http://www.timsah.com/getswf/v2/edT0r0QkR1G"><param name="name" value="player"><param name="wmode" value="transparent"><param name="allowfullscreen" value="true"><embed type="application/x-shockwave-flash" width="450" height="405" src="http://www.timsah.com/getswf/v2/edT0r0QkR1G" name="player" allowscriptaccess="always" scale="exactfit" allowfullscreen="true" wmode="transparent"></embed></object></div>
<div style="clear: both;">
<div style="float: left; width: 100px; margin-top: 2px;"></div>
<div style="float: right; width: 350px; margin-top: 2px; text-align: right; font-family: Verdana; font-size: 12px;"></div>
</div>
<div style="clear: both;"><!--//--></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/10/ah-keskem-vah-keskem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ters Duran Sevmeler</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/10/ters-duran-sevmeler/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/10/ters-duran-sevmeler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Oct 2010 13:34:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[ters duran sevmeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[Saçma sapan haleti ruhiyelerin içinde, içimde haleti huriyen sana bakıyorum etrafımdaki kalabalıkların içinde. Altlı üstlü sevdaların tam ortasında zihnim kalabalık yüzlerde seni arıyorum. Seni aradıkça senden uzaklaşıyorum. Sen hep başka diyarlarda gezinirken yolun hep başka limanlardan geçerken hep beni yok sayarken hep oradayken seni izlemek sana bakmak seni takip etmek güneşin görünmediği zamanlarda bile gölgeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saçma sapan haleti ruhiyelerin içinde, içimde haleti huriyen sana bakıyorum etrafımdaki kalabalıkların içinde. Altlı üstlü sevdaların tam ortasında zihnim kalabalık yüzlerde seni arıyorum.</p>
<p>Seni aradıkça senden uzaklaşıyorum. Sen hep başka diyarlarda gezinirken yolun hep başka limanlardan geçerken hep beni yok sayarken hep oradayken seni izlemek sana bakmak seni takip etmek güneşin görünmediği zamanlarda bile gölgeni takip edip sana dair aşk kırıntıları aramak güzeldi. Arayıpta bulamamak bulupta gitmek gidipte arkana bakmamak arkana bakarken ağlamak ağlarken özlemek özlerken sevmek sevipte hoşlanmak hoşlanıpta gitmek gözden kaybolmak güzeldi. Sonsuza kadar susmak puslu bir yüz olmak aslında üzendi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/10/ters-duran-sevmeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derdin ne?</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/08/derdin-ne/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/08/derdin-ne/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 20:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[derdin ne]]></category>
		<category><![CDATA[planlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=647</guid>
		<description><![CDATA[Çok soruyorum bu soruyu kendime.. Derdin ne diye.. Bazen çok bunalıyorum herşeyden&#8230; Boşa geçen zamanın farkında olup bir şeyler yapamamak yalancı hüzünler bırakıyor insanda&#8230; Birşeyler yapmak çözmek araştırmak uğraşmak gerek.. Aklıma gelen ne varsa yazacam buraya ve yaptıklarımın üzerini çizecem. Bakalım ne kadar başarılı olacağım. 1. Kitaplığımda bana bakan dergiler ekleri ne varsa hepsini okumak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="../wp-content/uploads/you.jpg"><img title="you" src="../wp-content/uploads/you.jpg" alt="sen ben biz"></a>
<p>Çok soruyorum bu soruyu kendime.. Derdin ne diye.. Bazen çok bunalıyorum herşeyden&#8230; Boşa geçen zamanın farkında olup bir şeyler yapamamak yalancı hüzünler bırakıyor insanda&#8230; Birşeyler yapmak çözmek araştırmak uğraşmak gerek.. Aklıma gelen ne varsa yazacam buraya ve yaptıklarımın üzerini çizecem. Bakalım ne kadar başarılı olacağım.</p>
<p>1. Kitaplığımda bana bakan dergiler ekleri ne varsa hepsini okumak</p>
<p>2. Her gün bir film izleyebilmek</p>
<p>3. Her gün yeni bir albüm dinleyebilmek</p>
<p>4. İngilizceyi geliştirebilmek yanına başka bir dil daha koymak.</p>
<p>5. Emektar sitem göz bebeğim blog.yusufguleryuz.com&#8217;u daha fazla güncel tutmak.</p>
<p>6. Yeni web sitem ilovehtc.net sitesini Türkiye&#8217;de Htc markasıyla ilgili en fazla tercih edilen sitelerden biri yapmak.</p>
<p>7.Az uyumak çok çalışmak çok şükretmek uyku haricinde herşeye çok zaman harcamak.</p>
<p>8. Teknik analizi öğrenmek.</p>
<p>9. Yeni şeyler görmek keşfetmek bilmek duymak hissetmek&#8230;</p>
<p>10. Tüm bunlar için besmele çekip başlamak.<a href="http://blog.yusufguleryuz.com/wp-content/uploads/you.jpg"><br>
</a>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/08/derdin-ne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İç Ses</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/07/ic-ses/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/07/ic-ses/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 20:30:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[İç ses]]></category>
		<category><![CDATA[müzik ve yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=642</guid>
		<description><![CDATA[﻿ Bir anlamı yok yazılanların&#8230; Anlamı olmasın her lafın. İçinden geldiğince söylensin. Kulağında desibel sınırlarını zorlayan müzik eşliğinde yazmalısın katıksız düşüncelerini içinden geldikçe aklına geldikçe zikretmelisin. Zorlamalısın hep kendini bir şeyler yapmak için. Sahteleşen suratlar arasında kazımalısın gerçekleri saklanıp yosullaşan içselleşen lafları. Gözlerinin içine bakmalısın heyecanla anlatmalısın bildiklerini. Doğru bildiklerini nefretini sevincini duyduklarını tahminlerini açıkla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="../wp-content/uploads/i%C3%A7-ses1.jpg"><img title="iç ses" src="../wp-content/uploads/i%C3%A7-ses1.jpg" alt=""></a>﻿</p>
<p style="text-align: justify;">Bir anlamı yok yazılanların&#8230; Anlamı olmasın her lafın. İçinden geldiğince söylensin. Kulağında desibel sınırlarını zorlayan müzik eşliğinde yazmalısın katıksız düşüncelerini içinden geldikçe aklına geldikçe zikretmelisin. Zorlamalısın hep kendini bir şeyler yapmak için. Sahteleşen suratlar arasında kazımalısın gerçekleri saklanıp yosullaşan içselleşen lafları. Gözlerinin içine bakmalısın heyecanla anlatmalısın bildiklerini. Doğru bildiklerini nefretini sevincini duyduklarını tahminlerini açıkla gitsin. Korkma hiç bir şeyden hiç kimseden. Doğrularının karakterinin peşinden koşmalısın. Hadi be ordan deyip defolup git demelisin. Defolup git diyip hayatından çıkmak bıraktığı boşluğun üzerine karakalemle doldurmak gerek. Aşağıda yer alan cümlelere takılıp kalıp boşlukları doldurmamalısın. Fikirlerini anlamlı cümleler halinde zikretmemelisin. Bilmelisin ki herşey sen de gizli. Gizli olan şeylerin kutsallığına inanmalısın. Teşhir et ama kimseye verme. Farklı ol ve fark yarat. Kıskanılmak güzeldir ya kıskanılan olmaya bak. Herkesin sevmesini bekleme bırak biraz da nefret etsinler senden. Sevenin yanında nefret edenler de olsun. Olsun torba dolsun. Dolsun dökülsün saçılın sağa sola. Bilinsin kimin neler yapıldığı. Bilinsin değerinin.Değerinin altında gördüğün değer bırak devam etsin. Üzülmeyesin bilmelisin her karanlığın sonunda aydınlık olduğunu. Bunları okurken müziğin sesi sonuna kadar açık olsun. Kaptırıp gitmelisin yazıya. Düşünmelisin hayata dair sana hissettirdiklerini. Şarkın bittiğinde okumaya da ara vermelisin. Düşüncelerin fikirlerini nadasa bırakmalısın. Hep kendini yenilemelisin. Bilmelisin her şeyin sende gizli olduğunu. Yazıp çizmelisin. Sıkıldığında haykırmalısın içindekileri çok fazla kaptırmamalısın bu yazıya kendini. Çünkü şarkı bitti yazı da bitti. <a href="http://blog.yusufguleryuz.com/wp-content/uploads/iç-ses1.jpg"><br>
</a>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/07/ic-ses/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dunning-Kruger Sendromu</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/05/dunning-kruger-sendromu/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/05/dunning-kruger-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 18:26:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Dunning-Kruger Sendromu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=490</guid>
		<description><![CDATA[Dunning-Kruger Sendromu Televizyon izlerken birilerine bakıp da &#8220;Ya bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiş&#8221; diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Ya da işyerinizde sizinle aynı ya da daha üst aşamada bir görevde olan bazıları, sizde büyük bir şaşkınlık uyandırdı mı?; onlara bakıp &#8220;Bu cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?&#8221; diye iç geçirdiniz mi? Justin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://blog.yusufguleryuz.com/wp-content/uploads/pp.jpg"><br>
</a>
<p>Dunning-Kruger Sendromu</p>
<p>Televizyon izlerken birilerine bakıp da &#8220;Ya bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiş&#8221; diye düşündüğünüz oldu mu hiç?<br>
Ya da işyerinizde sizinle aynı ya da daha üst aşamada bir görevde olan bazıları, sizde büyük bir şaşkınlık uyandırdı mı?; onlara bakıp &#8220;Bu</p>
<p>cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?&#8221; diye iç geçirdiniz mi?</p>
<p>Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD&#8217;li bu hissi çok yaşamış olacak ki, iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya attı:</p>
<p>&#8220;Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır.&#8221;</p>
<p>Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:</p>
<p>- Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.</p>
<p>- Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.</p>
<p>- Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.</p>
<p>- Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini n farkına varmaya başlarlar.</p>
<p>Bitmedi&#8230;<br>
Cornell Üniversitesi&#8217;ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik &#8220;Nasıl geçti?&#8221; sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi&#8230;<br>
Soruların yüzde 10&#8242;una bile yanıt veremeyenlerin &#8220;kendilerine güvenleri&#8221; müthişti. Onların &#8220;testin yüzde 60&#8242;ına doğru yanıt</p>
<p>verdiklerini&#8221; düşündükleri; hatta &#8220;iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları&#8221; ortaya çıktı.<br>
Soruların yüzde 90&#8242;ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise &#8220;en alçakgönüllü&#8221; deneklerdi; soruların yüzde 70&#8242; ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.</p>
<p>Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu&#8217;nun metni yazıldı:</p>
<p>&#8220;İşinde çok iyi olduğuna&#8221; yürekten inanan &#8216;yetersiz&#8217; kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!</p>
<p>Ancak bu &#8216;cahillik ve haddini bilmeme&#8217; karışımı mesleki açıdan müthişbir itici güç oluşturur.</p>
<p>&#8216;Eksiler&#8217; kariyer açısından &#8216;artıya&#8217; dönüşür.</p>
<p>Sonuçta, &#8216;kifayetsiz muhterisler&#8217; her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler.. .</p>
<p>Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında &#8216;fazla alçakgönüllü&#8217; davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler&#8230; Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler&#8230; Muhtemelen üstleri tarafından da &#8216;ihtiras eksikliği&#8217; ile suçlanırlar. ..&#8221;</p>
<p>&#8220;Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.&#8221;</p>
<p>Bertrand Russel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/05/dunning-kruger-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Empire State of Mind Sorunsalı</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/04/empire-state-of-mind-sorunsali/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/04/empire-state-of-mind-sorunsali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2010 21:48:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Muzziiikaaa]]></category>
		<category><![CDATA[empire state of mind sorunsalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=486</guid>
		<description><![CDATA[Çok bunaldım gene&#8230; üzerime geliyorlar top ve tüfeklerle&#8230; yetmiyormuş gibi şahlanmış tanklarla&#8230; her bir ağızdan her taraftan üzerime geliyorlar&#8230; düşünmek kar etmiyor artık. düzgün bir şey üretmek kirlenmemiş niyetlerde saklı. özgünlükmü??? kime ne&#8230; yap işlet devret modelleri olmuş zihinler&#8230; günü kurtardınmı günün galibi sensin&#8230; atmak gerek zafer çığlıklarını tüm bencilliğinle. yüzlerde maske asla ama asla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok bunaldım gene&#8230; üzerime geliyorlar top ve tüfeklerle&#8230; yetmiyormuş gibi şahlanmış tanklarla&#8230; her bir ağızdan her taraftan üzerime geliyorlar&#8230; düşünmek kar etmiyor artık. düzgün bir şey üretmek kirlenmemiş niyetlerde saklı. özgünlükmü??? kime ne&#8230; yap işlet devret modelleri olmuş zihinler&#8230; günü kurtardınmı günün galibi sensin&#8230; atmak gerek zafer çığlıklarını tüm bencilliğinle. yüzlerde maske asla ama asla düşmeyecek bunun bilincinde. hoyrat bir gülümse zihinlerde birbirimizi kandırma yarışlarında&#8230; çok bunaldım gene&#8230; yaşam alanım herşeyim bildiğim okuduğum düşündüğüm hissettiğim hayatıma dair şahidim çok bunalttılar gene. içinde çıkılmaz bir hal oldu bedenlerde. bir köle misali robotlaştık. sahiplerimiz unvan bazlı adamlar&#8230; ne kadar çok ünvan ne kadar çok yetki o kadar çok söz hakkı bir o kadar ruh tatminkarlığı&#8230; köleleştik insanların elinde. saatlere bakar olduk yaptığımız işten zevk almamak peki niye??? bir hevesle girmemişmiydik, hevesle yazmamışmıydık hevesle hayallerimiz yokmuydu geleceğe dair??? köreltiyorlar içimdeki heves dolu çalışma azmini köreltiyorlar gözlerden başlayıp tüm beynimizi&#8230;peki nerede o billur ışık.. gözlerin körlüğünden kurtarcak??? gözleri kamaştırıp yolumuzu aydınlatacak&#8230; peki nerede hayallerimiz??? reklam kokulu cümlelere peki siz hayallerinizden vazgeçtinizmi soruları arasında peki siz ??? yolunu, umudunu, hırsını, isteğini bulduğuna eminmisin???</p>
<p>peki nedir bu empire state of mind??? sadece new yorkta yaşama iç güdüsümü?? yoksa kafamızda oluşturduğumuz bir new york idealimi&#8230; beni çok bunalttılar&#8230; az gittim çok şey gördüm ömrü hayatımda göreceğim kadar&#8230; çok şeyden tiksindim ömrü hayatımda tiksineceğim kadar&#8230; çok şey var söyleyeceğim ama beni susturan bir şeyler var&#8230; empire state of mind sorunsalımı aslında zihinlerde&#8230; o kutsal yere dair hayallerin peşinde koşmakmı yoksa??? empire state of mind nerede???? her nerede ise keşfetmek, gitmek ve yaşamak gerek.. katıksız bir özgürlük içinde&#8230; bıdı bıdılar duyulmadan sadece özgürlük içinde ve keyifle&#8230; keyifle insan olduğunun hatrı ile sevdiğinle&#8230;sessiz ve sedasız&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/04/empire-state-of-mind-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşam Alanım</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/03/yasam-alanim/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/03/yasam-alanim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Mar 2010 22:19:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Alanım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[Web sitem olduğu için kendimi şanslı hissediyorum. her şeyi ile bana ait bir mekan burası. istediğim şekilde değişiklikler yapıp istediğim şeyleri yazabiliyorum. kısacası burası yaşam alanım ve ben uzun süredir buraları boşluyorum. yaşam alanım beni rahatlatıyor ben yazdıkça içimdekileri kustukça okundukça yorum yazıldıkça fikrihayatımı şekillendiriyorum. burası yaşam alanım ve gerçek hayattan daha çok rahat hissediyorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Web sitem olduğu için kendimi şanslı hissediyorum. her şeyi ile bana ait bir mekan burası. istediğim şekilde değişiklikler yapıp istediğim şeyleri yazabiliyorum. kısacası burası yaşam alanım ve ben uzun süredir buraları boşluyorum. yaşam alanım beni rahatlatıyor ben yazdıkça içimdekileri kustukça okundukça yorum yazıldıkça fikrihayatımı şekillendiriyorum. burası yaşam alanım ve gerçek hayattan daha çok rahat hissediyorum kendimi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/03/yasam-alanim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay Başı Yeni Planların Başlangıcı</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/02/ay-basi-yeni-planlarin-baslangici/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/02/ay-basi-yeni-planlarin-baslangici/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 20:07:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Başı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Planların Başlangıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Hep daha iyisini hep daha idealini belki de hep en ütopiğini ister insan. Canı çok isterse hakikaten gerçekleştirmek isterse peşinden koşar yapmak istediklerinin. Küçüktük hayallerimiz vardı büyütük hepsi yarım kaldı gibi klişeleşmiş laflardan, hüzünbaz cümlelerden sakınmak gerek eğer kafandakini gerçekten çok istiyorsan. Tembel insan hep bir bahane bulur hayatını değiştirmeye dair. Ya mekan sıkıntısı, ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Hep daha iyisini hep daha idealini belki de hep en ütopiğini ister insan. Canı çok isterse hakikaten gerçekleştirmek isterse peşinden koşar yapmak istediklerinin.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Küçüktük hayallerimiz vardı büyütük hepsi yarım kaldı gibi klişeleşmiş laflardan, hüzünbaz cümlelerden sakınmak gerek eğer kafandakini gerçekten çok istiyorsan. Tembel insan hep bir bahane bulur hayatını değiştirmeye dair. Ya mekan sıkıntısı, ya zaman sıkıntısı ya da kendini yeterince motive etmeyişi. Hep bir şeylerden yakınır hep bir şeylere bahane bulur. Bahaneler, bahaneler ve her daim bahanelerin sarmaladığı hayatında, geçip giden günlerin arasında aslında hiç bir şeyi değiştiremez. Bugün ay başı hayatını değiştirmek isteyenler için aslında çok önemli bir gün. Nedense birşeyler yapmılmak istense ya hafta başı hedef gösterilir ya da ay başları. Mart&#8217;ın biri gelsin şunu yapacam ay başı gelsin kesin şuna başlıycam veya şu kötü alışkanlığımdan vazgeçecem diyenler vardır kesin. Hepsi ayın ortasından beri harekete geçmek için ay başını bekliyorlar. Onlar için bir milad aslında. Bir başlangıç.. Tüm hüzünlerden, kederden, sıkıntıdan kurtulma vakti. Ay başı geldimi planlar yapılır, listeler tutulur ve uygulanma hevesiyle gece erken uyulur. Sabah erkenden kalkıp icraatlara başlamak için. İlk iki gün düşe kalka uygulanmaya çalışılan planlar bir sekteye vurdumu bir sonraki aya kalır yazılan tüm planlar amma ağır bir şekilde plan yapılır gelecek aya&#8230; Sırf acısını çıkarmak ve hızlanmak için. Aslında gelecek ayda bir şey yapacağımız yokta sırf kendimizi avutmaktır maksadımız. Başkalarına hayıflanarak, yapmak istediklerimizi yapamayarak hep ömrümüz geçip gider. Geride ise tek kalan üstü çizilmiş planlar ve tutulmayan sözler ve peşinden koşulmayan hayaller kalır&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/02/ay-basi-yeni-planlarin-baslangici/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzak Ama Çok Yakın</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/02/uzak-ama-cok-yakin/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/02/uzak-ama-cok-yakin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 20:29:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak Ama Çok Yakın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=470</guid>
		<description><![CDATA[Gel benimle çok çok uzaklara Hüzünlerimi bir parça aşkla değiştir Gel benimle bilinmez duraklara Mevsimlerimi bir dalga yaza dönüştür Bırak dudaklarımdan benler okunsun Bırak ellerim saçlarına dokunsun Bırak kulaklarımda sesin uğulsun Bırak ellerim saçlarına dokunsun Söz veriyorum her şey çok güzel olacak Sadece sen ve ben&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gel benimle çok çok uzaklara<br>
Hüzünlerimi bir parça aşkla değiştir<br>
Gel benimle bilinmez duraklara<br>
Mevsimlerimi bir dalga yaza dönüştür</p>
<p>Bırak dudaklarımdan benler okunsun<br>
Bırak ellerim saçlarına dokunsun<br>
Bırak kulaklarımda sesin uğulsun<br>
Bırak ellerim saçlarına dokunsun</p>
<p>Söz veriyorum her şey çok güzel olacak<br>
Sadece sen ve ben&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/02/uzak-ama-cok-yakin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Thomas Hobbes &#8211; Toplum Sözleşmesi</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2010/01/thomas-hobbesta-toplum-sozlesmesi/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2010/01/thomas-hobbesta-toplum-sozlesmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 20:26:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Leviathan]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Hobbes]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Sözleşmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=452</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek lisans dersi için hazırlamış olduğum ödevime bu yazıda yer veriyorum. THOMAS HOBBES&#8217;TA TOPLUM SÖZLEŞMESİ I. GİRİŞ Toplum sözleşmesi, genel olarak toplumu oluşturan bireylerin yükümlülüklerinin ve haklarının kökenini açıklayan sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Hobbes, toplum sözleşmesi kuramlarında doğa durumunda, bu durumun bir savaş durumu olmasına rağmen , bir toplum sözleşmesi yaratmanın nasıl olanaklı olduğu tartışılır.. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek lisans dersi için hazırlamış olduğum ödevime bu yazıda yer veriyorum.</p>
<h2>THOMAS HOBBES&#8217;TA TOPLUM SÖZLEŞMESİ</h2>
<strong>I. GİRİŞ</strong>
<p>Toplum sözleşmesi, genel olarak toplumu oluşturan bireylerin yükümlülüklerinin ve haklarının kökenini açıklayan sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Hobbes, toplum sözleşmesi kuramlarında doğa durumunda, bu durumun bir savaş durumu olmasına rağmen , bir toplum sözleşmesi yaratmanın nasıl olanaklı olduğu tartışılır.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn1"></a>.</p>
<p>Bu çalışmada genel olarak Hobbes&#8217;ta toplum sözlşemesi kavramı anlatılacak olup, öncelikle Hobbes’un hayatına kısaca değinilecek ve fikirlerinin oluşmasında büyük etkisi olan yaşadığı dönemden bahsedilerek konu ile ilişkilendirilecektir. Hobbes&#8217;un düşüncelerinde yaşadığı dönemin özelliklerinin etkisi çok büyüktür ve Hobbes&#8217;un yaşadığı dönem irdelendikten sonra genel olarak Hobbes ve toplum sözleşmesi fikri açıklanmaya çalışılacaktır.</p>
<strong>II. THOMAS HOBBES&#8217;TA TOPLUM SÖZLEŞMESİ KAVRAMI</strong>
<strong>A. Thomas Hobbes Ve Yaşadığı Dönem</strong>
<p>Thomas Hobbes, (5 Nisan 1588 &#8211; 4 Aralık 1679) 1588 Nisan Westport&#8217;ta dünyaya gelmiş ünlü İngiliz siyaset felsefecisidir.</p>
<p>Hobbes, İngiliz Devrimi’ne yol açan gelişmelerin içinde yaşamıştır. Hobbes’un fikirlerini anlamak için öncelikle yaşadığı dönemi incelemek gerekmektedir. Hobbes’un toplumsal düşüncesi İngiltere’nin o dönemde içinde bulunduğu durumdan etkilenmiş, iç savaştan doğmuş ve büyümüştür. Hobbes’un fikirleri böyle bir ortamda olgunlaşmış ve gelişmiştir. Halkın kiliseye ve soylulara duyduğu tepkisini, bunun nedenlerini, merkezi devletin güçsüzlüğünü gözlemleme fırsatı bulmuştur. Hobbes&#8217;a göre her türlü iktidarsızlık ya da birden fazla iktidar kötüdür; önemli olan iktidarın tek ve mutlak olmasıdır.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn2"></a>
<p>17. yüzyıl İngiltere’sinde zayıf, keyfince hüküm süren ve değişken bir iktidar vardır. Ülkede iktidar kavgası ve otorite boşluğu oluşmuştur. Ülke içinde barışı tesis etmek ise mümkün değildir ve ülke bir yandan dışarıdan gelen tehlikelerle karşılaşırken, içeride de insanlar güvenlik ve korunmadan yoksun olarak yaşamaktadırlar.</p>
<p>Temel siyaset felsefinde korku ve devlet iktidarının güçlü olmasının önemine işaret eden Hobbes’un, bu gidişattan hoşnutsuz olduğu açıktır ve İngiltere&#8217;deki iç çatışmaların kaynağını da merkezi yönetimin güçsüzlüğüne bağlamaktadır</p>
<p>.</p>
<p>Hobbes merkezi yönetimin güçsüzlüğüne dair şöyle der: “İngiltere’de önce geniş ölçüde, [egemenin] yetkilerinin Kral, Lordlar ve Avam Kamarası arasında bölünmüş olduğu yolunda bir görüş yayılmış olmasaydı, halk hiçbir zaman bölünmüş ve bu iç savaşa düşülmüş olmazdı.”<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn3"></a> Bu ortam Hobbes’un insanın doğal durumunun herkesin herkese karşı savaşı olarak yorumlamasına neden olmuştur. İnsanların doğa ortamında yani devletin olmadığı bir ortamda özgür olmadıklarını, anarşi içinde olduklarını söylemektedir. Bu durum ise kargaşaya ve çatışmaya neden olmakta ve iktidar zaafiyetine sebebiyet vermektedir. Hobbes’ a göre bu durum yöntemli bir şekilde kurulacak barış ve yüksek otorite ile düzelecektir.</p>
<strong>B. Doğa Durumu Ve Toplum Sözleşmesi Fikrinin Doğuşu</strong>
<p>Hobbes’un siyaset felsefesi düşüncesinin temelinde insanın her şeyden önce kendi varlığını sürdürmeye çalıştığı yer alır. Hobbes toplum sözleşmesi kuramını açıklarken, devletin kurulmasından önceki dönemde insanların yaşadıkları durumu anlatabilmek için doğa durumu kavramını kullanmıştır. Bu kavrama göre doğadaki tüm bireyler doğada eşit yaşarlar ve bu eşitlikten dolayı her şey hakkında her istedikleri hakkı iddia edebilirler. Bu durumun nedeni ise doğa durumunun yasalarla sınırlanmadığından, herkesin her şey üzerinde hakkı olduğu fakat bu durumun aynı zamanda aslında bir savaş durumuna yol açtığıdır. Çünkü böyle bir durumda (doğa durumu) bireylerin ayrıcalıklardan, kişisel mülkiyet hakkından, ahlak ve adalet anlayışından söz edilemez.</p>
<p>İstenildiği takdirde bir bireyin kullandığı bir şeyi başka biri gelip onu alabilir ve sahip olabilir. Buna yol açan durum ise kullanılan o şey üzerinde herkesin hakkı olduğundan doğa durumunda aslında bu bir adaletsizlik değildir. Bu durum insanların birbirlerine düşman olmalarına yol açar ve çatışmaya sevk eder. Böylece kendi varlığını korumak, güvenliğini sağlamak ve amaçlarına ulaşmak uğruna insanlar arasında kargaşa, çatışma ve savaş başlamış olur. Hobbes&#8217;a göre rekabet, güvensizlik, şan ve şeref tutkusu insan doğasındaki savaşın nedenleridir.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn4"></a> Bu sebeple yasa olmadığı için de adalet, adaletsizlik yada hak kavramlarından bahsedilemez. Bu durum mutlak çatışmaya ve korkuya sebep olmaktadır.</p>
<p>Hobbes düşüncelerinde korku vurgusunu çok yapmıştır. İnsanlarda güvenilebilecek tek tutkunun korku olduğunu söyler. Öyleki düşüncelerinin temelini oluşturan korkuyu annesinin vaktinden evvel Hobbes’u dünyaya getirmesiyle bağdaştırır. Hobbes bu durumu &#8220;korku ve ben, ikiz ola­rak dünyaya geldik&#8221;<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn5"></a> şeklinde anlatır</p>
<p>Bu bağlamda Hobbes’a göre doğa durumu kavramı aslında savaş durumu , bir güvensizlik durumudur. Hobbes bu durumu şöyle açıklar:</p>
<p>“İnsanlık durumu herkesin herkese karşı savaş durumudur. Bu durumda herkes kendi aklıyla yönetilir ve kendi yaşamını düşmana karşı korumakta her şeyi kullanır. Bundan, böyle bir durumda, herkesin her şey, hatta bir başkasının bedeni üstünde hakkı olduğu sonucu çıkar. Bu yüzden, herkesin her şey üzerindeki bu doğal hakkı devam ettiği sürece, ne kadar güçlü, akıllı ya da başka ne olursa olsun hiçbir kimse için, doğanın olağan olarak insanların canlı kalmalarına izin verdiği zaman boyunca yaşamak konusunda güvenlik olamaz. Bundan da, aklın genel bir kuralı olan, ‘herkes, barış elde etme umudu oldukça, onu sağlamaya çalışmalıdır; elde edemezse, o zaman savaşın yardım ve yararlarını arayıp kullanabilir,’ sonucuna varılır.”<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn6"></a>
<p>Savaş durumunda sosyal haklar ve güvenceler olmadığı için toplumda bir huzursuzluk meydana gelir. Herkes birbirinin düşmanı olur ve herkesin, herkesle savaş durumu başlar. Genel bir güç yoksa yasa yoktur bu durumda her şey mubahtır. Böyle bir durumda herkes kendini korumak isterken hiç kimse koruyamayacaktır. İç savaşlar bunun bir örneğidir. Bu yolda insanın her şey üzerinde hak ileri sürmekten vazgeçmesi gerekmektedir. Bunun için de toplumsal anlaşma ya da toplumsal barış tek yoldur. Bu anlaşma ile doğa durumundan yurttaşlık durumuna geçilmiş olur.</p>
<p>Hobbes, anlayşamaya giden bu süreci &#8220;İnsan, insanın kurdudur&#8221;<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn7"></a> (Homo homini lupus) sözüyle temellendirmiştir. İşte insan, birbirinin kurdu olduğu tabii halden kurtulmak ve ortak bir güvenlik sağlamak için, kendi kuvvet kullanma hakkını sözleşmeyle bir otoriteye devretmiş ve böylece devletin kurulma zarureti ortaya çıkmıştır. Hobbes siyaset felsefesini tasvir ettiği bu otoriter devlete Leviathan adını vermiş ve fikirlerini de bu adı taşıyan kitabında açıklamıştır.</p>
<strong>C. Toplum Sözleşmesi Ve Genel Özellikleri</strong>
<p>Toplum sözleşmesi ile erkin tek bir elde toplanması sağlanmış olur. Böylece, herkesin temel haklarını koruyarak “her şey üstündeki hakkı”nı krala devretmek üzere sözleşme yapmasını ve kralın da bu sözleşmeyi sözleşme ile sahip olacağı mutlak erkle korumasını sağlar. Hobbes, bir materyalist olarak, ‘Kılıçsız sözleşme olmaz,’ der.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn8"></a>
<p>Yüce, büyük , sınırsız erk Hobbes’un düşüncesinde temeli oluşturur. İnsanlar toplum oluşturmak için sözleşme yaparlar, fakat sonra o toplum üyelerinin üstünde bir şey haline gelir ve bireylerin davranışlarına zorunlu olarak bir takım kısıtlamalar getirir. İşte bu kısıtlamalar toplumdaki korku ve çatışma durumun düzelmesi için bireylerin yararınadır. Birey yaşama hakkını güvence altına almış ve korku ve çatışmadan korunmuştur. Böylelikle , Hobbes mutlak yöneticiye sonsuz yetkiler verirken toplumun da bir toplumsal anlaşma çerçevesinde düzenlenmesini öngörmüştür.</p>
<p>Hobbes&#8217;a göre devleti ortaya çıkaran sözleşmeyle insanlar, hem iç hem de dış tehlikelere karşı, can ve mal güvenliklerini sağlama almışlardır. <a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn9"></a>Devletin asıl amacı, bireysel güvenliktir. Özgürlüğü ve başkalarına egemen olmayı seven insanların, devletler halinde yaşarken kendilerini tâbi kıldıkları kısıtlamanın amacı, kendilerini korumak ve böylece daha mutlu hayat sürmektir. Bu imkanlara kavuşmak ise ancak iyi bir devlet ile mümkün gözükmektedir. İnsanların bir sözleşme ile kendi sınırsız özgürlüklerine son vermeleri, bir üçüncü lehine haklarından vazgeçmeleridir. Hobbes’ a göre, onların sözleşme ile yarattıkları bu yapay insan, bu ejderha, onları temsil edip, yönetecektir. Leviathan&#8217;ın(ejderha) veya daha saygılı konuşursak, ölümsüz tanrının altında, barış ve savunmamızı borçlu olduğumuz, o ölümlü tanrının doğuşudur.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn10"></a> Yapılan bu sözleşme ise ortak akıl ve oybirliği ile olmakta ve toplumu oluşturan bireyler sözleşmeyi imzalayarak hak ve özgürlüklerini devlete devretmektedir.</p>
<p>Hobbes’un, onun için Ölümlü Tanrı (Leviathan) benzetmesini kullandığı, insanların doğal durumdaki sürekli ölüm tehdidini ve korkuyu yok etmek adına toplumsal sözleşme ile var ettikleri egemenin yer yüzündeki kudreti sonsuzdur. Artık uyruk olan bireylerin birbirleri üzerindeki bütün hakları egemene geçmiştir ve her bir bireysel irade, egemende cisimleşmiş olan genel irade içinde erir ve egemenin sınırsız kudretini oluşturur. Egemenin gücünün kaynağı bu bireysel iradelerin ortaklaşmasıdır. <a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn11"></a>
<p>Devletin önemine ve vazgeçilemezliğine devamlı surette vurgu yapan Hobbes, devletin yıkılışı otoriter düzenin ortadan kalkmasına sebep olacağından bahseder. . Hobbes&#8217;a göre, düzen olmadığı sürece hiçbir insan kendini güvende hissetmez. Bu düzenin devamı için ise, insanların gerekli fedakarlıkları sürdürmeleri gerekir. Devletin temel görevinin ahlak ve adalet düzenlerini sağlamak olduğunu savunmuş ve bunları sağlamada erkin sınırsız olduğundan bahsetmiştir. Bu durum ise Atilla Yayla&#8217;ya göre Hobbes, devlete birey karşısında öncelik vererek otoriteryen bir siyasi teori geliştirmiştir ve Hobbes&#8217;un sözleşme teorisi bizi otoriter bir devlete götürmüştür. <a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn12"></a>
<p>Bu durum devletin izin verdiği sürece bireylerin hakkının olduğu bir toplum yapısı oluşturur. Bu yapı devletin ve iktidarının otoriter ve totaliter olmasına neden olmaktadır.</p>
<strong>III.SONUÇ</strong>
<p>Bireylerin çatışma ortamını sona erdirmek için doğal olarak kazanmış oldukları haklarından feragat ederek daha büyük, yüce erke bu haklarını devretmesi toplumu oluşturan bireylerin sözleşme imzalamasıyla gerçekleşmiştir. Hobbes toplum sözleşmesinde devleti sözleşmenin merkezine koymaktadır ve bu özelliğiyle de modern devletinin kurulması bakımından önemli bir paya sahip olmuştur. Bireylerin doğa durumunda ki korku ortamından, haklarını Leviathan&#8217;a yani yüksek erke bırakması hem toplum içinde ki çatışmaları engellemekte hem de insanlar kendilerini güvende hissetmişlerdir. Korku fikrinin düşüncelerini yapılandırdığı Hobbes&#8217;ta devlete üstün vurgu yapılmıştır. Siyasal iktidarın otoriter, güçlü, mutlak ve bölünmez olması gerektiğini savunan Hobbes toplum sözleşmesinde devleti esas alarak fikirlerini ortaya koymuştur.</p>
<p>Bu bakımdan Hobbes toplum sözleşmesi kuramı ile kendini tehlikede hisseden bireylerin oy birliği ile haklarından feragat ederek üstün erke devretmesini ve bireylerin kendilerini çatışma durumundan koruduğuna işaret etmiştir. Bu bakımdan Leviathan sözleşmeden aldığı haklar ile güç kullanma tekeline sahip, güç ilişkilerini tek bir elde toplayan, devamı için ortak bir onayın gerekli olduğu , mutlak, sürekli ve bölünmez özelliklerine sahiptir ve bu durum ise laik modern devletin, başka bir ifadeyle ulus devlet olgusunun kuramsal dayanak noktasını oluşturur.<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftn13"></a>
<strong>IV. BİBLİYOGRAFYA</strong>
<p>AKDEMİR, Müslim; &#8220;Temel Hak ve Özgürlükler Açısından İnsan Doğası&#8221;<em>, </em><br>
<em>Kaygı / Uludağ Üniversitesi Felsefe Dergisi</em>, 2005, S. 4, s. 77.</p>
<p>BAKIRCI, Fahri; &#8220;Hobbes&#8217;ta Sözleşmenin Kökeni Akıl mıdır?&#8221;,<em> Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</em>, 2008,  C.63, S.3, s.1.</p>
<p>BÜYÜK, Celal; &#8220;Devlet ve Toplumsal Rolü&#8221; , <em>Din bilimleri Akademik Araştırma Dergisi</em>, 2003, S.4, s. 108.</p>
<p>EKİCİ, Ekrem ; &#8220;Hobbes ve Rousseau: Toplumsal Sözleşme Kuramı&#8221;, <em>Kaygı/ Uludağ Üniversitesi Felsefe Dergisi</em>, 2006, S.6, s. 81, 84 , 88.</p>
<p>HAKYEMEZ, Ayşe Deniz ; <em>Tebadan Yurttaşa Geçiş: Hobbes, Locke ve Rousseau&#8217;da Toplum Sözleşmesi Kuramları</em>, (Danışman: Prof. Dr. Necla Arat), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2006 , s.26-27, 29-30.</p>
<p>TÜRKÖNE, Mümtaz&#8217;er; <em>Siyaset</em>, İstanbul 2003 , s. 56, 80, 349.</p>
<p>ZABUNOĞLU, Yahya ; &#8221; Thomas Hobbes Hayatı, eserleri ve Hukukî Fikirleri&#8221; , <em>Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi</em>, 1958,  C.15, S.1, s.219.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref1"></a>Fahri Bakırcı, &#8220;Hobbes&#8217;ta Sözleşmenin Kökeni Akıl mıdır?&#8221; , <em>&#8220;Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi&#8221;</em>, 2008,  C.63, S.3, s.1.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref2"></a>Mümtaz&#8217;er Türköne, <em>Siyaset</em>, İstanbul 2003 , s.349.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref3"></a>Ayşe Deniz Hakyemez, <em>Tebadan Yurttaşa Geçiş: Hobbes, Locke ve Rousseau&#8217;da Toplum Sözleşmesi Kuramları</em>, (Danışman: Prof. Dr. Necla Arat), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2006 , s.26-27.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref4"></a>Müslim Akdemir, &#8220;Temel Hak ve Özgürlükler Açısından İnsan Doğası&#8221;<em>, </em><br>
<em>&#8220;Kaygı/ Uludağ Üniversitesi Felsefe Dergisi&#8221;</em>, 2005, S. 4, s. 77.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref5"></a>Yahya Zabunoğlu, &#8221; Thomas Hobbes Hayatı, eserleri ve Hukukî Fikirleri&#8221; , <em>&#8220;Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi&#8221;</em>, 1958, C.15, S.1, s.219.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref6"></a>Ekrem Ekici, &#8220;Hobbes ve Rousseau: Toplumsal Sözleşme Kuramı&#8221;, <em>&#8220;Kaygı/ Uludağ Üniversitesi Felsefe Dergisi&#8221;</em>, 2006, S.6, s. 81.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref7"></a>Akdemir, s.77.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref8"></a>Hakyemez, s. 29 – 30.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref9"></a>Celal Büyük, &#8220;Devlet ve Toplumsal Rolü&#8221; , <em>&#8220;Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi&#8221;</em> , 2003, S.4, s. 108.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref10"></a>Türköne, s.56.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref11"></a>Ekici, s.84</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref12"></a>Türköne, s.80.</p>
<a href="post.php?action=edit&amp;post=452#_ftnref13"></a>Ekici, s. 88.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2010/01/thomas-hobbesta-toplum-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soran Kalmadı</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/08/soran-kalmadi/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/08/soran-kalmadi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 19:34:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Bertuğ Cemil]]></category>
		<category><![CDATA[Soran Kalmadı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=394</guid>
		<description><![CDATA[Bilmiyorum neden bu kadar çok seviyorum bu şarkıyı. Bertuğ Cemil yazdı ve ilk duyduğum günden beri dilime doladığım dinledikçe içimin bir yerlerinin cız ettiği mükemmel şarkı. Bir şaheser bence. Hayata dair o kadar çok mesaj barındırıyor ki tek tek satır satır okunmalı idrak edilmeli. Aynanın karşısına geçip feyz alınmalı. Yüzün kızarmalı eğer acabalar aklından geçiyorsa. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://blog.yusufguleryuz.com/wp-content/uploads/bertuğ-cemil-soran-kalmadı.jpg"><br>
</a>
<p style="text-align: justify;">Bilmiyorum neden bu kadar çok seviyorum bu şarkıyı. Bertuğ Cemil yazdı ve ilk duyduğum günden beri dilime doladığım dinledikçe içimin bir yerlerinin cız ettiği mükemmel şarkı. Bir şaheser bence. Hayata dair o kadar çok mesaj barındırıyor ki tek tek satır satır okunmalı idrak edilmeli.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-394"></span>
<p style="text-align: justify;">Aynanın karşısına geçip feyz alınmalı. Yüzün kızarmalı eğer acabalar aklından geçiyorsa. Eften püften şeylere kavgalar edilmemeli. Herkes farklı bunu idrak etmeli. Aşkın yerini et almadığı fikirlerin de olduğuna inanılmalı. Karşılaştığında saçma sapan sorgulamalar yapılmamalı. Güvenmeli insan karşındakine. Küçük şeyler için büyük kavgalar yapılmamalı. Güvenmeli ya en azından. Biraz da olsa eskilere benzetilmemeli. Herkesin farklı olduğu kabul edilmemeli. Aradaki duvarlar yıkılmalı. Şans verilmeli. İnsani şeylere değer verilmeli. İnsan gibi davranılmalı. Yapılmalı edilmeli istenilmeli yaşanmalı. Meli malı eklerinden kurtulmalı insan. Gözünü kapatıp yaşamalı herşeyi. Kafalarda zerre kadar soru işareti olmadan. Yargılamadan güvenerek özenerek&#8230;.</p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p>yüzyıllar nasılda geçti<br>
nükleer süper güçlere nasıl da dönüştü<br>
kumdan kaleler<br>
çiçek ve meyva toplayan eller kirlendiler<br>
nasıl da hoyratça sıkıldı mermiler, o mermiler<br>
beyaz tenli olmayanlar, sıkça yok edildi<br>
kimyevi çamura nasıl da dönüştü<br>
çocukların yüzdüğü nehirler<br>
soran kalmadı<br>
bir zamanlar aşk vardı<br>
onun yerini et aldı<br>
eski dizilerde kaldı insani şeyler<br>
zaten çok hırsız vardı<br>
hırsızlık harifet oldu<br>
enayilere kaldı düşünceler<br>
kutuplar eridi de<br>
insanların arasındaki buzlar<br>
erimedi gitti, niye mesafeler<br>
soran kalmadı<br>
ezelden beri düz dönen dünya, dönüverdi tersine<br>
hava bedava su bedavaydı<br>
satılık oldu insani şeyler<br>
zaten kanlı olan ellere, petrol bulaştı<br>
çıplak ayaklı insanların üstüne atıldı<br>
bombadan misketler<br>
beyaz gelinlik tek hayali olan küçük kızlar taşlandı<br>
namus kisvesine yenildi<br>
ataerkil vicdanlar<br>
soran kalmadı</p>
<p>Hediye olsun tüm okuyanlara&#8230;</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/08/soran-kalmadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın Ölümü Kaynama Noktası</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/07/askin-olumu-kaynama-noktasi/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/07/askin-olumu-kaynama-noktasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 22:03:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Kaynama Noktası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=378</guid>
		<description><![CDATA[Uzaklarda olmak zor iki beden için. İki beden iki sevda iki aşka çarpan yürek. Aşkı tatmaya hevesli ama bir o kadarda yorgun. Yorgun olmak aşklaşmaktanmı yoksa başkalaşmaktan mı bilinmez ama yıpranan bedenler yorgun gözlere oradan sinirli beyinlere ve pervasız dudaklara giden bir kısır döngü. Aşk dediğin yanında olmaktır. Telefon cızırtısından gelen fiber optik sevdalardan ziyade [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Uzaklarda olmak zor iki beden için. İki beden iki sevda iki aşka çarpan yürek. Aşkı tatmaya hevesli ama bir o kadarda yorgun. Yorgun olmak aşklaşmaktanmı yoksa başkalaşmaktan mı bilinmez ama yıpranan bedenler yorgun gözlere oradan sinirli beyinlere ve pervasız dudaklara giden bir kısır döngü. Aşk dediğin yanında olmaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-378"></span>
<p style="text-align: justify;">Telefon cızırtısından gelen fiber optik sevdalardan ziyade sesinin sesimde titremesidir aşık olmak. Sen ona sevdiğini söylediğinde tepkisini görmektir. Aşk uzaklarda yıpranır. Aşk uzaklarda yıpratır. Herşey pamuk ipliği kalınlığında bir o kadar hassas bir o kadar önemsiz bir o kadar alternatif dolu. Kafan estiği zaman onu sevmediğini söyleyemek bir o kadar kolay bir o kadar pervasıf. İşte aşk uzaklarda böyle yaşanır. Şehirler ayırır aslında insaları biraz da mesafeler. Yanındayken vakit geçmesin istenir ya anı paylaşıp reklam kokulu cümleler söylemek. Daha fazla bağlanmak daha fazla aşka gelmek halidir. Kanatlanıp girmek gerek bedenden sanki bir ülkeden bir başka iç ülkeye girer gibi. Ürkek farklı bir o kadar da heyecanlı. Dilini bilmemelisin aşkın sevdiğinin ama anlaşabilmesin ortalık yerlerde. Gözlerinle anlaşırken uzakların mesafesi kısalmalı. Bir olmalısın içten senden benden biri iken ne sen kalırsın ortada ne de ben. Bişeyler olur bünyelerde tanımsızlaşırsın ayrışırsın sevdadan. Tüm bozulmuşluklar uzaklar sevdalar hasretler havada buharlaşırken sen 100 derece sevdanla daha çok seversin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/07/askin-olumu-kaynama-noktasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ritmi Hayat</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/05/ritmi-hayat/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/05/ritmi-hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 20:35:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Ritmi Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=290</guid>
		<description><![CDATA[Birşeyler yapmak gerek. Sabah evden çıkıp akşam eve yorgun argın geldiğinde ne anlamı kalıyor ki yaşadığının. Birşeyler üretmek birşeyler paylaşmak hakkında konuşulmasını sağlamak gerek. İyi yada kötü farketmez konuşulanlar. Yaptıkların senin vicdanında ufacık bir keder bırakmıyorsa boşveeerrr kime ne bildiğin yolda ilerle&#8230; Hayatın ritmine ayak uydururken ayakta uyutulduğumuzun farkında olmak hep bir hengamenin içinde yaşayıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span id="more-290"></span>
<p>Birşeyler yapmak gerek. Sabah evden çıkıp akşam eve yorgun argın geldiğinde ne anlamı kalıyor ki yaşadığının. Birşeyler üretmek birşeyler paylaşmak hakkında konuşulmasını sağlamak gerek. İyi yada kötü farketmez konuşulanlar. Yaptıkların senin vicdanında ufacık bir keder bırakmıyorsa boşveeerrr kime ne bildiğin yolda ilerle&#8230; Hayatın ritmine ayak uydururken ayakta uyutulduğumuzun farkında olmak hep bir hengamenin içinde yaşayıp giderken anı kaçırmak bakar kör olmak aldırmamak yarına ertelemek en büyük keder değilmidir zihnimizden içimizi kaplıyan??? Harekete geçip yapmak lazım birşeyler farkında olmak farkındalıkları anlamak ve etrafa anlatmak&#8230; Bazı şeylerin farkındayım ama vaktim yok bahanelerine artık dur demek. Gerekirse az uyumak boş vakit sendromlarıyla uğraşmak. Artık kendinle ilgilenmek kendine yatırım yapmak kendinden bahsetmek kendini düşünmek vakti. Artık keşkelerin olmadığı üretebildiğin ve bu dipsiz dünyaya birşeyler bıraktığın vakitler zamanı. Onun için fikrinden ne geçiyorsa hepsini anlat dünyaya. İster yazı yaz, ister çiz ister avazın çıktığı kadar bağırarak anlat. Yeter ki yaşadığının farkında ol ve anlat. Bu senin ilk ve tek şansın iyi değerlendir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/05/ritmi-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yazamadım</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/05/yazamadim/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/05/yazamadim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 19:58:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Yazamadım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=288</guid>
		<description><![CDATA[İhmal ettim herşeyi kendimden daha çok seni Sana yazamadıklarımı yeni yazı yazıyorum bahanesi ile buraya karalıyorum Belki okur bir haber verirsin kendinden Tüm mağrur fikirlerinden uzaklaşıp Ufacıkta olsa bir kucak açarsın Fikirlere sevgilere birazcıkta bana&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span id="more-288"></span>İhmal ettim herşeyi kendimden daha çok seni</p>
<p>Sana yazamadıklarımı yeni yazı yazıyorum bahanesi ile buraya karalıyorum</p>
<p>Belki okur bir haber verirsin kendinden</p>
<p>Tüm mağrur fikirlerinden uzaklaşıp</p>
<p>Ufacıkta olsa bir kucak açarsın</p>
<p>Fikirlere sevgilere birazcıkta bana&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/05/yazamadim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geride Bıraktığım İz</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/04/geride-biraktigim-iz/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/04/geride-biraktigim-iz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 18:53:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Geride Bıraktığım İz]]></category>
		<category><![CDATA[Google Maps]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[İşte yukarıda ki resim benim hayatımda geride bıraktığım iz. Her gün aynı monotonlukla gidip geldiğim işyerim ve evim. Şu günlerde televizyonlarda dönen ve aslında çoğu insanın hayatında kendinden izleri bulduğu bir reklamdan yola çıkarak bu yazıyı yazıyorum. Kabuğunu kırmak, hayatın hengamesinden kurtularak, kendimize yaşam alanları sağlamak çok önemli. Günler bir su gibi gelip geçer hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3367/3427348826_09cb680e10.jpg?v=0" alt="" width="400" height="300">
<p style="text-align: center;"><span id="more-275"></span>
<p style="text-align: justify;">İşte yukarıda ki resim benim hayatımda geride bıraktığım iz. Her gün aynı monotonlukla gidip geldiğim işyerim ve evim. Şu günlerde televizyonlarda dönen ve aslında çoğu insanın hayatında kendinden izleri bulduğu bir reklamdan yola çıkarak bu yazıyı yazıyorum. Kabuğunu kırmak, hayatın hengamesinden kurtularak, kendimize yaşam alanları sağlamak çok önemli. Günler bir su gibi gelip geçer hiç farkında olmadan. Bu tarz reklamlar insana hayatın ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Açıkçası kendimde çok şey buldum ve merak edip googlemapsten hayatımda bıraktığım izi kaydettim. Bence herkes bunu denemeli ve geriye baktığında nasıl bir iz bıraktığını görmeli. Belki reklamdaki gibi birçoğumuz safariye gidemiycek ama ufak değişikliklerle hayatı daha yaşanılabilir hale getirir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bakalım geride bıraktığım iz ileride  nasıl ve ne şekilde değişecek???</strong>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/04/geride-biraktigim-iz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>+1 Daha</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/03/1-daha/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/03/1-daha/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 18:53:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[+1 Daha]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[Günler su gibi gelip geçiyoooor. Geçen sene yazdığım yazıyı okudumda ne çok şey değişmiş hayatımda. Merak edenler için buraya tıklayabilirsiniz. En başta farklı bir coğrafyadayım artık. Yerleşik yabancı modunda etrafımdakileri anlama telaşındayım. İş güç kaygısı olmadan yaşıyorum bugünlerde. İyi bir işim ve en önemlisi keyifli zamanlar geçiriyorum. Geçen seneyi hatırlıyorumda Geçen sene bugünlerde kulakları çınlasın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3537/3401703197_ecd34ba90b.jpg?v=0" alt="" width="400" height="300"><span id="more-254"></span>
<p style="text-align: justify;">Günler su gibi gelip geçiyoooor. Geçen sene yazdığım yazıyı okudumda ne çok şey değişmiş hayatımda. Merak edenler için <a href="http://blog.yusufguleryuz.com/biriktirdiklerim/" target="_blank"><strong>buraya</strong></a> tıklayabilirsiniz. En başta farklı bir coğrafyadayım artık. Yerleşik yabancı modunda etrafımdakileri anlama telaşındayım. İş güç kaygısı olmadan yaşıyorum bugünlerde. İyi bir işim ve en önemlisi keyifli zamanlar geçiriyorum. Geçen seneyi hatırlıyorumda Geçen sene bugünlerde kulakları çınlasın Burcan ve Sekine ile özsüt sefası yapmıştık. Geçmiş zaman fotoğraflara baktımda hepimizin hayatları inanılmaz derecede değişmiş. Bir sene uzun bir süre değil bir günün bile önemli olduğu şu zamanlarda bir sene çok uzun bir süre zarfı. Çok değişmiş hayatımdaki hayatlarda şahit olduğum. +1 daha yazıyorum haneme. Yaşlanıyorum hayatımda biriktirdiklerimle. Şimdilik doğum günüyle ilgili yazılacaklar bunlar. Bir senenin muhasebesini yaptığım yeni bir yazıyla hayatı sorgulamak oturup düşünmek gerek. Kıymet bilmek, şükretmek ve hatalardan ders çıkarmak için. Keyifli sağlıklı mutlu sevdiklerimle beraber yeni bir yıl geçirmeyi umut ediyorum. Hatırlayıp kutlayanlara çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Haydin eywallah&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/03/1-daha/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vesselam</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/02/vesselam/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/02/vesselam/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2009 21:40:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Vesselam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=189</guid>
		<description><![CDATA[Sakın bildiklerini ulu orta yerlerde söyleme. Ya çok bilmiş muamelesi görüp nefret edilirsin ya da amele nieytiyle her iş senin üstüne kalır. Sakın sevdiğine sevdiğini söyleme. Ya peşinden koşmaya daha çok devam edersin ya da ona daha çok bağlanırsın. Aslında bu hayatta kimseye bağlanmayacaksın. Sakın abudik gubidik şarkıları kulak zarından geçirmiyeceksin. Ya belli bir zevkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sakın bildiklerini ulu orta yerlerde söyleme. Ya çok bilmiş muamelesi görüp nefret edilirsin ya da amele nieytiyle her iş senin üstüne kalır.</p>
<p>Sakın sevdiğine sevdiğini söyleme. Ya peşinden koşmaya daha çok devam edersin ya da ona daha çok bağlanırsın. Aslında bu hayatta kimseye bağlanmayacaksın.</p>
<p>Sakın abudik gubidik şarkıları kulak zarından geçirmiyeceksin. Ya belli bir zevkin olup o yönde şarkılar dinleyeceksin ya da ben her türlü müziği dinlerim tarzında zevksizliğine kanıt olacak cümleler kuracaksın.</p>
<p>Sakın kısa dönemli planlar yapmayacaksın. Ya hayatı akışına bırakıp gözlerini kapayıp yaşayacaksın ya da hayatı dört gözle takip edeceksin.</p>
<p>Sakın siyasetle ilgilendiğini ulu orta söylemeyeceksin. Ya siyaset yapıp nabza göre şerbet vereceksin ya da marjinal fikirlerini anlamayacak masalarda hararetli tartışmalar içinde olacaksın.</p>
<p>Sakın bu siteyi ihmal etmeyeceksin. Ya  yorum yazacaksın her yazıya ya da rss üyeliği yapıp yazılara abone olacaksın.</p>
<p>Sakın bana kızma ama içimden geçenlerin halet-i ruhiyesidir bu yazı. Ya okumuşsundur bunu ya da hiç okumadan geçip gitmişsindir vesselam&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/02/vesselam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Yazılanlar Sana</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/02/bu-yazilanlar-sana/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/02/bu-yazilanlar-sana/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 21:37:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Yazılanlar Sana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Ne biçim hengamedir bilinmez hayatımda bıraktığın izler. Üflemekle sarılmak arasındaki ince çizginin arasında, ruhum bilinmez bir girdapta. İçine çekerken beni, çoğu kez seni atıp kurtulmak istiyorum bedenimden ve birden bire uyanıyorum bu kabustan. Zihnimden ruhuma giren bu mikrop seni benden beni senden uzaklaştırmaya çalışırken ve uzaklaşırken bir nefret bir sinir harbi. Her merhaba sözünde aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne biçim hengamedir bilinmez hayatımda bıraktığın izler.</p>
<p>Üflemekle sarılmak arasındaki ince çizginin arasında, ruhum bilinmez bir girdapta.</p>
<p>İçine çekerken beni, çoğu kez seni atıp kurtulmak istiyorum bedenimden ve birden bire uyanıyorum bu kabustan.</p>
<p>Zihnimden ruhuma giren bu mikrop seni benden beni senden uzaklaştırmaya çalışırken ve uzaklaşırken bir nefret bir sinir harbi.</p>
<p>Her merhaba sözünde aslında bir sitem bir kızgınlık.</p>
<p>Nedenleri sıralamak isterken sonuçlarını düşünmek.</p>
<p>Vazgeçememek senden belki de kendimden.</p>
<p>Bu bir intihar mektubu değil ama sana her kızgınlığım senden, aslında kendimden kurtulmak için ölme isteğidir.</p>
<p>Aslında tüm bu yazılanlar senin benim için ne kadar önemli olduğunu anlama yarışıdır.</p>
<p>Bunları bil ki ne kadar önemli olduğunu anla.</p>
<p>Anla ve ona göre yaşa ve yaşat.</p>
<p>Her konuşmada öldüren bir memnun oldum cümlesi yerine senden benden bizden bahseden cümleler kurmak, memnuniyetsizlikleri örtbas edip hayatın bir ucundan tutup birbirimize bağlanmak.</p>
<p>Bağlanıyorum sana pamuk ipliği kırılganlığı tadında.</p>
<p>Tutunuyorum sana, sana rağmen tüm ilgisizlikleri ve belirsizlikleri alt etmek istercesine.</p>
<p>Bu yazılanlar sana gönlünün tam ortasından vurmak için.</p>
<p>Belki bu sefer anlarsın diye.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/02/bu-yazilanlar-sana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhmal Ettim Kendimi</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/01/ihmal-ettim-kendimi/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/01/ihmal-ettim-kendimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 22:50:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Kendim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=176</guid>
		<description><![CDATA[Bu ne biçim hengamedir anlaşılmaz. Teorinin pratik hale dönüştüğü öyle kimsenin kimseye bedavadan para vermediği vahşi kapitalizmi desteklememe rağmen damarlarımda hissettim birkaç haftadır. Çalışmak, çalışmak ve çalışmak biraz da eve gelip uyumak. Tek yaptığım olgu bunlardan oluşuyordu ömrümde. Dünyayı kurtarma telaşı ve heyecanı yaşarken içimde şimdi bir ofiste finans sektörünün bir neferi olarak dünya yerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ne biçim hengamedir anlaşılmaz. Teorinin pratik hale dönüştüğü öyle kimsenin kimseye bedavadan para vermediği vahşi kapitalizmi desteklememe rağmen damarlarımda hissettim birkaç haftadır. Çalışmak, çalışmak ve çalışmak biraz da eve gelip uyumak. Tek yaptığım olgu bunlardan oluşuyordu ömrümde. Dünyayı kurtarma telaşı ve heyecanı yaşarken içimde şimdi bir ofiste finans sektörünün bir neferi olarak dünya yerine kendi paçamı kurtarmaya çalışıyorum. Yerleşik yabancı modundan farkında yabancı moduna geçiyorum. Birşeyler dikkatimi çekiyor ama onlarda gelip geçici. Sadece 5 saniye sürüyor farkındalıklar sonra yoluma devam ediyorum. Bu şehrin en fazla kattığı şey gözlem kabiliyetimi arttırmasıdır herhalde. Yeni şeyler, yerler belkide yüzler tanıma telaşıdır. Konu buraya nasıl geldi pek bir fikrim yok. Fonda hareketli bir şarkının ki kendini pek sevmesemde bu şarkısını seviyorum(britney spears-break the ice) gazına gelerek yazıyorum birşeyler. Kulaklarımdan beynime oradanda ruhuma işleyen bu melodi sağlam etkiliyor insanı. Yazdıkça yazasım isyanım olan herşeye küfredesim geliyor. Listem çok kalabalık olduğu için bu konuyla ilgili fikirlerimi belki sonra anlatırım.Bir türlü asıl konuya gelemiyorum aslında yukarıda yazdıklarım biraz fikir vermiş olabilir. Kendimi çok ihmal ettim bu aralar. Hayat gayesi ekmek parası vs. tarzında arabesk cümleler kurmak bu bloga biraz ağır gelebilir ama hakketende öyle. İş hayatı insanı herkesten soyutlatabiliyor. Göz hiçbirşeyi görmeyebiliyor. Ne bileyim işte ihmal ediyor insan kendini. Uzun süre oldu kitapların arasına gömülmeyeli. Maaşımla hemen bir kitap olacağım :) kendime sözüm var zaten. İhmal etmemek gerek hiçbirşeyi sorumlulukları bilirken aslında en önemlisi her daim varlığımızı hatırlayıp ona göre hareket etmek gerekir. Gecenin kasveti içime işlemişken burada son noktayı koyayım bari. Bundan sonra bir köşe yazarı edasıyla yazılarıma devam edeceğim. Biraz benden biraz üniversite yıllarım boyunca dirsek çürüttüğüm dış politikadan biraz da hayattan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/01/ihmal-ettim-kendimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamak</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2009/01/yasamak/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2009/01/yasamak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jan 2009 17:27:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Can Yücel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama Yarım saat erkene kurulsun saatin Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin.. Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart Çek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama<br>
Yarım saat erkene kurulsun saatin<br>
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..<br>
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin<br>
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin<br>
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin<br>
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart<br>
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine<br>
Bak güzelim kahvaltının keyfine..<br>
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,<br>
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin<br>
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile<br>
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,<br>
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,<br>
Ohhh şöyle bir hafifle<br>
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de<br>
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık<br>
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa<br>
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak<br>
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..<br>
Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı ? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi ?<br>
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara<br>
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..<br>
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..<br>
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.. Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..<br>
Saklama tabakları, bardakları misafire<br>
Sizden ala misafir mi var bu dünyada<br>
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,<br>
Şöyle keyfe keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..<br>
Gece evinde, dostların olsun<br>
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..<br>
Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?</p>
<p>Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!</p>
<p>Can Yücel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2009/01/yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fikrihayat 1 Yaşında</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/12/fikrihayat-1-yasinda/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/12/fikrihayat-1-yasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2008 15:24:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[1 Yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[blog.yusufguleryuz.com]]></category>
		<category><![CDATA[Fikrihayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Geçen sene nasıl bir halet-i ruhiyede olduğumu hatırladıkça şükrediyorum yaradana bu yazıyı yazarken. Dip noktasındayken hayatımın bir beslenme çeşidi olarak görmüştüm bu siteyi. Daracık zamanlarda kendimi ifade edebilme, hayata tutunabilme telaşıydı her yazdığım yazı. Şimdilerde geçte olsa 1. yaşımı kutlarken geleceğe dönük daha umut dolu, ayakları yere basan, aşkı tadan, içinde hala yazma sevinci olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen sene nasıl bir halet-i ruhiyede olduğumu hatırladıkça şükrediyorum yaradana bu yazıyı yazarken. Dip noktasındayken hayatımın bir beslenme çeşidi olarak görmüştüm bu siteyi. Daracık zamanlarda kendimi ifade edebilme, hayata tutunabilme telaşıydı her yazdığım yazı. Şimdilerde geçte olsa 1. yaşımı kutlarken geleceğe dönük daha umut dolu, ayakları yere basan, aşkı tadan, içinde hala yazma sevinci olan bir insan var karşınızda. İş mesaisi başlıyor artık ve yorgun gözlerle yazılar yazmaya başlıyacağım buralara. Pek vaktim olmayacak biliyorum ama ihmal etmemeye çalışacağım buraları. Hayatımda su gibi gelip geçen zamanımı artık daha dikkatli daha verimli kullanma telaşı içinde olacağım. İster istemez bu yaşam biçimi buraya da yansıyacaktır. Değişim gözlenecek bu sayfalarda ve inşallah son kez değiştiririm sitemin içeri ile ilgili yazıları. Daha bir genel olsun istiyorum daha bir benden olsun istiyorum. Gelecek sene ömrüm olursa dönüp baktığımda bu siteye neleri yaptığımı görmek istiyorum. Zaten hayatı kayıt alma telaşı değilmiydi tüm bu yaptıklarımız. Bu siteyi takip edenlere, gelip geçenlere, iki satır yorum yapmayı eksik etmeyenlere teşekkürler. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/12/fikrihayat-1-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sözlerini Bile Anlamıyorum</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/11/sozlerini-bile-anlamiyorum/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/11/sozlerini-bile-anlamiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 18:22:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Sözlerini Bile Anlamıyorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=116</guid>
		<description><![CDATA[İçim kasvet dolu bugünlerde. Denk düşen bir türküye ağıt yakar bu gönül. Hiç bir şey anlamıyorum ama sözlerindeki acıklı haykırışları hissediyorum. Gözlerim dolar gibi oluyor erkekliğe dokundurmuyorum. Bu ne biçim ağıttır ki insanı bir bıçak darbesi gibi yaralar. Yaralandım ey dünya ve ağır aksak yoluma devam edeceğim ne zaman duysam bu türküyü. Türkçesi bir o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçim kasvet dolu bugünlerde. Denk düşen bir türküye ağıt yakar bu gönül. Hiç bir şey anlamıyorum ama sözlerindeki acıklı haykırışları hissediyorum. Gözlerim dolar gibi oluyor erkekliğe dokundurmuyorum. Bu ne biçim ağıttır ki insanı bir bıçak darbesi gibi yaralar. Yaralandım ey dünya ve ağır aksak yoluma devam edeceğim ne zaman duysam bu türküyü. Türkçesi bir o kadar manalı bir o kadar efkarlı. Bunu dinlerken sarhoş olası geliyor insanın diline bir gıdım içki koymadan. Hayatıma, talihime, şansıma aslında herşeye başkaldırası geliyor insanın. Sanki hazin bir öyküden çıkan mağdur insan rolüne bürünüyor. Büründükçe üzülüyor üzüldükçe derin bir of çekiyor. Geçip giden günlerin kıymet bilindi mi hesabı yapılıyor. Hayat bir anda anlamsız geliyor insana. Zaman sanki durmuş ve kör kuyuya atılmış gibi hissediyor beden. Gözlerini kapatıp sözlerini anlamadığın bu türküyü dinleyesi geliyor. Kirpiklerde biriken gözyaşıyı tutmak isterken kalp atışların hızların nefesin hırlaşır bir bitkinlik çöker insanın üstünde. Omuzlarında hep yüklenmiş o büyük sorumluluk ve kaderine inat yaşama arzusu. Ayakta kalma serzenişi. Yorulmuşumda haberim yokmuş. Yok olmuş tüm umutlar acılar ve sevinçler. Hazin bir ağıttan bana kalan dersler. Yazana değil ama okuyana faydası olsun diye.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/11/sozlerini-bile-anlamiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hissiyatıma Uygun Bir Başlık Yok</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/10/hissiyatima-uygun-bir-baslik-yok/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/10/hissiyatima-uygun-bir-baslik-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 20:23:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Gidişler]]></category>
		<category><![CDATA[Hissiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Sen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[efkar çağırıyor tüm sevimliliği ile arka fonda acıklı bir melodi ve her es seni hatırlatıyor sana dair tüm hissiyatımı o kısacık zamana sıralıyorum kızgınlığımı, sevinçlerimi aklıma seni getiren herşeyi herşeyi sen de bulurken artık kendimi bile aramıyorum&#8230; 15 Ekim 2008 Gidenin arkasından çok şey söylenir nasılsa haberi olmaz diye&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>efkar çağırıyor tüm sevimliliği ile</p>
<p>arka fonda acıklı bir melodi ve</p>
<p>her es seni hatırlatıyor</p>
<p>sana dair tüm hissiyatımı o kısacık zamana sıralıyorum</p>
<p>kızgınlığımı, sevinçlerimi aklıma seni getiren herşeyi</p>
<p>herşeyi sen de bulurken</p>
<p>artık kendimi bile aramıyorum&#8230;</p>
<strong>15 Ekim 2008 </strong>
<strong>Gidenin arkasından çok şey söylenir nasılsa haberi olmaz diye&#8230;</strong>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/10/hissiyatima-uygun-bir-baslik-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sessiz Sakin Bekleyişler</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/07/sessiz-sakin-bekleyisler/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/07/sessiz-sakin-bekleyisler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2008 12:11:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Uzaklara Gitmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Hayat gidiyor bir hengamenin içinde. Akşam yatıp sabah kalktığımda yeni bir günün benim için hiçbir anlamı olmuyor şu zamanlarda. Zamanın bir anlam ifade etmediği, tek aktivite olarak takvim yapraklarını kopardığım, ki onu yapmak bile içimi sızlatıyor, bir yaşama telaşı içindeyim. Bekleyişler ne kadar sürer, ne ile biter, neler olur bana ,tam bir bilinmezlik ama herşeyin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat gidiyor bir hengamenin içinde. Akşam yatıp sabah kalktığımda yeni bir günün benim için hiçbir anlamı olmuyor şu zamanlarda. Zamanın bir anlam ifade etmediği, tek aktivite olarak takvim yapraklarını kopardığım, ki onu yapmak bile içimi sızlatıyor, bir yaşama telaşı içindeyim. Bekleyişler ne kadar sürer, ne ile biter, neler olur bana ,tam bir bilinmezlik ama herşeyin belli olduğu günleri özlüyorum. Şu blogta olmasa ne yapardım bilinmez. Gidenler arkalarına bile bakmadan koşarcasına gözden kaybolurken biz beklemeye devam ediyoruz bu şehri. Kim bilir belki de uzaklara gitme vakti gelmiştir. Geleceğe dair hedefleri bir kenara atıp öylesine yaşama telaşına düşmek gerekir. Büyük düşünüp küçük yaşamak gerekir kim bilir. Yol nereye götürür bilinmez ama bu yol beni uzaklara götürecek gibi. Ya kalabalıklar içinde kaybolacağım ya da kalabalıkların sesi olacağım. Sessiz sakin bekleyişlerim uzaklara gitmek için kocaman bir dua aslında. Gel artık o kutsal vakit. Gel de bitsin artık bu belirsizlikler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/07/sessiz-sakin-bekleyisler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgürlük</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/06/ozgurluk/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/06/ozgurluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 16:16:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatımız Sınav]]></category>
		<category><![CDATA[Marjinal Fayda]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Bakma özgürlük dediğime. Sınavlar geldi geçti fakat hayatımdaki belirsizlikler halen devam ediyor. Yaşamımın bundan sonraki sürecini hukuk, iktisat veya muhasebeden yaptığım netlere bağlı olduğunu düşünmek ve bu acı gerçeği kanıksaya kanıksaya öğrenmek bu adama şu yaşında o kadar çok ağır geliyorki. Hayatımın zaten sınav olduğunu idrak etmenin rahatlığıyla girdiğim her sınavda belki rahatlıktan belki umuttandır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="snap_preview">
<p align="justify">Bakma özgürlük dediğime. Sınavlar geldi geçti fakat hayatımdaki belirsizlikler halen devam ediyor. Yaşamımın bundan sonraki sürecini hukuk, iktisat veya muhasebeden yaptığım netlere bağlı olduğunu düşünmek ve bu acı gerçeği kanıksaya kanıksaya öğrenmek bu adama şu yaşında o kadar çok ağır geliyorki. Hayatımın zaten sınav olduğunu idrak etmenin rahatlığıyla girdiğim her sınavda belki rahatlıktan belki umuttandır bilinmez yaşama kaldığım yerden, debelendiğim soruları arkamda bırakıp yeni güne uyanmayı becerebiliyorum.</p>
<p align="justify">Belirsizlikler sırtımdaki kamburu ağırlaştıkça geçen her yeni günden aldığım marjinal fayda (sanki teoriyi doğrularcasına) azalıyor. Bu belirsizlik gün geçtikçe ketümleştirecek beni tek korkum dile getirebildiğim bu olmalı. Şarkılar tüm acımasızlığı ile gönlümün bam teline dokundukça ritmin durumuna göre ya umut dolu oluyorum ya koca bir pesimistin kılığına bürünüyorum. Ne kadar zormuş herşeyi yapabilme isteği. Ne kadar zormuş istediklerini yapamamak. Ne kadar zormuş bu hayat. Bree hayat…</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/06/ozgurluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Adam Varmış</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/06/bir-adam-varmis/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/06/bir-adam-varmis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 04:20:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Bir adam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Gece bir kez daha üstünü örterken daha dünün keyfini çıkaramadan geride bırakmışken bir günün daha arkasından hüzünlü fikirleri ile bakan bir adam varmış. Hayatı, hayalleri ve fikirleri belirsizliğin girdabında kaybolmamaya çalışırken o yine de umut etmeyi hiç bırakmamış. Zor bi hayatın köşesinde otostop çekerken ne ile karşılacağı belirsiz zamana el sallıyor. Belki bir yerinden tutunupta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gece bir kez daha üstünü örterken daha dünün keyfini çıkaramadan geride bırakmışken bir günün daha arkasından hüzünlü fikirleri ile bakan bir adam varmış. Hayatı, hayalleri ve fikirleri belirsizliğin girdabında kaybolmamaya çalışırken o yine de umut etmeyi hiç bırakmamış. Zor bi hayatın köşesinde otostop çekerken ne ile karşılacağı belirsiz zamana el sallıyor. Belki bir yerinden tutunupta kaldığı yerden devam eder diye. Kafasındaki metaforları anlamlı cümleler haline getirmeye çalışırken aynı anda koca bi has s**tir geçiriyor her es hallerinde. Biliyor bi şeye yaramıycak ama o içindeki hayvanı susturmaya, sakinleştirmeye çalışıyor. Hayatın olumsuzlukları ona bu yazıyı yazdırırken, fikirleri ile tezat bir hale düşüyor. Kelime oyunları yaparak kendini kandırmaya çalışsada hayat ağzını açmış onu bekliyor. Bir adam varmış benden içeri bir adam varmış her bedende tezahür edecek kadar gerçekmiş. Bir adam varmış yazdıkları saçma olsada çok mutsuzmuş…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/06/bir-adam-varmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biriktirdiklerim</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/04/biriktirdiklerim/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/04/biriktirdiklerim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 12:42:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Biriktirmek]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Günüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Dün (31 Mart) benim doğum günümdü ve bir sene daha yaşlanmanın vermiş olduğu duyguyla yazıyorum bu yazıyı. Koca bir sene daha takvim yapraklarından dökülürken hayatın benden çaldıklarını, hayatın bana kattıklarını düşünürken fikrimden yazıya dönüştü tüm yaşadıklarım. Geride bıraktığım bir senenin muhasebesi belkide bu yazılanlar. İyisi ile kötüsü ile koca bir sene daha geçerken hayat biraz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün (31 Mart) benim doğum günümdü ve bir sene daha yaşlanmanın vermiş olduğu duyguyla yazıyorum bu yazıyı. Koca bir sene daha takvim yapraklarından dökülürken hayatın benden çaldıklarını, hayatın bana kattıklarını düşünürken fikrimden yazıya dönüştü tüm yaşadıklarım. Geride bıraktığım bir senenin muhasebesi belkide bu yazılanlar. İyisi ile kötüsü ile koca bir sene daha geçerken hayat biraz daha belirsiz devam ediyor. Ne var ki içimdeki umut ateşi hergün yanmaya devam ediyor. İnsanoğlu kendini rahatlatmak için bazen gece yastığa başını koyduğunda günün muhasebesini yapar. Ben de dün gece doğum günümü kutlayan mesajlar eşliğinde koca bir seneyi gözümün önüne getirdiğim. Ne çok şey sığdırmışım aslında 365 günüme. Geçen sene bu zamanlarda diye başlayan cümleleri hep gri saflığı ile gözümün önüne getiririm. Geçen sene bu vakitlerde lisans eğitimimi yıl kaybı olmadan bitirmeyi, yüksek lisans yapmayı, dostlarımla daha fazla vakit geçirmeyi hayal ediyordum. Şükürler olsunki lisans eğitimimi tam vaktinde iyi denecek bir not ortalamasıyla ve daha da önemlisi bana kattıklarıyla bitirmiş oldum.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Mezuniyet gecesine ankaradan ayağımın tozuyla yetişmem, o çoşku ve heyecanı tüm benliğimle hissetmem güzeldi. Sonrasında arkadaşlarla keşke bunu daha önce yapsaydık dediğimiz fasıl gecesini hatırlar oldum. Hakketen eğlenceli fekat hüzün dolu bir geceydi yaşadığımız. O günden sonra herkes hayatın farklı bir limanına savruldu. Askere gidenler, yüksek yapanlar, iş bulanlar, iş bulamıyanlar hep o masadaydı. Onun öncesinde yapılan piknikler, toplaşmalar çok güzeldi. Hüzünlü gözlerle hatırlıyorum o günleri. Sonrasında mezun olmanın vermiş olduğu heyecan ile master için başvurmalar kimisinden kahrolası ! ingilizce yüzünden elenmem, kimisinden kabul alıp master hayatıma başlamam. Özellikle 2007′nin ikinci yarısı benim açımdan pek iyi geçmedi denebilir. Hep aksilik üstüne aksilikler yakamı bırakmadı. Yase’nin dediği gibi kurşun döktürmenin vaktiydi herhalde. Neyse efenim master hayatıma başladım fekat ne idüğü belirsiz engellerden dolayı, bilimsel hazırlık okuyacaksınız şeklindeki hiç etik olmayan ve bana göre saçma olan muamelelerle karşılaştık ve birçok arkadaş master sevdamızdan vazgeçmişti. Hakketende hevesim kırılmıştı bu olaydan dolayı ki tamamen haklı olduğumuz bir konudan dolayı, üni. faşizminden dolayı, madurduk ve sonuç olarakta insanın hiçmi hiç değeri olmayan memleketimizde olan yine bize oldu. Hayatımın asıl amacı olan kamuda çalışma fikrine sarıldım o günden sonra. İyi kötü bugüne kadar çalışmaya çalıştım ve inşallah aynı tempoda çalışmaya devam ederim. Bu bir yıllık süreçte değerli arkadaşım, kardeşim burcan namı diğer MBC ile olan muhabbetimiz daha da arttı ve haftasonları çağlar yusuf ikilisine MBC’de katılmış oldu. Biz halen buraları beklemeye devam ediyoruz. İnşallah hepimiz için iyi kapılar açılmış olur.</p>
<p align="justify">2007 benim için idare edecek kıvamdayken etrafımdaki arkadaşlarımla mutlu oldum. Canım partnerim dışişlerini kazandı ve hakkettiği yerde çalışmaya başladı. Bir diğeri ise odtüde yapmış olduğu yüksek yetmeyip yurtdışında doktora için hazırlıklara başladı. MBC ziraatte çalışmaya başladı. Lisanstaki kardeşlerim vatani görevleri için memleketin her köşesine dağıldılar kimisi yurtdışı tecrübesi yakaladı. Kısacası başarılı ve dopdolu bir nesil geliyor memlekete. Çağlarında okulu bittiğinda bu halka tamamlanmış olacak. ::) Ayrıca selçuk bu haftada çıkmazsan dışarı rezil etcem seni 70 milyona ehehe.</p>
<p align="justify">Bu sene beni en derinden etkileyen olay ise her yaz gittiğimiz memleketime gidememiş olmamdır. Memlekete hasreti bir başka hakketende. Ne olursa olsun özlüyorum erzincanı. Çarşının göbeğindeki çeşmeden soğuk su içmeyi, pestil yemeyi, akrabalarımı, bahçeli evimizi yani herşeyi özledim memlekete dair.  Son üç ay haricinde o kadar çok şey yaşadımki hayata dair aklıma hepsi gelmiyor fakat şimdilik hatırlayabildiğim kadar. 23 yaşımın bende biriktirdikleri ise sağlığım ve sıhhatimin yerinde olması, ailemin arkadaşlarımın yanımda olması ve içimdeki geleceğe dair büyük umut. İnşallah yeni yaşımda beklentilerimiz gerçekleşir, benim senin hepimizin. Yanımda olan herkese kucak dolusu sevgiler…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/04/biriktirdiklerim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>13 Mart 1992</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/03/13-mart-1992/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/03/13-mart-1992/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 12:45:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[13 Mart 1992]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan Depremi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[Bu tarihi ömür boyunca unutmayacağıma eminim. Bir insanın hayatı nasıl kendi isteği dışında değiştiğinin örneklerinden biridir herhalde. Akşam tvde haberleri izlerken saat 19:23 olduğunda gözüm duvardaki saati kontrol etti ve  anneme dönüp geçmişi hatırladık. Dün gibi hatırlıyorum çocukluk yıllarımın , belkide hayatımın en önemli olaylarından birini. Çaylarımızı hazırlamış yudumlarken trt kanalını açmış annem, babannem ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu tarihi ömür boyunca unutmayacağıma eminim. Bir insanın hayatı nasıl kendi isteği dışında değiştiğinin örneklerinden biridir herhalde. Akşam tvde haberleri izlerken saat 19:23 olduğunda gözüm duvardaki saati kontrol etti ve  anneme dönüp geçmişi hatırladık. Dün gibi hatırlıyorum çocukluk yıllarımın , belkide hayatımın en önemli olaylarından birini. Çaylarımızı hazırlamış yudumlarken trt kanalını açmış annem, babannem ve kardeşimle televizyon izlerken saatler 19:22de bir dakika sonrasında hayatımızın tamamiyle değişeceğinden habersiz oturuyorduk. Saatler haber bülteninde erzincan depreminin vaktini söylediği vakit benim ve ailemin hayatı tamamiyle değişmişti. Bu yazıyı yazarken bile babannemin beni tutup dışarıya koşması, kardeşimle anneminde aynı şekilde dışarıya çıkmaları gözlerimde canlanıyor. Bahçeli bir evde oturduğumuz için evimizde çok şükür pek bir hasar yoktu fakat ben o gece erzincanı büyük bir felaketin vurduğunu az çok tahmin etmiştim. Dışarı çıkar çıkmaz çam ağacını  halen sallandığını gördükten sonra, dışarıdan gelen çığlık ve bağrışmaları duyduğumda hemen kendimi dışarı, sokağa atmıştım.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Hayatımın her anında örnek aldığım ve alacağıma dair kendime söz verdiğim rahmetli dedem yatsı namazına gitmişti ve aklım onda kalmıştı. Sokağın başındaki lambanın altında arka fonda bizimkilerin “yusuf uzak bir yere gitme” seslenişleri ile dedemi karanlık sokakta gelirken gördüğümde hayatın ne garip olduğuna bir kez daha inanmıştım. Bizim oturduğumuz bölgede çok katlı binalar olmadığı için pek yıkılan binalar yoktu fakat ben dedemin gelişine sevinirken başka canlar, hayatlar beton yığınlarının altında kalmış resmi rakamlara göre 700 den fazla kişi vefat etmişti. Dedeme sıkısıkıya sarılışım, elimden tutup beni eve götürmesi hala hatıralarımda.  O vakitlerde babam gece vardiyasında olduğu için gözümüz hep telefonda babamdan haber bekliyorduk ve şükürler olsunki fabrikada hasar olmasına rağmen kimseye birşey olmamıştı. Şimdi hatırlıyorumda babam daha bir zayıf saçları daha bir fazlaydı. Kolay değil 16 yıl geçmiş bu üzücü olaydan ve sadece babamın değil hepimizin hayatı değişmişti.</p>
<p align="justify">Karanlıkta geçen saatler, soğuk kış günleri, yardım kuyrukları felan bunların hepsi insanın hatıralarında önemli bir yer tutsada değiştirecek ehemmiyette değildir herhalde. Benim hayatımı değiştiren olay birgün babamın gelip tayin listesiyle ilgili görüşlerimizi almasıydı. Ya bursaya gidecektik, ya adanaya ya da manisaya. İnsanın ömründe kırılma noktaları varya bizim için de kırılma noktası o andı herhalde. İlkokul ikiye giden bir velet olarak bursa ve adananın ismini duymuş fakat manisanın ismini hiç duymamıştım hatta haritada yerini bile bilmiyordum. Hayal meyal hatırladığım kadarıyla ders kitabımın arkasındaki haritayı alıp erzincandan manisaya kırmızı bir çizgi çizmiştim. Çizdikçe bitmeyen bir yoldu bu. Önce sivası geçiyorsun sonra ankaraya geliyorsun ve batıya doğru gitmeye devam ediyorsun. Afyonu geçerken ileride afyonun hayatımın bir kısmında çok önemli olacağını bilmeden çizmeye devam ediyorsun. Çizdikçe kaderimizin bize bahşettiği yere doğru iyice yaklaşıyordum. Dosdoğru gidip manisada durmuştum. “Vay be ne uzak” dediğimi hatırlıyorum. Gerçektende uzak çok uzak geliyor insana. Hele gurbete gittiysen uzak kelimesinin yerine daha acıklı eşanlamlı kelimeler bulmaya çalışıyorsun. Hayatımı bundan sonra çizecek olan şehr-i manisaya gitmek, mahalledeki arkadaşlarımdan, abilerimden ayrılmak, yaz vakti topluca daldığımız bahçelerden , mahalle maçlarımızdan, ilkokulumdan, akrabalarımdan yani erzincandaki hayatımdan içkuvvetlerin etkisiyle ayrılmak zorunda kalmıştım.</p>
<p align="justify">Manisa benim için tam bir bilinmezlikti ve doğduğum şehre göre daha büyük ve gelişmiş olan bu şehre ayak uydurmak çokta problem olmamıştı.Eğitim hayatımda bu noktalara gelmemdeki en büyük pay sahibi olan Mukadder Dane hocamı tanımış olmam benim Manisadaki en büyük şansımdı. Onun hakkını inşallah adı bende saklı bir hediye ile ödeyeceğim ileride. Hani derler ya musibette bile hayırlı birşeyler vardır diye hakketende başıma gelenler örnek olarak verilebilir. Çok kral arkadaşlıklar, dostluklar kurdum buralarda. Halen görüştüğüm çok değerli arkadaşlarım, dostlarım ve kardeşlerim oldu. Belki gurbette yaşamak zor geldi bayram vakitleri fakat buralardaki dostlar hep bu boşluğu doldurdu. Manisaya yakın olduğu için İzmir’de okumalar ve oradada çok kral insanlarla tanışmam herhalde bir lütuftur bana.</p>
<p align="justify">Bazen derinlere dalıp düşünüyorumda eğer deprem olmasaydı ben şimdi nerelerde olurdum. Muhtemelen üniversiteye gitmiş olacaktım fakat hangi şehirde hangi bölümde olacağımı pek kestiremiyorum. Zaten biraz daha düşünürsem kafayı yiyeceğimi bildiğim için hemen fikrimden bu düşünceleri siliyorum. Şu anda soluk alıp verirken hayatımı gözümün önüne getiriyorum ve ne olursa olsun mutlu olduğumu düşünüyorum.</p>
<p align="justify">Mevzu depremi anmaktı fakat biraz hayat hikayesi gibi oldu. Ayrıca burada dikkat çekmek istediğim konu ise hala milletçe depreme hazır değiliz. Dün gerçekleşen 4.8 büyüklüğündeki deprem ile memleketteki deprem gerçeği bir kez daha hatırlanmış oldu fakat alınan önlemlerin yeterli olmadığı kanısındayım. Memleketin her tarafı deprem kuşağında olduğu için sadece İstanbul mevzu bahis olmamalı ve topyekün önlemlerin alınması gerekiyor. Biz unutsak bile deprem kendini unutturmuyor maalesef.</p>
<p align="justify">Uzun bir fikriyat oldu herhalde. Herkesin hayatında dönüm noktaları vardır. Yukarıda yazılanlarda hayatımdaki dönüm noktalarından birtanesi fakat en önemlilerinden biri kanımca. Hayat tüm süprizleri ile devam ediyor zaten bakalım daha neler göreceğiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/03/13-mart-1992/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2008/01/ankara/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2008/01/ankara/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jan 2008 12:53:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=67</guid>
		<description><![CDATA[Ne zaman Ankara’ya dair bir şeyler duysam içimde yazma sevinçleri oluşur. Yaşamışlık değildir Ankara ile ilgili hissettiklerim, yaşanmışlıklardır Ankara’yı hatıralarımda biriktirdiğim. Kapkara memur kokan binalar, kasvetli kalabalık günlerde aklım billur bir mutluluğu kovalarken, yürüdüğüm zamanlar aklıma gelir. İçimdeki yaşama sevinçlerini seninle paylaştığım, takvim yapraklarında her ne kadar kısa olarak görünse de ömrümün en uzun zamanlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne zaman Ankara’ya dair bir şeyler duysam içimde yazma sevinçleri oluşur. Yaşamışlık değildir Ankara ile ilgili hissettiklerim, yaşanmışlıklardır Ankara’yı hatıralarımda biriktirdiğim. Kapkara memur kokan binalar, kasvetli kalabalık günlerde aklım billur bir mutluluğu kovalarken, yürüdüğüm zamanlar aklıma gelir. İçimdeki yaşama sevinçlerini seninle paylaştığım, takvim yapraklarında her ne kadar kısa olarak görünse de ömrümün en uzun zamanlarını yaşadığım hatırlarım; Kızılay gezmeleri, durakta beklemeler, soğuğa rağmen içimin erimesi sen ve yine sen. Ankara herkesi bir yerinden yakalamıştır bu hayatta kimse bilmez neden Ankara’yı bu kadar çok sevdiğini.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Yaşadıklarıdır o kasvetli günleri gökkuşağı renkleriyle değiştiren, Ankaradır tüm bu güzellikleri bahşeden. Uzun zaman oldu <span> </span>aslında, çok vakit geçti yaşanmışlıklara dair ve ben ne zaman Ankara’ya gitsem hep karın yağmasını bembeyaz örtünün her tarafı kaplamasını dilemişimdir. Yaşadığımız tüm anıların üstüne örtülsün diye. Senin ve hatıralarının acısını hissetmemek için. Seni ve sana dair her şeyi artık hüzün makamında hatırlamamak için. Seni, beni aslında herşeyi …</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2008/01/ankara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saklanma Hayattan</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2007/12/saklanma-hayattan/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2007/12/saklanma-hayattan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2007 13:32:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Saklanma Hayattan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Yaralı bir bedendir taşıdıklarımız. İçimizdeki aşklar, sevdalar, tutunamadıklarımız belkide göremediklerimiz.Gözlerinde erimek istesem kıyabilirmisin bana? Gözlerinde boğulmak istesem, kurtarırmısın beni engin denizlerde? Uzak diyarlarla ilgili hangi hikayeyi dinlesem aklıma hüzünbaz sevdalar, içsel burukluklar gelir baş harfi senden benden bir parça. Saklanıyorum hayattan, sevdalardan, korkuyorum belkide seni mutlu edememe telaşından, beklentilerimin hayal kırıklıklarına çevirme ihtimalinden… Hayatında çelişkiler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaralı bir bedendir taşıdıklarımız. İçimizdeki aşklar, sevdalar, tutunamadıklarımız belkide göremediklerimiz.Gözlerinde erimek istesem kıyabilirmisin bana? Gözlerinde boğulmak istesem, kurtarırmısın beni engin denizlerde? Uzak diyarlarla ilgili hangi hikayeyi dinlesem aklıma hüzünbaz sevdalar, içsel burukluklar gelir baş harfi senden benden bir parça. Saklanıyorum hayattan, sevdalardan, korkuyorum belkide seni mutlu edememe telaşından, beklentilerimin hayal kırıklıklarına çevirme ihtimalinden… Hayatında çelişkiler olsada çelişkilerdir bizi büyüten hayatımızda önemli kararları aldırandır çelişkiler. Çoğu zaman bizi üzendir çelişkilerdir, ayağımıza çelme takan hayatın uzun yollarında düşe kalka yürüten. Bu yazıyı yazarken içim aralık soğuğu seni düşünüyorum keşkelere boğuyorum hayatı.. Bazende iyikilerle avutuyorum kendimi.. İyiki varsın diyorum iyiki tanımışlığın var yüreğimde ve bu satırları sana yazıyorum içimde çocuksu bir sevinç, heyecan ile. Kocaman puntolarla yazıyorum hayata seni herkesin görmesi için…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2007/12/saklanma-hayattan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Denenmemiş Sevdalar</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2007/12/denenmemis-sevdalar/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2007/12/denenmemis-sevdalar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2007 13:31:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Denenmemiş Sevdalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[Beyaz bir kağıda yazıyorum seni tüm saflığını satırlara dökmek için. Yeni bir başlangıçtır yeni bir sayfa. Yeni bir sevdanın müjdesidir belkide seni tanıma ihtimalini yüreğimde yaşatırken. Hayatına bir anda girebilmek bana seni açman güzel gülümseyişini eksik etmemen, ben her nekadar seni göremesemde içimdeki sezgiyle yaklaşıyorum sana kelime oyunları yaparak ismini kazıyorum beyaz kağıda. Hüzün makamında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beyaz bir kağıda yazıyorum seni tüm saflığını satırlara dökmek için. Yeni bir başlangıçtır yeni bir sayfa. Yeni bir sevdanın müjdesidir belkide seni tanıma ihtimalini yüreğimde yaşatırken.</p>
<p>Hayatına bir anda girebilmek bana seni açman güzel gülümseyişini eksik etmemen, ben her nekadar seni göremesemde içimdeki sezgiyle yaklaşıyorum sana kelime oyunları yaparak ismini kazıyorum beyaz kağıda.</p>
<p>Hüzün makamında bir yaşam bu seni görememek yaşadığın hayatın belirsizliklerine şahit olmak, sana kızmak kızdığıma üzülmek üzüldüğümde sevdiğimi anlamak belkide. Hayat akıp dururken ellerimden belirsiz bir umut bir sevgi bir güneş gibi doğman bir şarkı gibi kendini fısıldaman tüm ezgilerin içimde yaşarken sana hayran olmak bu kadar kısa sürede seni tanıyabilmek.</p>
<p>Bir aralık sızı veriyorsun damardan içime, sana dair herşeyi düşündükçe içim sızlıyor. Uzak aslında çok uzaktır yaşayan bilir ama sen bana çok yakınsın gözlerine bakabilme ihtimalim, yüreğine akabilme, ellerindeki titrek heyecanı içinde yaşayabilme ihtimalim var. Platonik bir sevda acısı çeken gibi içimi acıtıyor geçen her dakika seni görememek. Gözlerimi kapıyorum ve sana bana ait masallar yazıyorum beynimin en ücra köşesinde. Hayatım masala dönüyor içinde sen ve ben bize terfi etmiş, başkalaşmış.</p>
<p>Bir tek dileğim var sen mutlu ol yeter sözlerini sana adıyorum içimdeki dualarda seni görememe ihtimalini düşünürken gözümdeki yaşlarla…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2007/12/denenmemis-sevdalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akrep ile Yelkovan</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2007/12/akrep-ile-yelkovan/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2007/12/akrep-ile-yelkovan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2007 13:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[akrep]]></category>
		<category><![CDATA[karalamak]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel aşklar]]></category>
		<category><![CDATA[yelkovan.]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[Akreple yelkovanın üstüste altalta gelmelerine bir bakıma hasret gidermelerine 10 dk kala gecenin sessizliği içime işlemiş hissiyatımın tercümesi olarak yüreği kadar bölünmüş bir o kadarda kareli boş bir sayfaya karalıyorum.Kulağımda ritmine ayak uydurabileceğim kadar hareketli bir melodi olsada bendurgun ben üzgün ben sessiz bastıra bastıra bu cümleleri yazıyorum. Parmaklarım uyuşuyor ,ağrıyor belki ama ben yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akreple yelkovanın üstüste altalta gelmelerine bir bakıma hasret gidermelerine 10 dk kala gecenin sessizliği içime işlemiş hissiyatımın tercümesi olarak yüreği kadar bölünmüş bir o kadarda kareli boş bir sayfaya karalıyorum.Kulağımda ritmine ayak uydurabileceğim kadar hareketli bir melodi olsada bendurgun ben üzgün ben sessiz bastıra bastıra bu cümleleri yazıyorum. Parmaklarım uyuşuyor ,ağrıyor belki ama ben yine yazıyorum. Kendimi ifade edebilmenin engüzel yolu belki bu şakacı bilek ağrısı.<br>
Yazmanın en keyifli en güzel yanı bazen ben benden çıkıyorum yaa başkakimliklere bürünüp onların acılarına sevgilerine tercüman oluyorum işte diyorum hissiyatın doruklarındayım.<br>
Karalamanın bir başka güzel tarafı ise içsel durumun en güzel dışa vurulmasıdır.<br>
Yazmak özgürlüktür bir bakıma onurlandırmaktır kendini. Yazıyorsan yaşıyorsundur yazıyorsan hayata insanlara dair söyleyebilecek çok lafın vardır demektir. Afili yalnızlık kulağımda çalarken içime bir sen oturduki bilemezsin. “Ölsem ölsem ölsem hemen şimdi “diye yankılanırken kulağımda acılar aşklar gözlerimin önünde geçiverdi belirsiz bir aşk belirsiz bir yalnızlığın baş kahramanı oldum adı bende gizli aşkların hepsini hatırlayarak. Bitiyorum her nefesinde dedikçe bende bitmişim şairinde belirttiği gibi ömrümün en uzun ömrümün en kısa aşklarını yaşarken , hayat başkalaşırken ben aşklaşmış ben aşklaşırken hayat acımasız…Yelkovan ile akrebin aşkı sonsuz. Bilincindeler buluşacaklarını bilincindeler<br>
kucaklaşacaklar ebediyete kadar. Tüm kentsel aşklara inat sonuna kadar gidecekler..</p>
<p>kış soğuğu içime işlerken gecenin bir vakti yazılmış içsel karalama…tarihler : 6/1/2007</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2007/12/akrep-ile-yelkovan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2007/12/yalnizlik/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2007/12/yalnizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2007 13:26:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[Zihnimin kalabalıklarında ıssız, yalnız bekleyişler içindeyim. Gecenin soğuğu içime işlerken ben ne yapacağı meçhul kiralık katiller gibiyim. Hayatımdaki tüm yanlışlıkları aksaklıkları cümlelerden çıkartıyorum tüm devrik cümleleri sıralarken sana dair ömrümden geçen her saniyede ölümü daha fazla hissediyorum. Gözlerim bembeyaz aşkları ararken etrafım sağım solum hep benden uzak hep bana anlaşılmaz. Hiç içmediğim sigaranın dumanıyla efkarlanırken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zihnimin kalabalıklarında ıssız, yalnız bekleyişler içindeyim. Gecenin soğuğu içime işlerken ben ne yapacağı meçhul kiralık katiller gibiyim. Hayatımdaki tüm yanlışlıkları aksaklıkları cümlelerden çıkartıyorum tüm devrik cümleleri sıralarken sana dair ömrümden geçen her saniyede ölümü daha fazla hissediyorum. Gözlerim bembeyaz aşkları ararken etrafım sağım solum hep benden uzak hep bana anlaşılmaz. Hiç içmediğim sigaranın dumanıyla efkarlanırken kulağımda tinsel bir melodi hüznü harmanlıyorum yüreğimde hayatımdaki sonlar aklımdan geçerken katili ben olduğum zamanlarda yalnızlıklar içinde boğuluyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2007/12/yalnizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bizzat Kendime</title>
		<link>http://yusufguleryuz.com/2007/12/bizzat-kendime/</link>
		<comments>http://yusufguleryuz.com/2007/12/bizzat-kendime/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2007 13:06:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalama]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Etnik Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İktisat.]]></category>
		<category><![CDATA[Kendim]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.yusufguleryuz.com/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[Adını bile anlamadığım bir şarkıda insan hüzünleniyorsa çok derdi vardır yüreğinde. Bende aynı hissiyatı taşıyorum zihnimin en ücra köşelerinde. Gözlerimi kapatmış etnik müziğin tinsel melodisine kendimi kaptırırken bu yazıyı yazıyorum kafam bir sağa bir sola kocaman bir iç çekiyorum. Bu geceler hep karanlık olmaya başladı, yanımda sağımda solumda kimsecikler yok artık. Herkes yaşamın bir ucundan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="snap_preview">
<p align="justify">Adını bile anlamadığım bir şarkıda insan hüzünleniyorsa çok derdi vardır yüreğinde. Bende aynı hissiyatı taşıyorum zihnimin en ücra köşelerinde. Gözlerimi kapatmış etnik müziğin tinsel melodisine kendimi kaptırırken bu yazıyı yazıyorum kafam bir sağa bir sola kocaman bir iç çekiyorum. Bu geceler hep karanlık olmaya başladı, yanımda sağımda solumda kimsecikler yok artık. Herkes yaşamın bir ucundan tutunmaya çalışıyor bende saman kağıdı ders kitaplarına. Hayatın iktisadı ile uğraşıyorum bir o eğriden diğer eğriye çizerken hayatımı kaçırdığım aşkları, uzaktaki sevdaları hepsini kaçırıyorum. İnsan hayattan eşit derecede nasiplenmiyor, allaha şükretmeyi biliyoruz ama hep içimizin bir köşesinde neden daha fazla değil diyede iç geçiriyoruz. Nede olsa insan doğası bencil, aç gözlü değilmidir. Tüm bunları düşünürken içimdeki bu yazma tutkusu depreşiyor ama bende ne aşk var ne sevda yanığı ne de uzak diyarlarda bıraktığım sevgili. Bu sefer kendim için yazıyorum galiba kendime yaşadıklarıma benliğime yazıyorum gözlerimde billur tanesi göz yaşı olmadan başım dimdik gelecekten umutlu, ve mutlu. Ders kitaplarına gömülmüş, soyutlanmış, horlanmış, bıkmış içsel sevdalardan içsel yalnızlaşmalara doğru giden bir hayatın mimarından. Hayat iniş ve çıkışların toplamıdır hani ya, gidişim henüz gerçekleşmedi biliyorum ama dönüşümün muhteşem olması için biriktirmem gereken çok şey var.</p>
<p align="justify">29 Aralık 2007 00:58 ( Öyle şarkılar varki insanı düşünmeye sevk eder. İşte ben bu gece onu yaşadım…)</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yusufguleryuz.com/2007/12/bizzat-kendime/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

