+1 Daha Ömrüme

Merhaba. Bu yazıyı yapamadıklarım için mahçup yapamadıklarımı yapma arzusu içinde olduğumdan dolayı heyecanlı bir halet-i ruhiye ile yazıyorum. Dile kolay bu blog sitesi 2006 yılında bu isim adı altında hayata geçti ve aradan geçen 12 yılın ardından hala bir şeyler yazabildiğim için Allah’a şükrediyorum. Her ne kadar içimde yazma isteğine yönelik zaafiyet olsa da 31 Mart tarihinde devirdiğim 33 yaşın vermiş olduğu olgunlukla aslında blog siteme daha fazla sarılmam gerektiğini bana bir kez daha hatırlattı.

2007 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulma hengamesi ile kendimi finans sektöründe buldum ve bu yıl sektörde 10.yılını kutlayacağım ama  dönüp baktığımda hayatımın ne kadar çabuk geçtiğini bir kez daha anlayabiliyorum. Gündüzleri iş ortamında harcanan zamanlar, akşamları evde geçen vakitler ve göz açıp kapayana kadar geçen zamanlar hayatımda ne kadar çok eksikliğin hala olduğunu bana hatırlattı.

Bu yazıyı aslında doğum günüm vesilesi ile teşekkür etme amacıyla yazmaya başladım ama mevzu çok farklı yerlere geldi. Evet 31 mart tarihinde +1 daha ömrüme eklendi ve 34 yaşına girdim. Artık iyiden iyiye yaşlanıyorum ve yaşlandıkça hayatımı, çevremi, arkadaşlarımı, insani ilişkilerimi, iş hayatımı daha fazla sorgulamaya daha faza kaliteli hale getirmek için neler yapmam gerektiğini düşünüyorum.

Rabbimin bana en büyük hediyesi ailem, eşim ve 17 temmuz tarihinde aramıza katılan biricik kızım Elif Nisa hayatımın merkezini oluştururken keyifli bir çalışma ortamına sahip olmam, dost diyeceğim insanların yanımda olması, sağlık ve sıhhatimin yerinde olması şükrettiğim konular arasında. Hayat bana 34 yaşını nasip ederken insan olmanın vermiş olduğu psikoloji ile yeni yaşımda yeni planlar yapma zevkinden de kendimi alamıyorum.

Bu yazıyı 3 gün sonra yazmamın sebeplerinden olan hayatımı sorgulama iç güdüsü beni daha fazla olgunlaştırıyor. Kara kaplı defterime baktığımda geçen yıl yaptığım planlarımın bir çoğunu yapmadığımı üzülürek gördüm. Geçen ay ki plan ve programlarımın da tam bir hayal kırıklığı. Sadece plan yapmışım ama ortada koca bir sıfır. 31 mart tarihinde şehir dışında arkadaşlarımla beraber olduğumdan işin laylaylomu ile düşünme fırsatı bulamadım ama bana 1 nisan şakası gibi yüzüme vuran hayatımın eksikleri bu işin ciddiyetle yapılması gerektiğini hatırlattı. Artık kara kaplı deftere yazarak korkakça dövüşmek yok. Yaşam alanım, özgürlük alanım olan blog sitemde yazmalıyım ki utanmalıyım yapamazsam yapmak istediklerimi. Bir şeylere artık odaklanmak , eksikleri eksiltmek gerek.  Allah nasip eder ömrümüz olursa seneye hesap vermek lazım.

Hayatımda ki en büyük eksikliğin kitap okumamak olduğunu fark ettim. Uzun süredir kitap okumuyordum ve bu durumdan da içten içe rahatsızlık duysam da tembelliğimden veya vakitsizlikten ciddiye almıyordum. İlk işim kütüphanede bulunan bir hevesle alınıp henüz okunmamış kitapları kurcalamak oldu. Hemen 3 kitap aldım ve ay boyunca okunacak kitap listesi çıkardım. Sosyal medyayı fazla kullandığımı gördüm. Başkalarının hayatlarını takip etmek çoğu zaman zaman kaybı. 10 saniyede geçen resimler arasında hayatım eriyip gidiyor. Bu bakımdan daha az ama daha kaliteli sosyal medya takibi gerekiyor. Bir diğer konu inanç yönünden. Yapmak isteyipte yapmadığım ne kadar çok vazifem var. Yapmadığım her gün boynuma borç olarak yüklenen namazlar, tesbihler. Oturup kendime gelmem lazım. Hayata gelme gayemizi yoğunluk, tembellik veya yorgunluklar arasına sıkıştırmamak lazım. Bir diğeri ise sensin sevgili blog sitem. Kendimi en iyi ifade edebildiğim blog siteme daha fazla vakit ayırmam gerektiğini gördüm. Son olarak hobi edinmek. Şu yaşımda elle tutulur bir hobim yok. Hobi edinmem lazım en kısa zamanda. Sağlığıma dikkat etmem lazım ve artık şu YDS’yi eylül ayına kadar halletmem lazım.

Bunlar somut hedeflerdi. Manevi olarak ise bana güç veren ailem ve arkadaşlarımla daha fazla vakit geçirmek, uzaklarda olmasına rağmen gönülden ırak olmayan dostlarıma daha fazla vakit ayırmam gerektiğini gördüm. Manisa’da büyümüş biri olarak memleketin bir diğer ucunda yaşamak, beni ben yapan sosyal çevreden uzak olmak gerçekten çok zor ama doğum günü sebebiyle uzak diyarlardan o kadar çok kişi beni aradı ki ne kadar şanslı olduğumu ve ne kadar düzgün arkadaşlıklar kurduğumu bir kez daha gördüm. Yüzyüze gelmeyeli belki 10 yıl olmuştur ama hala sanki dün görüşmüşüz gibi sıcak kanlı ve içten bir şekilde yapılan aramalar dostluğun ve arkadaşlığın ne olduğunu bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Menfaatinden başka bir şey düşünmeyen, gördüğünde Allah’ın selamını bile esirgeyen, hasetlikten başka bir şey düşünmeyen ortama inat ne kadar düzgün dostlara sahip olduğum için şanslıyım.

Bu vesile ile benim için organizasyon yapan Kredi Tahsis biriminde beraber çalıştığım Bölüm Müdürümüz ve çalışma arkadaşlarıma , Ömer Abi ve Yücel Kepenekli’ye, haftasonu doğum günümden dolayı gün boyu nazımı çeken 🙂 Oğuzhan ve Ömür’e , aileme ve  gerek mesaj ile gerek sosyal medya ile gerekse de arayarak güzel dileklerini ileten herkese teşekkürü borç bilirim. İyi ki varsınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler:,

Benzer Yazılar

Yazar:
Önceki Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0 paylaşım