Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması – 2013

TUİK tarafından dün yayınlanan “gelir ve yaşam koşulları araştırması”  Ülke ekonomisini ve insanların yaşam seviyelerini belirleyebilmek, çeşitli sosyal sistemlerin sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini yapabilmek için hazırlanmaktadır. İlki 1987 yılında hazırlanan ve 2005 yılına kadar  “Hanehalkı Bütçe Araştırması” adıyla hazırlanan çalışma 2006 yılından itibaren “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” adıyla yayınlanmaya devam etmektedir.

 Araştırmada gelir, yoksulluk, sosyal dışlanma ve diğer yaşam koşullarına ilişkin göstergeleri hesaplamak üzere aşağıdaki kategorilerde bilgi derlenmektedir:

 Konut

 Ekonomik durum

 Sosyal dışlanma

 Gayrimenkul sahipliği

 Eğitim

 Demografi

 Sağlık durumu

 İşgücü durumu

 Gelir durumu

Gelelim bu yıl yayınlanan rapora. Yazımızda 5 yıl önceye ait rakamları karşılaştırmaya çalışacağız. Yüzde 20’lik fert gruplarına göre hanehalkı kullanılabilir gelirleri ilk yüzde 20 için %5,8 iken 2013 yılında bu oran %6,1’e yükselmiştir. Yani gelirin ilk yüzde 20’sinde yer alan kısmının hane geliri artarken son yüzde 20’lik dilimde yer alan kişiler 2008 yılında %46,7’lik orana sahipken 2013 yılında %46,6’ya düşmüştür. Aradaki gelir farkı ise 2008 yılında 8,05 kat iken 2013 yılında 7,63 kata gerilemiştir.Kötüleşme yok fakat iyileşme ise sınırlıdır. Buna rağmen aradaki fark yüksek.

Türkiye’de hanehalkı başına düşen ortalama yıllık kullanılabilir gelir 29 479 TL iken, ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelir 13 250 TL olarak hesaplandı. Medyan olarak  ise bu gelir 10.024 TL. (Ortalama, tüm gelirlerin ortalamasıdır. Medyan, en yüksekten en düşüğe sıralanan gelirlerin en ortasındaki rakamdır.)
İstanbul Bölgesi 18 248 TL ile ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri en yüksek olan bölge oldu. Bunu, 16 294 TL ortalama gelir ile Batı Anadolu Bölgesi izledi. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 6 920 TL ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu.

Konut sahipliği 2008’de yüzde 61’den 2013’te yüzde 60.6’ya geriledi. Mortgage kredilerinin teşvikine rağmen konut sahipliği artmadı. Nüfusun artmış olması elbette ki bu oranın yükselmesine engel olarak sıralanabilir fakat üretilen konutların bir kısmının yenileme ihtiyacından dolayı yıktırılıp yenisinin yaptırılmış olması bir kısmının da birden fazla konut alımına yönelik olduğunu söyleyebiliriz. Kentsel dönüşümün de yeterli şekilde kullanılmadığını da söyleyebiliriz.

Çalışmanın bir diğer ilgi çeken konusu ise yaşam koşulları ile ilgili; 2008 yıIında % 57,7’sinin hanesinin taksit ödemeleri ve borçları (konut alımı ve konut masrafları dışında) bulunmakta, bu borç ödemeleri, % 25,0’ının hanesine  yük getirirken , 2013 yılında 55,7’inin hanesinin taksit ödemeleri ve borçları (konut  alımı  ve konut masrafları dışında) bulunmakta, bu borç ödemeleri, % 23,3’ünün hanesine çok yük getirmektedir.

2008 yılında ise % 88,8’i “evden uzakta bir haftalık tatili”, %71,1’i “beklenmedik harcamalarını” ve %82,6’sı “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını” ekonomik nedenlerle karşılayamamaktadır. 2013 yılında ise bu oranlar düşüş gösterek % 70’den fazlasının hanesi, ekonomik nedenlerle; “evden uzakta bir haftalık tatili”, “beklenmedik harcamalarını” ve “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını” karşılayamamaktadır.

Sonuç olarak gelir düzeyindeki artış olmadığı sürece kişilerin yaşam kalitesinde de artış yaşanmamaktadır. Son 5 yıllık dönemde hanehalkına ait gelir dağılımında tepedeki yüzde 20’lik kısım gelirini korumuş hatta artırmışken altta yer alan yüzde 20’lik kısım aradaki makası kapayacak geliri elde edememiştir.

Etiketler:, , , ,

Benzer Yazılar

Yazar:
Önceki Yazılar Sonraki Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 paylaşım