Gürcistan’da Yaşanan Siyasi Çatışmanın Kaynakları

Gürcistan’ın son dönemde içine girmiş olduğu bu politik çatışmanın en temel kaynağı bölgedeki gücü ele alma ve etkinliğini sürdürebilme çabasından kaynaklanmaktadır. Bu çatışmanın temellerini anlayabilmek için Gürcistan’ın kuruluşunu ve çevredeki aktörlerin tutumunu ele almak gerekmektedir. Zaten tarih boyu bir şekilde efendiler köleleri, aristokratlar köylüleri, çoğunluklar da azınlıkları kendi kontrolleri altına almaya çalışmışlardır. Yani gücü kimin elinde bulundurduğu önem arz etmektedir.

Çatışmaların temeli Sovyetler birliğinin dağılmasından sonra Gürcistanın oluşan güç boşluğunda Abazya Güney Osetya Aceristan gibi Gürcü etnik kimliğinden uzak olan halkları da içine alarak bağımsızlıklarını ilan etmelerine dayanır. Güney Osetya 10 Kasım 1989 tarihinde tek taraflı olarak özerklik haklarını genişlettiğini ilan etti. Bağımsızlığın hemen sonraki yıllarında özellikle Abazlar ve tekrar Güney Osetler kendi bağımsızlıklarını talep etmiş hatta bu uğurda Abazlar ve Gürcüler güç mücadelesi için savaşmışlardır. 1998 yılında Abazya’ya askeri saldırı düzenleyen Gürcistan geri püskürtülmüş fakat güç mücadelesini elinden bırakmamak için ekonomik yaptırım uygulama yolunu tercih etmiştir. Gürcistan’ın özellikle Shakasvili döneminden sonra yani 2004 seçimleri sonrası temel amacı tüm Gürcistanı tek bir çatı altında toplayıp üniter bir devlet yapısına kavuşup ülkenin bütün politik realitelerini kendisi belirleme çabasıdır. Fakat bağımsızlıklarını isteyen ve güçlerini Gürcistan’a devretmek istemeyen Abazlar Osetler ve Acarlar çatışmalara neden oldular. Onların bakış açısından gücü devretmek kendi iç siyasetlerini devretmek ve kendi çıkarlarını koruyamamak anlamına gelmekteydi. Bu sebepten dolayı bu halklar Gürcistan’ın kurulmasından beri bir güç mücadelesi içerisindedirler. İçerideki yerel güç mücadelesi kadar bölgesel bir güç mücadelesi de söz konusudur. Gürcistan’ın ekonomik ve politik olarak güçlenmesi , ki bu son dönemde tüm halkları birleştirerek birliğini sağlaması, ayrıca NATO üyeliği ile batıya yaklaşmasıyla mümkün olacaktı, Rusya’nın işine gelmeyecekti. Çünkü buradaki gücü zayıflayacak ve hala kontrol altında tutmaya çalıştığı yakın çevresindeki etkinliği azalacaktı. Bu sebepten dolayı Güç mücadelesi çerçevesinde Rusya gerek Abazya’nın gerekse Güney Osetya’nın ayrılıkçı hareketlerini desteklemiştir. Bu da politik olarak hem yerel hem de bölgesel çatışmayı körüklemiştir.

Politik çatışmanın kaynaklarından biri de ülkenin sahip olduğu tüm zenginlikler ve bu zenginliklerin ülke halkı arasında eşit olarak dağıtılıp dağıtılmamasından kaynaklanmaktadır. Yani hükümetin kaynaklarını, ki bu kaynakların en başında para gelir ve bunu bazen yatırımlar, servisler ve kamu yararı şeklinde halkına sunar, ne şekilde kullandığına ve bunların herhangi bir eşitsizlikten dolayı çatışmaya neden olup olmadığına bakılır. Gürcistan’a baktığımızda temel olarak bir kaynak çatışmasından söz edemeyiz. 1998 yılında Abazyaya uygulanan ekonomik ambargo yani kaynakların adaletsiz dağılımı bu sınıflandırmadan çok güç mücadelesi içindeki bir yaptırım olarak değerlendirilmelidir.  Gürcistan Abazyada bulunan zengin kömür ve mermer kaynaklarını ve sahip olduğu yüksek turizm gelirlerini ve Güney Osetya’da bulunan verimli tarım topraklarını hesaba katmış olmasına rağmen buradaki çatışmanın temel sebebi ve etkeni ikincil derecede öneme sahip olan bu kaynaklar değildi. Daha geniş bir perspektiften baktığımızda ise Rusya’nın bölgesel bir kaynak mücadelesinden bahsetmek mümkündür. Rusya, enerji yolları üzerinde bulunan, özellikle Bakü-Ceyhan-Tiflis boru hattını barındıran güçlü bir Gürcistan istemediğinden ve bu şekilde kendi kaynaklarının önemini korumak adına ayrılıkçı hareketleri desteklemekte ve Gürcistan’ın gücünü bu yolla azaltmaya çalışmaktadır.

Çatışmanın bir diğer kaynağı olan kimlik kendini farklı şekillerde ortaya çıkarabilir. Farklı sınıflara ait insanlar arasındaki çatışmalar; farklı etnik kökenlere ait ve bu etnik özelliklerini devam ettirme yönündeki eğilimlerden dolayı ortaya çıkan çatışmalar; farklı dinlere mensup kişiler arasındaki gerilimler; kadın ve erkek arasında oluşabilecek sorunların meydana getirdiği çatışmalar; aynı toplum içerisinde bulunan farklı kuşakların birbirlerinden farklı fikirlere sahip olmasından dolayı meydana gelen çatışmalar ve kimlik oluşturan tüm diğer faktörler, kişileri farklı kimlikler altında toplanmaya ve inanışları doğrultusunda mücadele vermeye yönlendirir. Kimlik sorunu bölgede çatışmayı körükleyen önemli etkenlerden biridir, hatta çatışmaların temellerinde yer alan ana unsurlardan biri olduğunu da söyleyebiliriz. Saydığımız sınıf, etnik kimlik, din ve kuşak çatışmalarından bölgedeki gerginliklere neden olan farklı etnik kimliklerdeki toplulukların Saakashvili döneminde tek bir devlet ve yönetim altında toplanmaya çalışılması ve bunun son dönemde askeri güç kullanılarak yapılmaya çalışılması sonucu ortaya çıkmıştır. Farklı etnik kökenlere sahip olan Abazlar, Osetler ve Acarlar kendi dil, kültür ve yönetim haklarını Gürcülere devredilmesi sonucu etnik özelliklerinden yani kendi kimliklerinden kopmamak için mücadele vermişlerdir. Bu da zaten politik çatışmaların artmasına neden olmuştur. İçerideki dini yapıya bakıldığında ise tamamen heterojen bir yapının hâkim olmasına rağmen din çatışmaların temel odak noktası değildir, bunun nedeni de bu farklı dinlerin ortak etnik kökenler tarafından yaşanıyor olmasıdır. Yani din aynı etnik kökeni paylaşan grupların etnik kimliklerini sağlamlaştıran bir konuma sahiptir.

Devlet için en iyi yönetim şeklinin ne olacağı konusu politik çatışmanın bir diğer sebebi olmuştur. Devletin sosyalizmle, liberal değerlerle, faşizmle veya sosyal demokrasiyle yönetilmesi konusundaki görüşler çatışarak politik gerilimlere neden olabilir. Gürcistan’daki eğilim demokrasi doğrultusunda olsa da özellikle 2004 yılından sonra Gürcü hükümetinin baskıcı ve milliyetçi politikaları çok farklı fragmantasyonlara sahip olan Gürcistan’da demokrasinin gereği olan kendi haklarını ve özgürlüklerini savunma özgürlüğünü kısıtlamıştır. Bu da gerginliklerin artmasındaki sebeplerden biridir. Bu konuya Abazlar Federatif bir yapıyı öngörerek çözüm bulmaya çalışmışlarsa da Gürcü hükümeti bu projeye herhangi bir yanıt vermeyerek milliyetçi politikalarla üniter devlet şeklideki yönetim biçimini benimsemiştir. Bu şekilde gerginlikler artarak politik çatışmalara ve hatta askeri güç kullanımına neden olmuştur.

Politik çatışmaya sebep olan son etken de toplumların ve sosyal grupların sahip oldukları farklı değer yargılarıdır. Bunlar ruhani, ahlaki veya ideal değerler olabilir ve bunların birçoğu zaten hayatta kendini gösterir. Özgürlük, adalet, eşitlik, güvenlik, düzen, topluluk ruhu… Tüm bu değerler sosyal grupların içine nüfuz ederler ve bunlardan bazıları daha belirgin hallerde kendilerini gösterirler. Gürcistan’da etkili olansa farklı halkların benimsemiş oldukları özgürlük ve güvenlik değerlerinin ön plana çıkmasıdır. Güney Osetya’ya gerçekleştirilen saldırı ile Abazlar kendi sahip olduklar değerler doğrultusunda bölgedeki istikrarsızlıktan ve Rus desteğinden de yararlanarak kendi bağımsızlıklarını ilan etmişler ve Rusya’nın resmi bir tanıma için desteğini istemişlerdir.

Etiketler:, ,

Benzer Yazılar

Yazar:
Önceki Yazılar Sonraki Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0 paylaşım